Kandil’den peş peşe gelen açıklamalar, kesilen yollar, yakılan araçlar, askerle çatışmalar ve nihayet kent merkezlerinde polislere yönelik saldırılar... Bütün bunlar “çatışmasızlık” diye tanımlanan durumun ortadan kalkmakta olduğunu düşündüren gelişmeler. Fakat PKK’nın ateşkesi tek taraflı olarak bitirmesi tabii ki mümkün ama çok makul gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin tekrardan çatışma ortamına yuvarlanması halinde Kürt siyasi hareketi (KSH) sadece, özellikle farklı adlardaki çözüm süreçlerinde, diğer bir deyişle çatışmasızlık ortamı sayesinde elde etmiş olduğu kazanımları (Bunların en çarpıcısı hiç kuşkusuz HDP’nin yüzde 13 oyla 80 milletvekili kazanmasıdır) riske atmış olmayacak. Bana göre PKK için en büyük risk, (IŞ)İD ’in ortaya çıkmasının ardından, onunla savaşarak elde ettiği “bölgesel güç” olma özelliğini kaybetmesi ihtimalidir.

WASHINGTON’UN TUTUMU

Her ne kadar hükümet kabul etmeye yanaşmasa da, onun bütün engelleme çabalarına rağmen PKK çizgisindeki siyasi ve askeri örgütler, kısmen Irak ama en çok Suriye’de (IŞ)İD ’e çok ciddi darbeler indirerek uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Buna bağlı olarak Batı’da PKK hakkındaki “terörist” imajı büyük ölçüde aşındı. Batı medyası Suriye ve Irak’ta (IŞ)İD ’e karşı savaşan Abdullah Öcalan çizgisindeki militanları, özellikle kadınları olumlu anlamda ve (IŞ)İD ’in vaat ettiği yaşam tarzının alternatifi olarak ön plana çıkardı. Bütün bunlara paralel olarak ABD’nin başını çektiği uluslararası koalisyon Kobani, Telabyad gibi kritik yerlerde PYD/YPG’ye hayati ve yoğun destek verdi.

Eğer PKK Türkiye’de devletle savaşıyor olsaydı ne Suriye ve Irak’a bu kadar kaynak, silah ve kadro aktarabilir, ne de onun çizgisindeki PYD/YPG Ankara’nın “stratejik ortağı” ABD’den bu kadar açık ve etkili bir destek alabilirdi. PYD ile Kandil ve İmralı arasındaki ilişkiyi en iyi bilen odaklardan olan Washington bugüne kadar bunu görmezden geldi veya çok önemser bir tutum takınmadı. Fakat Türkiye’de çatışma mutlak anlamda yeniden başlarsa bu tutumunu sürdürmekte zorlanacaktır.

İNCİRLİK FAKTÖRÜ

Ayrıca, eğer Ankara (IŞ)İD ’e karşı mücadelede nihayet uluslararası koalisyona destek vermeye karar verirse (ki bunun işaretleri son günlerde artıyor) Kandil’in değeri yok olmasa bile azalacaktır. Örneğin tamamlandığı söylenen İncirlik pazarlığı bu noktada Ankara’nın elini ciddi olarak güçlendiriyor.

Bununla birlikte, Amerikan yönetiminin başta Suriye’deki PYD olmak üzere, Öcalan çizgisindeki Kürt hareketlerini Ankara’nın talebiyle gözden çıkaracağını, hele karşısına alacağını düşünmek, Kobani direnişi ve 7 Haziran seçim sonuçları gibi olaylar düşünüldüğünde, hiç gerçekçi olmaz. Bunun yerine, yarım kalmış olan çözüm sürecinin yeniden başlatılmasını ve Kürtlerin öncelikle Türkiye’de sisteme entegre edilmesini telkin edeceklerdir. Fakat bunun için Türkiye’de çatışmasızlık ortamının güçlü bir şekilde yeniden tesisi mutlak bir zorunluluk.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!