Uluslararası Diyabet Federasyonunun dünyada örnek proje olarak seçtiği Diyabet Parlamentosu, diyabetli hastalarla sağlık ve sosyal güvenlik konularında en üst düzey karar vericileri bir araya getiren bir platform. Bu platformda hastalar ve hastalıkla mücadelede yer alan ekipler sorunlarını hiçbir mekanizma ve süzgeç olmadan doğrudan devlete aktarıyor.

Dünya Diyabet Günü'nde Sosyal Güvenlik Kurumunun ana salonunda düzenlenen ve bu yıl 11.'si düzenlenen Diyabet Parlamentosuna olağanüstü bir ilgi ve katılım vardı. Toplantı birçok ulusal kanaldan yayınlandı.

Toplantıya 300 civarında diyabetli hasta, hasta kuruluşları ile aile hekimleri, iç hastalıkları uzmanları, çocuk endokrin uzmanları, erişkin endokrin uzmanları, diyabet hemşireleri, beslenme uzmanları, fizyoterapistler ve ilaç endüstrisini temsil eden kuruluşların tamamı katılmıştı.

Kürsüde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü, Sosyal Güvenlik Kurumunun üst düzey üç daire başkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin üç büyük siyasi partisi, AK Parti, CHP ve MHP gruplarını temsil eden parlamenterler vardı.

Ülkemizde 12 milyon hastanın geleceğinin tartışıldığı, sorunların masaya yatırıldığı parlamentoyu, toplantıya katılan herkes üç saat boyunca adeta soluk almadan izledi.

DİYABET PARLAMENTOSUNA KATILAN SOSYAL GÜVENLİK POLİTİKALARINDAN SORUMLU İLK BAKAN

Bu yılın en dikkat çeken olayı 11 yıllık diyabet parlamentosu tarihinde ilk kez bir Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanının, Sn. Zehra Zümrüt Selçuk’un toplantıya katılımı oldu.

Daha önceki yıllarda Sağlık Bakanı olarak Sn. Müezzinoğlu ve bakanlar katılmıştı ama sorunların çözümündeki asıl odak noktası olan sosyal güvenlik politikalarından sorumlu bir bakan hiç katılmamıştı.

Bu vesileyle Sn. Selçuk’u daha yakından tanıma olanağı buldum.

Toplantıdan bir gün önce Özel Kalem Müdürü arayıp eğer programım uygunsa akşam 8’de Sayın Bakanın görüşme isteğini iletti. Günün son görüşmesi olduğunu düşünerek gittiğim, gidince yanıldığımı anladığım tahminimden uzun süren görüşmeden gece 10.30’da çıktığımda daha sırada bekleyen birçok insan vardı.

İki saate yakın görüşmemizde karşımda diyabetle ilişkili hemen her konuda bilgisi olan, sorunlara vakıf ve son derece pratik çözüm odaklı önerileri olan bir Bakan gördüm. Sorunları dikkatle dinledi, madalyonun diğer yanını, devletin bakış açısını anlattı.

Ertesi gün Diyabet Parlamentosundaki açılış konuşmasında Türkiye’de sağlık harcamalarının sağlık bütçesindeki diyabetle ilişkili hastalıkların kapladığı alanı ve devletin imkânlarını çok açık yüreklilikle anlattı. Toplantıya sorunlarını anlatmak için gelmiş biraz da muhalif olan diyabetli hastaların sempatisini kazanarak toplantıyı SGK Başkanı Selim Bağlı’ya devretti.


 
ÜÇ SİYASİ PARTİ DİYABETİN SORUNLARINDA ORTAK PLATFORM OLUŞTURDU

Meclisteki yoğun bütçe, plan görüşmeleri gündemine rağmen üç büyük siyasi partiden beş parlamenter diyabet parlamentosuna katıldı ve başından sonuna kadar izledi.

Geçen parlamentodan bu yana büyük emek ve çabaları olan AK Parti’den Sn. Abdullah Nejat Koçer ve CHP’den Sn. Servet Ünsal, bu yıl parlamentoya ilk kez katılan CHP’den Sn. Bayram Yılmaz Kaya ve Sn. Mehmet Göker, MHP’den Sn. Tamer Osmanağaoğlu açılışta ayrı ayrı birer konuşma yaparak Türkiye’de diyabetin ve diyabetli hastaların sorunlarına değindiler.

Konuşmalarda en çok dikkat çeken nokta; konu diyabetli hastaların sorunları olunca tüm parlamenterlerin aynı noktada buluşması ve sorunların çözümü için günlük siyasi politikaların üzerinde ortak platform oluşturmalarıydı.

Toplantıda özellikle diyabetli çocukların en önemli sorunu olan sürekli glukoz ölçüm cihazı için devletin desteğinin sağlanması konusunda siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı ortak bir komisyon kurulma kararı alındı. Bu karar parlamentonun en somut kararlarından birisi oldu.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU'NUN YÖNETİCİLERİ TAKDİR TOPLADI

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. Selim Bağlı, son beş yıldan bu yana diyabet parlamentosunu kurumunda ağırlıyor.  

Bu aslında hiç de kolay bir karar değil. Birçok ulusal kanalın izlediği ve yayınladığı bir ortamda size en çok reaksiyonel eleştiri getiren, haklarının daha fazla artırılmasını isteyen diyabetli hastalara kurumun kapılarını açıp misafir etmek, üç saat boyunca yöneticileriyle birlikte onların sorunlarını dinlemek ve eleştirilerini almak her yöneticinin göze alabileceği bir risk değil.

Özellikle konuların odağında olan Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Dr. Mustafa Özderyol ve üst düzey yöneticiler her yıl olduğu gibi gelen her eleştiriyi büyük bir sabırla not aldılar, katılmadıkları konuları da açık yüreklilikle nedenleriyle anlattılar. Hasta ile SGK kurumu arasında özel bir uzlaşı dili oluşturdular. Dünyada özellikle hasta haklarının tartışıldığı konularda bunu yapacak yürekli yöneticiler çok azdır.

 
DİYABETLİLERİN MASADAKİ ÜÇ ÖNEMLİ SORUNU

Yine önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da diyabetli hastalar, herkesin olaylı, bağrış çağrış içinde geçeceğini düşündüğü bir toplantıda sorunlarını çok sakin, asla geri adım atmayan bir kararlılıkla anlattı.

Diyabetli hastaların toplantıda dile getirdiği sorunlar bir yıl önceki gibi yine dört konuda yoğunlaşıyordu.

Birinci sorun

18 yaş altı diyabetlilerin özellikle de çocukların ayda 200-300 kez parmaklarının delinmesinden kurtaracak, gece uykunun ortasında ani şekerin düştüğünde ya da yükseldiğinde aileyi uyaracak sürekli glukoz ölçüm monitörlerinin Sosyal Güvenlik kapsamına alınması idi.

Diyabetliler çözüm önerisi olarak cihazlarından yararlanacaklar için bir yaş sınırlaması olsun, geri ödeme için sağlık kurul kriterleri ciddi tutulsun ama artık çocuklar Avrupalı çocuklar gibi bu haktan yararlansın istiyorlar. Bu sorunun bir an önce çözümü için parlamentoda bir komisyon oluşturma kararı alındı.

İkinci sorun

İnsülin pompalarında ve glukoz ölçüm aletlerinde devletin ödediği parayla hastanın cebinden çıkan paranın arasındaki uçurumun sürekli artması. İhtiyacı olan hastaların artık ödeme güçlüğüne girmesi.

Bir süre önce devlet insülin pompalarında verdiği desteği artırdı. Ancak yine de cihazları satan firmaların yaptığı fiyat artışları ile hastanın kendisine düşen pay azalacağına arttı.

Diyabetlilerin bu konuda iki çözüm önerisi var; birincisi devletin kullanılmayan pompaları geri alması ve ihtiyacı olanlara bedelsiz olarak vermesi; ikincisi de piyasada satılan şeker ölçüm aletlerinin ve insülin pompa ile setlerinin firma satış bedellerinin de devletin kontrolünde olması, sabit fiyatla satılması.

Üçüncü sorun

Özürlü daha doğrusu çalışabilirlik kapasitesi oranlarında Tip 1 diyabetlilerin uzunca bir süre sahip oldukları haklarından mağdur edilmesi konusuydu.

Gerçekten bu son konu belki de diyabetlilerin dile getirdiği sorunlar içinde en önemlisiydi.

Tip 1 diyabetli bir genç günde 4-5 kez insülin olmak zorunda. Her gün 6-7 kez parmağını delerek kan şekerini kontrol etmek zorunda, özel bir diyet uygulamak zorunda, düzenli bir şekilde spor yapmak zorunda. Bu hastalık özel bakım isteyen bir hastalık, bu nedenle devlet bu gençleri askerlikten muaf tutuyor.

Ama bir süre önce devlet bu gençleri özürlü (iş göremezlik) raporu ile koruma altına alırken sonra nedeni bilinmeyen bir şekilde bu gençler üzerindeki korumayı kaldırdı, ilgili kararnamede aynı hastalık ikiye ayrıldı.

Sonuçta Tip 1 diyabetli gençlerin tamamına yakınının sosyal hakları geri alındı ve devlet, bu gençleri iş dünyasının vahşi kuralları ile karşı karşıya bıraktı. Bu değişiklikten sonrada Tip 1 diyabetli gençler iş başvurularında diyabetli olduğunu söyleyince camdan duvarlarla karşı karşıya kaldılar, işe alınmadılar.

Bu konuyu parlamentodan bir gün önce Sayın Bakana sunmuştum ve bu konunun çözümü üzerinde önemle duracağına dair söz aldım.  

DEVLET-HASTA ORTAK PLATFORMU MEYVELERİNİ VERİYOR

Diyabet ülkemizde en önemli sağlık sorunlarından birisi. Yapılan çalışmalar 12 milyonun üzerinde diyabetli hasta olduğunu gösteriyor. Resmi rakamlar ilaç kullanan hasta sayınının 8 milyonu aştığını bildiriyor. Diyabet ülkemizde dünya ortalamasının iki, Avrupa ortalamasının ise üç katı.

Bu ülkede hem diyabet sayısı artıyor hem de aynı oranda diyabet harcamaları artıyor. İşte bu noktada Diyabet Parlamentosu modelinin bu ülke için önemi ön plana çıkıyor.

Diyabetli hastalar görüyor ki devletin imkânları kısıtlı ve imkânları herkese adil dağıtmak zorunda. Devlet de hastaların özellikle kronik hastalıklarda; hastaların hastalıklarla birlikte yaşarken ne kadar güçlükler çektiğini görüyor.

Ama asıl önemli konu da bu parlamentoda hem devlet, hem hastalar, hem de meslek kuruluşları diyabet gibi devasa sorunları olan hastalıkla mücadele için birlikte el ele verdiler.

SONUÇ 

Bu çalışmaların ilk önemli ürünü alındı ve parlamentonun sonunda diyabet alanında çalışan üç büyük kuruluşun uzun bir süre uğraşıyla 50'nin üzerinde öğretim üyesinin katkısıyla hazırlanan, devletin yaklaşık 60-80 milyon lira tasarruf etmesini sağlayacak rapor Sosyal Güvenlik Kurumu yöneticilerine sunuldu. 

Bu yıl Diyabet Parlamentosu ilk kez devlet, diyabetli hasta kuruluşları ve uzmanlık kuruluşlarının bir ortak çalıştayına dönüştü. Bunda Bakan Sn. Zehra Zümrüt Selçuk’un, TBMM adına katılan parlamenterlerin ve hasta kuruluşlarının katkıları çok büyük.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!