HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 7 Haziran genel seçimlerinin hemen ardından, “Biz AKP ile içeriden veya dışarıdan koalisyon yapmayacağız” diyerek seçim öncesi vermiş oldukları sözün arkasında durduklarını göstermiş oldu. Kısa bir süre sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HDP’yi yok farz ettiklerini, hiçbir şekilde yan yana durmayacaklarını, böyle bir görüntü dahi vermeyeceklerini net bir şekilde açıkladı. Sonuçta HDP, CHP ile baş başa kaldı. Bu iki partinin sandalye sayısının hükümet kurmaya yetmemesi nedeniyle de 7 Haziran’ın en büyük galibi olan HDP’nin adı, kendisine destek veren çevrelerde şaşkınlığa yol açacak ölçüde, mevcut koalisyon seçenekleri arasında geçmez oldu.

KCK yöneticisi Murat Karayılan’ın “Ben filan kesimle koalisyona girmem türünden açıklama ve tutumlarda bana göre duygusallık vardır. Bu siyaseten pek doğru da değildir. Öyle kendini bazı şeylere hapsetme yerine ilkeler üzerine konuşmak önemlidir” çıkışı, Kürt siyasi hareketi içinde izlenen stratejinin yanlış bulunduğunu gösteriyordu. Zaten onun açıklamasından önce HDP de yanlıştan dönmek için bazı adımlar atmaya başlamıştı. Örneğin, Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağ, “Biz gelebilecek bütün önerilere, hükümet kurma, koalisyon oluşturma eksenindeki bütün görüşmelere açığız. Türkiye siyasetinde kriz yaratan değil kriz çözen pozisyon üstlendik” demişti.

Ardından koalisyon seçeneklerinin dışında kaldığı, daha doğrusu kendisini dışarıda bıraktığı için HDP açık ve yoğun bir şekilde “kötünün iyisi”ni, yani AKP-CHP koalisyonunu telkin etmeye başladı. HDP, AKP-MHP koalisyonu ihtimalini bir “savaş hükümeti” olarak gördüğünden, çözüm sürecini garanti altına almak için bu tutum anlaşılır bir şeydi.

KOALİSYONA YEŞİL IŞIK

Ancak yeterli de değildi. Nitekim gerek Demirtaş, gerekse Yüksekdağ medya üzerinden, her ne kadar AKP-CHP olasılığının daha yüksek olduğunu söyleseler de kendilerinin de koalisyon ortağı olabilecekleri mesajını vermeye başladı. Başbakan Davutoğlu’nun “1 aylık süreçte HDP’nin duruşunun değiştiğini gördük” sözlerini bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Yine Davutoğlu’nun HDP hakkında, “Her konuyu görüşürüz fakat koalisyon ortaklığı çerçevesi oluşmuş değil. Ama görüşmeye de devam ederiz” sözlerini, AKP-HDP ihtimalinin yüzde 0 olmadığı, kapıların az da olsa açık olduğu şeklinde değerlendirmek mümkün.

Sonuç olarak HDP, AKP seçeneğini kesin bir dille dışlamakta aceleci davrandı, hatadan dönmek içinse hayli geç kaldı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!