Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Washington’da devletin iç işleyişlerini anlayabilmek açısından ulusal güvenlik danışmanlarının görevden ayrıldıktan sonra yazdıkları kitaplar ve gazeteci Bob Woodward’ın kitabı daima mükemmel kaynaklardır.

Henry Kissinger, Zbigniew Brzezinksi ve James Baker çeşitli dönemlerde ulusal güvenlik danışmanlığı yapmış nerdeyse efsanevi isimlerdir.

Üçünün ayrıldıktan sonra yazdığı kitaplar Washington’da gazetecilik yapmaya çalışanlar açısından inanılmaz derecede zengin bilgi içeren kaynaklardır.

17 ay boyunca Trump’ın ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış olan John Bolton’un yazmış olduğu ‘Olayın Olduğu Oda’ (The Room Where It Happened) adlı kitabı da bu artık klasikleşmiş ulusal güvenlik danışmanı kitapları arasında yer almaya değer bir çalışma.

WOODWARD'IN ÖZEL YERİ

Devlet görevlileri dışında Washington’un gerçek işleyişini en iyi anlatabilen gazeteci ise yılların tecrübeli ismi Washington Post yazarı Bob Woodward’dır. Carl Bernstein ile birlikte Watergate skandalını ortaya çıkaran çalışması sonrasında Woodward hemen her başkanın döneminde en azından bir kitap ile derinde olan biteni bize anlatmayı sürdürdü.

Trump dönemini anlatmak için ‘Korkun Trump Breyaz Saray’da ve 'Rage' adlı kitapları var.

Yeni yılın ilk günlerinde basılmak için biraz şımarıklık yaptığım yazıları yazarken bir yandan da Washington’da temsilcilik yaptığım beş yıl boyunca toparlayıp getirdiğim bazı kitapları 2021’de bölgemizde olabilecekleri doğru tahmin edebilmek için yeniden gözden geçirdim.

Bunları ilk okuduğumda doğal olarak daima Türkiye konusuna konsantre olmuştum. Bu çalışmamın sonuçlarını daha önce zaten yazmış durumdayım.

Ama bu defa ABD’nin bölgemizde genelde yapabileceklerin bir ipucunu bulmak için kitapları yeniden okudum.

DERİN AMERİKA'NIN RUH HALİ

Başkanların yanındaki en güçlü inanlar olan ulusal güvenlik danışmanlarının Amerikan ’derin devletinin' ruh halini en iyi bilen insanlar olduklarını söylemek mümkün. Keza gazeteci Bob Woodward da bağlantıları ve ilişkileri sayesinde öyledir.

Bu insanların Trump dönemine ilişkin yazmış olduklarına baktığımızda Biden döneminde bölgemizde nelerin olmayacağını tahmin edebileceğimiz ipuçlarına ulaşabiliyoruz.

Alıntı yaptığı kitap ve sayfasını devamlı kaynakça olarak verip bu makaleyi bir tez çalışmasına benzetmek yerine genellemeler yapıp sonuçları aktararak bir gazete yazısına daha uygun davranacağım.

Bir defa şunu kesin söyleyebiliriz tekrardan okuduğum bütün yazarlar Trump’In müttefiklik ilişkilerine hiç önem vermemesinden çok rahatsız olmuşlar ve onun ABD’nin var olan hiçbir müttefiklik ilişkisine değer vermeyen tavrı onları sadece rahatsız etmekle kalmamış aynı zamanda bazı durumlarda ürkütmüş bile.

Ulusal güvenlik danışmanının bu tavrı eğer gerçekten de ABD derin devletinin ruh halini gösteriyorsa -ki bu kesin böyle- o zaman Biden döneminde Amerika açısından müttefiklik ilişkileri çok daha önem taşıyacak bunu kesinlikle söyleyebiliriz. Gerçi Biden’In yönetimine yerleştirmeye başladığı insanlar bunu açıkça söylemiş de olsalar dahi, konu hakkında derin bağlantıları olan insanların ne hissettiğini bilmek de yeni dönemin ipuçlarını görmek isteyen Türkiye açısından önemli olmalı.

Bu çalışmalar Trump döneminde devlet görevlilerinin geleneksel görevleri yanı sıra Başkan’ı sakinleştirmek görevini de üstlendiklerini gösteriyor.

Bunlar İran ve Suriye gibi ülkelere yönelik Başkan'ın daima silahlı güce önem veren ve diplomasiyi ihmal etmiş tavrından çok rahatsızlardı. Görünen o ki Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı'nın önemi çok daha artacak ve diplomasinin geleneksel kanalları tekrardan çalıştırılacak. Biden İran’a yönelik sadece askeri güce dayalı politika yürütmeyecek ve bu yüzden Trump’ın iptal etmiş olduğu nükleer silah anlaşmasını yeniden işletecek.

Bunu dışında yeni dönemde Suriye’de durmadan sadece cezalandırıcı füze saldırıları düzenleyen bir Amerika da olmayacak ve güç kullanımının yanında bölgede diplomatik adımlara da vurgu yapan bir Amerika olması daha büyük olasılık olarak ortaya çıkıyor.

Bob Wooadward kitaplarında dönemin Savunma Bakanı James Mattis’in ve Dışişleri Bakanı Rex Tellerson’un başkan Trump’ın Suriye’yi füze ile vurma stratejisini düşüncesizce, sanki bundan zevk alıyormuş gibi kullanmasından nasıl rahatsız olduklarını anlatıyor ve bu tür insanların Suriye’de Amerika gibi büyük bir ülkeye yakışan düşünceli diplomatik kanalları daha çok kullanmasını istedikleri de açıkça görülüyor.

Bunun dışında John Bolton ise kitabında Suriye konusunda Amerika’nın Rusya ile nasıl gizli konuştuklarını anlatıyor. Ben birçok yazımda Kamışlı Modeli olarak adlandırdığım bu görüşmelerin sonucunu yazmış olduğum için burada tekrara gitmeyeceğim. Ancak Biden yönetiminin Putin ile varılmış olan Kamışlı Modeli uzlaşmasına sadık kalacağını söyleyebiliriz. Bu da Türkiye’nin Suriye politikası açısından önemli bir bilgi olabilir

İSRAİL KONUSU

Çalışmaların hemen hepsinde İsrail’i bölgede daha etkin kılmak için damadı Jared Kushner’i görevlendirmiş olan Trump’ın İsrail ile bölgedeki tüm diplomatik dengeleri hiçe sayan tek taraflı kayırıcı ilişkiye girilmesinden devlet içinde rahatsızlık da yaratmış olduğu görülüyor. Yani ABD yeni dönemde İsrail’i destek politikasından tabii ki vazgeçmeyecek ama İsrail’in yanına bütün ağırlığını verip bölgede yıllardır sabırla oluşturulmuş diplomatik dengelerin bozulmasına da izin verilmeyeceği seziliyor.

Bu bağlamda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi insan hakları ihlallerinin fazla olduğu ülkelere İsrail için verilen desteğin de geleneksel diplomatik ilişkilerden yana olan gelenek tarafından yeni dönemde hoş bakılmayacağını da söylemek mümkün.

Özetle çalışmaları yeniden okuduğumda benim gördüğüm şu: Biden yönetiminde Amerika tahmin edildiği gibi geleneksel diplomatik yaklaşımlarına geri dönüp daha dengeci daha düşünceli politikalar izlemeye başlayacak. Müttefiklik ilişkilerine de özel önem verecek ve dışişleri bakanlığının önemi savunma bakanlığından daha önemli olmaya başlayacak.

Bu arada bitirirken bu çalışmada ulusal güvenlik danışmanlarının önemini vurgulamış olduğumdan şunu da hatırlatmak istiyorum: Biden önemli görevlere kimleri getireceği üzerine çalışmalarını sürdürüyor ama ulusal güvenlik danışmanı kim olacak bu henüz resmen belli olmadı. Bu ben dahil bütün Amerika dış politikası yorumcuları tarafından dikkatle ve heyecanla bekleniyor. Jake Sullivan'ın bu koltuğa oturacağı söylentisi var.

Ben 7 Kasım tarihinde yazmış olduğum ‘Biden ekibi Türkiye’yi en iyi tanıyan ABD yönetimi olacak’ başlıklı yazımda bu ismin Anthony Blinken olacağını yazmıştım ama o daha sonra yeni dönemde bir başka önemli görev olacağı belli olan dışişleri yeni bakanı olunca ulusal güvenlik danışmanlığı koltuğu hala resmen doldurulamadı.

*

Bu yazı için incelenen çalışmalar:

Bob Woodward, ‘Korkun Trump Beyaz Saray’da’ ve ‘Rage’

John Bolton, ‘Olayın Olduğu Oda (The Room WHere It Happened)

Birçok yıl sonu yayın değerlendirmesi yapan yayınlar, örneğin El Monitor sitesi, bu tür önemli yayınlara Michael Wolf’un ‘Ateş ve Öfke’ adlı çalışmasını da eklemiş. Buna itirazım tabii ki yok sadece bunu bu yazı için bu çalışmayı tekrardan okumadım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00