Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sayın Bakan'ın, PCR testi ile ilgili kararı sürpriz olmadı.

Aşı karşıtları hemen bu kararların kendi mücadelelerinin başarısı olduğunu ilan ettiler. Ama işin aslı öyle değil.

Bu kararların arkasındaki neden artık bakanlığın katı devletçi PCR test politikasının sürdürülebilir olamaması.

Daha öncede yazmıştım.

Halen bakanlığın tek tanı yöntemini PCR testi ve bu testin de sadece hastanelerde yapılabilir olması kararı sonuçta hastalık semptomları gösteren insanları ya devlet hastanelerinde ya da özel laboratuvarlarda ciddi paralar vererek test yaptırmaya zorlayan bir uygulama.

Ülkeye tsunami gibi gelen Omicron mutasyonu ile birlikte ne resmi hasta rakamlarının önemi ne de bu politikaların uygulanabilirliği kalmadı.

Ülke yangın yeri gibi. Milyonlarca insan enfekte.

Bu nedenle Bilim Kurulu'nda alınan bu yeni kararların vatandaş test için hastaneye mecbur edildiği sürece bir anlamı olmayacak.

Yarın da, ondan sonraki günler de hemen her hastanenin önünde binlerce insan, saatlerce PCR kuyruklarında bekliyor olacak.

Bu insanlar temaslı falan olduğu için test yaptırmaya gidenler değil, hastalık bulgularından şüphelenenler, kendinde, çocuğunda, eşinde semptom olanlar, can derdinde olanlar.

Çünkü bakanlığın aldığı karar insanlara başka bir şans tanımıyor.

Bu uygulama devlete yük, her gün 300-400 bin test yapıyor, devletin kasasından gidiyor, gereksiz yere büyük harcamalar yapılıyor.

Bu uygulama sağlık sistemine yük. Binlerce sağlık personeli kuyruklardaki insanların testlerini yapmak için ek mesai yapıyor, sistemi tıkıyor.

Bu uygulama vatandaşa yük. Özel laboratuvarlarda ödeyeceği paranın beşte birine, onda birine evinde yaptıracağı test için gidip kuyruklarda bekliyor.

Öte yandan gerçekten birçok hasta da hastane kapılarında beklememek için test yaptırmıyor, tanısı gecikiyor, semptomlar ağırlaştıktan sonra hastaneye gidiyor, yoğun bakımları dolduran insanların büyük çoğunluğu bu hastalarla dolu.

Biz Avrupa'da PCR dışı tanı testlerinin vatandaşın erişimine yasak olduğu tek ülkeyiz.

Oysa Avrupa çok uzun bir süreden beri hızlı tanı testlerini kullanıyor.

Bu testler Avrupa'da bütün eczanelerde satılıyor. İsteyen insanlar kendine en yakın eczaneden testini alıp kendisi yapıyor.

İngiltere’de NHS sistemine yazdığınızda devlet bu testleri eve ücretsiz gönderiyor. Okullardan velilere sürekli uyarı gidiyor. Haftada 2-3 kez çocukların hızlı antijen tanı testiyle kontrolü isteniyor.

Kimse çocuğunu alıp hastane kapılarında bekletip travma yaşatmıyor.

Birçok ülke, ülkeye girişte hızlı antijen tanı testiyle kontrol yapıp alıyor.

Birçok hava yolu, ülkeye girişte PCR testi gibi hızlı antijen tanı testlerini tanıyor, buna Türk Hava Yolları da dahil.

Bu testlerin duyarlılığı PCR testinin altında değil. Çok ucuz. Hemen herkesin kendi kendisine evde yapacağı kadar basit. 15 dakikada sonuç veriyor.

Aslında bu testleri Sağlık Bakanlığı da tanıyor. Kontrollerini yapıyor, çok ciddi testlerden geçiriyor, TİTCK onayını veriyor ama bu testler sadece şirketlerin kullanımına açık.

Şirketler her hafta işçilerini kontrol ediyorlar, şirket sahipleri, yöneticileri bu testleri kullanabiliyorlar.

Ama bu testler vatandaşın kullanımına yasak. Eczanelerde satışı yasak.

Sırf bu nedenle vatandaşın hasta olup olmadığını tek öğrenme yolu hastaneden, kapılarında beklemekten geçiyor.

Alınan bu kararlar da kuyrukları azaltmayacak.

Rakamların hiçbir anlamının kalmadığı şu Omicron tsunami günlerinde bakanlığın, nedenini bilmediğim, bilmekte istemediğim katı devletçi PCR uygulamalarından vazgeçip hastane kuyruklarını kaldıracak daha gerçekçi kararlar alması gerekir.

İsteyen vatandaşın eczaneye gidip sonucunu hemen öğreneceği testini yapıp önlemini almasına olanak sağlanmalıdır.

Kuşkusuz koronadan ölümlerin önemli bir bölümünde tanıda gecikmenin önemli bir rolü var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00