Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Popüler kültürde insanın unutması mümkün olmayan bir olayın yaşandığı günde neler yapmakta olduğunun anlatılması önemli bir sözlü tarih çalışması gibi ele alınabilir.

Bu tür anlatılar global bir fenomendir. Her ülkenin koşullarına göre önemli olay tanımı değişebildiğinden bir önceki günün hatırlanması hangi olaya göre tanımlanacağı ülkeden ülkeye değişir.

Örneğin Amerika’da bir dönemde toplumda büyük şok yaratan Kennedy’nin vurulduğu saat ve günde ne yapmakta olduğunuzun sorulması hayli yaygındı ve bu soruya verilen cevaplar yaşanılan tarihin anlaşılması açısından hayli ilginç bir belge de oluşturuyordu.

Yine özellikle Amerika’da 11 Eylül’de ilk binaya uçak çarptığında veya binalar çöktüğünde neredeydin ve ne yapmaktaydın diye de sorulur.

*

Hatırlananın sadece şok yaratan kötü bir olay da olması gerekmiyor. Örneğin çocuğunuzun doğduğu gün doğumdan önce ne yapmakta olduğunuzun hatırlanıp anlatılması veya evlenmeden önceki son bekarlık gününde ne yaptığınızın sorulması ve buna verilen cevaplar da ilginç olabilir.

Bizde ayrıca bir ara özellikle solcular arasında "11 Eylül 1980’de ne yapıyordun" sorusu bir gün sonra darbeyle gelecek hayatların alt üst olmasına hazırlığın söylemi olarak görülmüştü.

*

Dediğim gibi o an ve öncesinde ne yapıyorsun sorusuna konu olan olaylar kültüre göre ve topluma göre hayli değişken olabilir.

Fakat gördüğüm kadarıyla global kültürde başka bir soru da neredeyse her topluma ortak bir global fenomen olmaya doğru gidiyor.

Soru şu: Virüs salgını başlamadan önce son normal günde neredeydin ve neler yaptın?

Bu soruya verilen cevaplar ayrı bir edebi tür oluşturacak kadar çeşitli ve zengin olabiliyor.

Ben salgın başlamadan önceki son normal gününde yaşadıklarını anlatan hikaye ve romanların önümüzdeki dönemde sayısının artmasını da bekliyorum.

Sıradan insanların son normal günlerini anlattıkları derlemeler de çok ilgi görecek buna da eminim.

*

Ben son normal günümde yaptıklarımın ilerde yazmak için notlarını almaya başladım. Notlarıma bakıyorum son derce sıradan sıkıcı görünen işlerden ibaret. Ama bir gün sonra salgın başlayacağından bu hatırlanınca bunlar bile heyecanla okunabiliyor. Yani olan bitenler ancak sonra olacaklar düşünülünce bir anlam kazanabiliyor.

Buna bağlı olarak salgının başladığını duyunca veya ilk ölüm haberini aldığınızda neler hissettiğinizin yazılması da ilerde yeni bir edebi tür oluşturacak bence.

*

Bu yaşadıklarımızın herkeste, hepimizde bir travma yarattığı kesin. Duygularımızı, yaşadıklarımızı yazıya dökmek büyük ihtimalle ruhumuzu rahatlatacaktır ve ilerde ilgiyle okunacak bir yaşanmış tarih çalışmasının temelini oluşturacaktır.

Şunu bilin salgından bir gün önceki normal günde yapılan hiçbir şey sıkıcı ve lüzumsuz olamaz. Bu size böyle gelse de bir gün sonra olacakları düşündüğünüzde en rutin, en sıkıcı iş bile başka bir anlam kazanabiliyor. Bu da bir açıdan hayatın sıkıcı rutinlerini ilginç ve okunabilir kılma iddiasında olan edebiyat açısından önemli bir temel oluşturabilir.

*

Yaşadıklarımıza edebi bir anlam kazandırma konusunu düşündüğümden beni en çok merak ettiren konu acaba bu yaşadıklarımızın ilerde bir bilim kurgu türü romana veya hikayeye konu olup olmayacağı.

Bilim kurgu türünde uzay ve farklı dünyalarda geçen ekol dışında bir de yaşanılan normal hayatların üzerine kurulmuş bilim kurgu ekolü de vardır. Bu türün ortaya çıkmasına neden olan çalışma da Harlan Ellison’un derlemiş olduğu 'Dangerous Visions’ adlı hikaye derlemesidir. Bu ekoldeki yazarlar sıradan yaşamları bilim kurgu şeklinde anlatmakta uzmandırlar. Bu tür yazarlar için salgın günlerinin muazzam bir kaynak oluşturacağı kesindir, bakalım bu günlerin ileride bilim kurgusunu okuyabilecek miyiz?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00