Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Birkaç hafta önce ‘Yeni ortaya çıkan hastalıklar: yaban hayatına dayalı ticaret ve tüketim: ’Güçlü bir global yönetim ihtiyacı var’ başlıklı ve alt başlığı da ‘Gelecekteki salgınları önleme yolları için arayış’ olan bir global webineri dinledim.

Bu global paneli daha önce Washington’da mülakat yapmış olduğum New York Times yazarı Thomas Friedman yönetiyordu. Friedman daha sonra bu konu üzerine gazetesinde bir yazı da yazdı.

Global düzeyde birçok uzman içinde yaşamakta olduğumuz salgını dünyanın ucuz atlatmakta olduğunu düşünüyor. Yine bu uzmanlar kovid atlatıldıktan sonra birçok yeni salgının olacağı üzerine hemfikirler ve dahası yeni salgınların bugün yaşamakta olduğumuzdan çok daha ağır geçeceğini ve maliyetinin daha büyük olacağını da düşünüyorlar.

Bahsettiğim webinar’dan ve okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla aşağıda anlatacağım nedenlerden dolayı dünyanın yeni bir büyük salgından kaçınması imkansız görünüyor.

Bu defa ucuz kurtulmamıza yardımcı olacak aşıyı bulan Biontech şirketinin kurucu ortağı Uğur Şahin’in dediği gibi global düzeyde yeni olası salgınlar için aşılar üzerinde şimdiden çalışmak ve en azından üç ay içinde tüm dünyada sürü bağışıklığını oluşturacak kadar aşı üretip bunu uygulama kapasitesi oluşturmaya girişilmesi gerekiyor.

Dünyanın bunu başarıp başaramayacağını hep birlikte yaşayarak göreceğiz ama bundan önce yeni bir salgını kaçınılmaz kılan koşulların neler olduğunu anlatmam gerekiyor.

YENİ SALGINLAR NEDEN KAÇINILMAZ


Kovid salgınının nerede başladığı üzerine bilimsel tartışmalar hala sürüyor.

Ancak birçok bilim insanı kaynağın Çin’in Wuhan bölgesinde olduğunu düşünüyor. Komplo teorisi doğru değil bölgedeki laboratuvarda üretilen bir virüsün kaza nedeniyle veya bilinçli bir şekilde salınmasından dolayı salgının başlamış olduğu düşünülmüyor. Aksine var olan koşulların normal çalışması sonucundan virüsün oluştuğu ve dünyayı tehdit altına aldığı düşünülüyor.

Şimdi bu salgının virüsünün nasıl oluştuğuna ve koşulların ne olduğuna bakarsak dünyamızda yeni salgınların neden kaçınılmaz olduğunu da görebileceğiz:

Çin’de yaban hayat hayvanları üzerine yoğun ticaret ağları var, ayrıca buna dayanan yemek kültürü de bulunuyor.

Yaban hayat veterinerleri bu yaban hayvanların birbiriyle yakınlaşmaları ve insanlarla da temasa geçmeleri nedeniyle virüslerin oluşabileceğini tespit ettiler.

İnsanların normal olarak bu tehdidi önlemek için çevre koşullarını bozan ve tabiatın normal işleyişini engelleyen kirlenmelere izin vermemesi gerekiyor. Ayrıca insanların bu tabiat koşullarıyla aralarındaki mesafeyi yok edecek yeni yapılaşmaya ve onunla birlikte gelen yeni hava kirlenmelerine ve çevre tahribatına izin vermemeleri de gerekiyor.

Çin'de bu tür duyarlılıklar hiç yok. Şehirler yaban hayatının güçlü bir şekilde var olduğu bölgeye yaklaştıkça yaklaşıyor ve dahası şehirler o bölgeyi kendi içine alıyor ve sonunda bu da virüsün oluşup kalabalık şehirde olağanüstü hızlı yayılmasına neden oluyor.

Tabii ki bu hatalar sadece Çin’de değil Latin Amerika’da özelikle Amazon bölgesinde ve Afrika'da da var.

Bu yüzden bu kaynaklardan bir tanesinden yeni bir salgının gelmesi kaçınılmaz görülüyor.

AKILLI KOLEKTİF EYLEM İHTİYACI VAR

Aşı, virüsün oluştuktan sonra yenilmesi için gerekli. Ancak uzmanların çoğu asıl önemli olanın aşı oluşturmak değil virüsün baştan oluşmasını engelleyecek koşulları yaratmak olduğunu söylüyorlar. Bunun global düzeyde oluşabilmesi için akıllı kolektif eylemlere ihtiyaç bulunuyor.

Bunların ne olduğuna gelince; insanlar dünyamızda bir an önce temiz su kaynakları, sıhhatli tabiat ve ekosistemler, iyi bakılan ormanlık alanlar, sağlıklı çevre koşulları ve sağlıklı bir yemek kültürü oluşturmak zorundalar.

Dünyanın geneline bakıldığında yeni virüsler oluşması için elverişli ortamlara sahip olan bölgelerde salgını önleyici bu sağlıklı koşulları oluşturmak için hiçbir gayret ortaya konulmadığı görülebilir.

Aksine salgınları başlatmak açısından hassas olabilecek bölgelerde kovid öncesinde Çin’de yapılan tüm hataların yapılmakta olduğunu da görebiliriz.

TÜRKİYE'NİN DURUMU

Bu tartışmaları dinlerken, görüşleri okurken, dünyanın yeni bir salgını önlemek için maalesef hiç bilinçli davranmadığını ve Türkiye’nin de özellikle tehdit altında olduğunu düşündüm. Çünkü bizler de çevre tahribatı yaşıyoruz. Ormanlık alanlarımız tahrip oluyor. Hava kirliliğine dikkat etmiyoruz, ekosistemleri ve tabiatı tahrip eden yapılaşma bizde de bol var ve üstelik tarımsal üretimi bilinçsiz politikalar veya doğal koşullar nedeniyle azalan ülkelerde insanların süreç içinde yaban hayata dayalı yemek kültürü de geliştirebildikleri de biliniyor.

Diyeceğim o ki Türkiye hem kendi içinde virüs oluşturacak koşullarını düzeltme adımları atmalı hem de dünyada bu konuda açılacak diyaloglara aktif olarak katılmalı. Ülkemizin ve insanlığın geleceği bu tür bilinçli davranışlara bağlı olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Ahmet 6 ay önce Teşekkürler
    CEVAPLA
0:00 / 0:00