İnternette organize sahtekârlık: Sağlıkta sahte ilaç vurgununun boyutları
Bu yazı, yasal sosyal mecralar kullanılarak, yasalara uygun satış ağları kullanılarak, İçişleri Bakanlığı'nın, Adalet Bakanlığı'nın, Sağlık Bakanlığı'nın gözü önünde milyonlarca hastanın yanlış bilgilerle kandırılarak ilaç adı altında sahte ürün satarak elde edilen milyonlarca liralık bir vurgunun hikâyesidir.
Olay bu sefer benim başımdan geçti.
Salı günü günlük çalışmalar içinde koşuştururken aniden bir mail bombardımanı başladı, üst üste telefonlar çalmaya başladı, ofis telefonları kilitlendi.
Gelen soruların hepsi aşağı yukarı birbirinin aynısıydı.
“İnternette açıklamanızı okuduk, röportajda söylediğiniz çay gerçekten diyabeti kesin iyileştiriyor mu, biz de alıp denemek istiyoruz, ne dersiniz?"
Merak ettim, bir hastamdan link rica ettim.
Karşıma benim fotoğrafımla, benimle yapılmış sahte bir röportaj çıktı.
Yazı, insan psikolojisini iyi bilen, okuyan herkesi inandırabilecek bir profesyonellikte kaleme alınmış.
Avukatım bile başında ”E ne var bunda, bence çok güzel bir röportaj” dedi, olayın benim adımın kullanıldığı sahtekârlık olduğuna ikna etmek epey zamanımı aldı.
Yazıyı aşağıda kısaca özetliyorum.
Yazıyı siteden noktasını virgülünü değiştirmeden aldım.
“Bir endokrinolog olan Prof. Dr. Temel Yılmaz nadiren röportaj verir. Ancak uzun görüşmelerden sonra yine de kendisiyle bir görüşme ayarladık.“ diye başlıyor ve devam ediyor:
“Prof. Dr. Temel Yılmaz bizi doğrudan kliniğe davet etti. Saat 14:55 vardiyanın bitmesine 5 dakika kalmıştı. Koridorda 5 kişi daha vardı. Dr. Temel Yılmaz herkesi kabul etmeden işi bırakmadı. Vicdanın insanları reddetmesine izin vermediğini söylüyor.
Dr. Temel Yılmaz bir endokrinologdur. Diyabet tedavisi konusunda Türkiye'nin en iyi uzmanı olarak kabul edilmektedir. Avrupa'dan olanlar da dâhil olmak üzere ünlü kişiler bile onunla istişare için randevu alıyorlar”
Röportaj devam ediyor:
"Muhabir: Neden şu anda alınan terapilerle diyabetten kurtulamıyoruz?
Prof. Dr. TY: Günümüzde tedavinin temeli metformin bazlı ilaçlardır. Ancak metformin, hastalığa ve erken ölüme giden bir yoldur. Tip 2 diyabeti olan tüm insanlara tavsiyem: Size bu tür ilaçları terapi olarak yazan doktorlardan uzak durun.
Hepsi kandaki insülin seviyesini kritik değerlere yükseltir. Böyle bir miktarda insülinden, ekşi krema gibi kan koyulaşır. Büyük miktarlarda, insülin kelimenin tam anlamıyla karaciğeri, böbrekleri ve diğer organları yok eder.
İnsülin dokusuyla ve yaptığı etkisiyle mide asidine benzer. Mide asidi mideyi doldurursa eğer ne olacağını hayal edin! Evet, iç organlar yanar!
Günümüzde tedavinin temeli metformin bazlı ilaçlardır. Ancak metformin, hastalığa ve erken ölüme giden bir yoldur. Tip 2 diyabeti olan tüm insanlara tavsiyem: Size bu tür ilaçları terapi olarak yazan doktorlardan uzak durun.
Hepsi kandaki insülin seviyesini kritik değerlere yükseltir. Böyle bir miktarda insülinden, ekşi krema gibi kan koyulaşır. Büyük miktarlarda, insülin kelimenin tam anlamıyla karaciğeri, böbrekleri ve diğer organları yok eder. İnsülin dokusuyla ve yaptığı etkisiyle mide asidine benzer. Mide asidi mideyi doldurursa eğer ne olacağını hayal edin! Evet, iç organlar yanar! Bu nedenle istatistiklere göre bu ilaçları kullanan şeker hastalarının % 38'inde kanser gelişir ”
Sahte röportaj sonra benim ağzımdan devam ediyor:
“İnsanların diyabet semptomlarını kendi başlarına tedavi edebilecek belirli ilaçlardan bahsedecek olursak eğer, o zaman (...) gibi bir ürün tavsiye ederim. 2020 yılında Endokrinoloji Araştırma Enstitüsü (Böyle bir kurum yok) tarafından geliştirilmiştir. Bu, metformin gibi kimya değil, çesitli aktif bileşenler içeren doğal diyabetik ürün.
Ürün, tip 2 diyabet için gerekli olan tüm bileşenleri içerir. (...) dünyanın (!) dört bir yanından toplanan bitkilerin karışımı.
(...) 'nın temel avantajı, hastalığın kaynağını etkilemesi ve vücuda zarar vermemesidir. Ayrıca, bir diyabet hastasının vücudunu güçlendirir.
Dünyadaki hiçbir ürün bu kadar zengin bir içeriğe sahip olamaz (!).
(!)'nın etkinliği eşsizdir! Meslektaşlarım ve ben bu çayı hastalarımıza önermeye başladıktan sonra, sağlık durumlarının iyileşme yüzdesi 96%'ya yükseldi. Bu, 100 kişiden 96'sının (!) diyabetin hoş olmayan tezahürlerinden kurtuldu anlamına gelir. Şeker ölçüm cihazını unutup normal hayata dönebilirler."
Yazının bitiminde hasta öyküleri var.
Fotoğraflar sahte. İsimler sahte. Hastanın ağzından yazılan yazılar, röportajlar sahte.
Son soru en ilginç noktası:
“Muhabir: (…) yardımıyla diyabet belirtilerini ne kadar kısa zamanda ortadan kaldırabileceğinizi söyler misiniz?
Prof. Dr. T.Y: Aslında ev ortamında çok kısa zamanda diyabet belirtilerinden kurtulabilirsiniz! (...) 2-3 ay içerisinde pankreas fonksiyonunu %100 oranında düzeltir”.
- Metin Arolat'ın zamansız kaybı, spekülasyonlar ve genç yaş kalp krizi ölümlerinin ardındaki gerçek1 yıl önce
- Bir endokrinolog gözüyle Cezaylrli boksör olayı1 yıl önce
- Dr. Ekrem Tunçer'in katili kim?1 yıl önce
- Kombo virüs salgını: Yeniden maske takma zamanı mı?1 yıl önce
- Sayın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e açık mektup2 yıl önce
- Karaciğer naklinde büyük devrim2 yıl önce
- Yeni kuşak zayıflama ilaçları dünyada obezite salgınının kontrolünde nasıl bir rol oynayacak?2 yıl önce
- Depremde yaşamlarını yitirenlerin kimlik tanımı: Aileler için çok önemli insani ve hukuksal boyutları olan sorun, çalışmalar hangi aşamada?2 yıl önce
- Tip 1 diyabetli çocukların sensör geri ödeme umutları nasıl yok ediliyor? Soru işaretleriyle dolu bir bürokrasi sarmalı2 yıl önce
- Diyabetli çocukların sensör sorunu acil çözüm bekliyor3 yıl önce