Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

65 YAŞ ÜSTÜ AŞI TARTIŞMALARI : SİNOVAC AŞISI MI BİONTECH AŞISI MI

Bu günlerde 65 üstü dostlarımızdan sürekli telefonlar alıyorum.

Gelen sorular hep aynı, “Tartışmalardan kafamız karıştı aşı olacak mıyız, olmayacak mıyız, olacaksak hangi aşıyı olalım?”

Gerçekten bu günlerde aşılanma konusunda ortada bir kaos var.

Bir grup uzman, “65 yaş üstü vatandaşlara Sinovac aşısını yaptırmayın yaptırmayın” çağrısı yapıyor. Başka bir grup uzman da “Söylenenlere aldırmayın aşınızı mutlaka yaptırın” diyor.

Tam da aşılamanın başladığı şu günlerde arada kalmış, kararsız durumda birçok insan var.

KARŞI GRUPLAR NE DİYOR?

“Sinovac aşısını yaptırmayın” diyen grubun öncüsü olan isimlerden Dr. Serdar Savaş geçenlerde bu konu ile ilgili bir video yayınladı.

Videoda Sinovac bu aşının 60 yaş üzeri popülasyonda yeterli çalışmalarının olmadığı, üstelik yeni açıklanan bir araştırma sonucuna göre de bu grupta bu aşının koruyuculuğunun ancak %40’larda kaldığının bildirildiğini söylüyor.

Bu nedenle, kesinlikle Sinovac aşısı olmayın, aşı olmamak için elinizden geleni yapın hatta direnin diyor, BioNtech aşısını olun bu aşının koruyuculuğu % 90’larda diyor.

Bu sözler ilk başta mantığa çok yatkın geliyor.

Bu sözler üstelik Dr. Serdar Savaş gibi daha önce Sağlık Bakanlığında üst düzey bürokrat olarak görevlerde bulunmuş, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa bürosunda direktörlük yapmış, genetik alanında çalışmalar yapmış bir isimden çıkınca çok daha önem kazanıyor.

Buna karşılık bilim kurulunun öncülüğünü çektiği diğer grup ise, “Hiç bir aşının 60 yaş üstü yeterli çalışması olmadığını, mevcut bütün aşılar bu çalışmalar olmadan acil durum onayı ile pazara sürüldü” diyor.

Bu grup, Sinovac aşısının hastalık önleyici etkisi düşük olsa bile, koruyuculuk özelliğinin farklı iki kategoride değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Aşının, kişide hastalığı engellemesi kadar, aşı olan kişinin hasta olsa da hastalığı çok daha hafif geçirmesi ve aşının ölüm olaylarını engellemesinin de önemli bir kriter olduğunu belirtiyor.

Bu grup, bu kategoriye göre Sinovac aşısının çalışmalarda hastalık engelleme oranı düşük olsa bile ölümcül durumdan koruma etkisi %100 olarak bulunduğunu ve bu nedenle bir an önce, zaman kaybetmeden aşının olunması gerektiği konusunda uyarıyor.

TARTIŞMALARDA AŞI GÜVENLİĞİ GÖZ ARDI EDİLİYOR

Ama konu o kadar basit değil.

Ben bu konuda biraz farklı düşünüyorum.

Aşıda değerlendirmesi gereken tek kriter koruyuculuk değil. Koruyuculuk kadar aşının güvenilirliği de çok önemli.

Bu konu tartışmalarda bilerek ya da bilmeyerek göz ardı ediliyor.

Aşı tercihinde, aşı yapıldıktan sonra erken dönem yan etkileri nedir, uzun dönem yan etkileri ne olabilir, bunların değerlendirilmesi çok önemli.

Benim için aşıda güvenlik konusu birinci planda, bu konu bilinmeden koruyuculuk ikinci planda kalır.

Bu açıdan mevcut bilgilerle iki aşıyı karşılaştırmak gerek.

Sinovac aşısında bir inaktif virüs teknolojisi kullanılmış. Bu metod dünyanın bilinen en eski aşı yöntemlerinden, ölü virüs verilerek bağışıklık sisteminin virüsü tanıması ve antikor üretmesi hedefleniyor.

Daha önce çiçek hastalığı, kızıl, kızamık, hepatit gibi birçok virüs salgınında kullanılmış, başarılı olmuş. İnaktif virüs kullanıldığı için güvenirliliği yüksek.

BİONTECH AŞISI NEDEN TÜM ÜLKELERDEN SIFIR SORUMLULUK GARANTİSİ İSTİYOR?

BioNTech ve Pfizer’in ürettiği aşı ile Amerikan Moderna aşısında messenger RNA (mRNA) teknolojisi tercih edilmiş. Bu metod yeni bir yöntem ve daha önce dünyada hiç uygulanmamış, örneği yok.

Bu yöntemde virüse ait taç bölümünde alınan spike proteinlerinden kopyalanan mRNA lipid (yağ) sarmalı sentetik olarak üretiliyor paketlenip aşı olarak enjekte ediliyor.

Vücuda giren mRNA ile yeni bir protein oluşturuluyor, organizmanın immün sistemi bu yeni proteinlere karşı antikor oluşturuyor ve bağışıklık sağlıyor.

Bu yöntem daha önce denenmediği için bir yıl ve daha uzun süreli güvenlik verileri yok ve bilinmiyor. Özellikle ileriki yıllarda immün sistem üzerine etkileri ne olur bilinmiyor.

Öncelikle belirtmeliyim ki dünya tarihinde, yeni ve denenmemiş bir teknoloji ile yapılmış hiç bir aşı 1 yıldan daha kısa bir sürede kabul edilip, uygulamaya geçilmedi.

Eğer BionNtech ve Moderna aşılarında kullanılan teknoloji ile ilgili çalışmalar pandeminin başlangıcından çok daha önce başlamadı ise bu aşıların bir, iki yıl ya da daha uzun süreli ve güvenlik sonuçları üretenlerde dahil henüz kimse tarafından bilinmiyor.

İşte bu nedenle Pfizer-BioNtech firması bir ülkeye aşı vermeden önce ülkeyle aşının riskleri ve yan etkileri konusunda kendisini korumak için sıfır sorumluluk anlaşması imzalanması koşulunu getiriyor.

Sonuçta Avrupalı liderlerin ya da politikacıların hangi aşıyı tercih ettiklerinin benim için bir anlamı yok, benim için aşının kısa ve uzun dönemli güvenlik verileri önemli.

SONUÇ

Asistanlık yıllarımda Prof. Bülent Berkarda’dan öğrendiğim çok önemli bir kural var.

Hoca, vizitte hastaya ilk kez başladığım yeni piyasaya çıkmış bir ilacın olumlu etkilerini anlatırken araya girip durdurdu, “Bu anlattıkların senin deneyimlerin mi, bu ilacı sen daha önce kullandın mı?” diye sordu. “Hayır daha önce, kullanmadım, prospektüste yazıyor” diye yanıtladım. Bülent hoca, gözlerini bana dikerek, “Bak delikanlı, ben yeni piyasaya çıkan bir ilacı en az bir yıl izlemeden hastalarıma hiç yazmadım, sana da bunu tavsiye ederim” dedi.

Bu sözü hiç unutmadım.

40 yılı aşan meslek hayatımda hep bu kuralı uyguladım ve hocanın ne kadar haklı olduğunu defalarca gördüm.

Sözün özeti, mRNA aşıların bir iki yılda tüm güvenlik verileri çıktığında ve sonuçları da bilimsel açıdan tatminkâr ise, işte o zaman kendime bu aşıdan yaptıracağım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00