Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Hangi parti iktidarda olursa olsun Amerikan başkanları ile yapılacak her görüşme öncesinde Türkiye’de beklentiler artar, bir heyecan olur. Bu bir dereceye kadar normaldir çünkü iki ülke arasındaki çok katmanlı, karmaşık ilişkiler ağı nedeniyle Türkiye’de bazen geleceğin nasıl oluşacağı bu görüşmelerin nasıl gittiğine bağlı olabiliyor.

Ancak bazen bizler, bugün olduğu gibi, bu görüşmelerden beklentilerimizi abartabiliyoruz.

Bu abartmalar ve heyecanlar bizleri yanlış yapmaya itebilir bu yüzden üzerimizde gerçeklerin kontrolünü sağlamak zorundayız.

Bu görüşme öncesi abartılı ruh halini en iyi bilenlerdenim. Yıllar içinde Washington’da Erdoğan dahil birçok Türkiye liderinin ABD başkanları ile görüşmelerini Beyaz Saray’da takip ettiğimden aslında ne olup bittiğini doğru anlayabilmem için üzerimde bu gerçeklerin kontrolünü hiç kaybetmemem gerektiğini tecrübeyle anladım.

Bu kontrolü sağlamanın en iyi yolu o görüşmelere giren ABD başkanlarının gerçek gündemlerini bilip anlamak olabiliyor.

Türkiye'de insanların bugünkü görüşmeden beklentilerini makul düzeyde tutabilmesi için herkesin başkan Biden’ın bu gezisindeki gerçek gündemini bilmesi gerekiyor.

KIZMAYA GEREK YOK

Şimdi diyeceğim bazılarınızı kızdırsa da gerçekçi olma arzusu diyeceğimi baskı altında tutmamamı gerektiriyor.

Bu görüşmelerde karşı taraftaki başkan Amerika’nın başkanı olduğundan ve o ülkenin dünyada çok karmaşık işleri olduğundan, bu son gezide olduğu gibi, çok ülkeli ve değişik toplantılı yoğun geziler söz konusu olduğunda ABD başkanının gündeminde Türkiye çoğu zaman en önemli gündem maddesi olarak yer almaz.

Genelde doğru olan bu tespit Başkan Biden söz konusu olduğunda daha da geçerli. Başkan Trump döneminde Amerika’nın hayli yaralar alan ikili ve global ilişkilerini Biden düzeltmeye kararlı ve bu onun başkan olduktan sonraki ilk dış gezisi. Diğer ülke liderleri önünde bir sınav verecek ve sözlerinin arkasında durup durmayacağını gösterecek.

Onun gerçek gündeminin ne olduğunu anlamak için gezinin programını, gündemini alayım diye Washington’da görev yaparken iletişimde olduğum görevlileri arayıp gezinin programını ve ABD’nin gündemini benim kendilerinde kayıt altında bulunan e-mailime atmalarını istedim.

BIDEN GÜNDEMİ ÇOK YOĞUN

Program gelince bu kadar ağır ve yoğun program içinde Biden’ın kafasındaki sorunların önem sıralamasını yapmam mümkün oldu.

Biden hem G-7 toplantısında hem de NATO toplantısında özelikle ve öncelikle Çin’den gelmeye başladığını düşündüğü stratejik ‘meydan okumayı’ (resmen 'challenge' diyorlar) konuşmak ve buna karşı Amerika’nın müttefikleriyle birlikte neler yapabileceğini görmek istiyor. Bu konu Amerikan başkanının gündemindeki en önemli konuyu oluşturuyor.

Amerika bu gezide kendileri açısından ikinci en önemli olan konuyu programın son gününe, ayın 16’sına koymuşlar. O gün Biden, Rusya lideri Putin ile yüz yüze görüşmeye girecek. Trump her konuyu yaptığı gibi Putin ile ilişkisini de bir tuhaflaştırmıştı. Hatta işi o boyuta ulaştırmıştı ki Rusya’nın Amerikan güvenlik camiası ile yaşadığı problemlerde Rusya’nın yanını tutar gibi bile davranabilmişti.

BIDEN, PUTİN İLE İSTİKRAR İSTİYOR

Biden, Rusya ile kendi deyimiyle ‘dengeli, istikrarlı ve geleceği net görülebilen’ (resmen 'stable, predictible' diye ifade ediliyor) bir ilişki oluşturmak istiyor. Bunu istemek iyi ve güzel de bunun Rusya ile sürdürülebilir şekilde nasıl kurulacağı kimsenin kafasında net değil.

Biden, Putin ile ayrıca Ukrayna’yı, Putin muhalifi Alexei Navalny’nin hapis edilmesi konusunu ve Rusya’nın Amerika’ya yönelik siber saldırılarını da konuşmak istiyor.

Biden açısından Çin ve Rusya global stratejik mücadelede Amerika’nın hasımları olarak doğal olarak en önemli gündem konularını oluşturuyorlar.

BİR 'ÇANTASINDA NE VAR' HABERİ DAHA

Ben eskiden Ankara’da muhabirlik yaparken Amerikan yetkilileri başkente gelmeden önce gelecek kişinin ‘çantasında hangi konuların’ olduğunu yazmaya pek bayılırdım. Yazı işleri de bu konuyu, 'çantasında neler var' başlığını genellikle çok severdi.

Bugün yaptığım gibi o günlerde Beyaz Saray'a açıp konuyu sormak yerine kendi bilgiye dayalı tahminlerimi sıralardım.

Şimdi elimde gerçek gündemin maddeleri bulunuyor. Biden bahsettiğim bu iki önemli konu dışında Trump döneminde zedelenen güveni Avrupa liderleriyle özelikle Almanya, Fransa, Kanada ve İngiltere ile oluşturmaya çalışacak.

Benim elimdeki gündeme göre İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile yaptığı görüşmede iklim sorunları, ticari ilişkiler ve Kuzey İrlanda konusunun öncelikle konuşulmuş olması gerekiyor.

G-7 toplantısında salgın sonrasında dünya ekonomisinin nasıl yeniden yapılanacağı konusu yanı sıra Biden’ın öncelikle Almanya Başbakanı Merkel ve Kanada lideri Justin Trudeu ile Amerikan liderliğinin arasının tekrar karşılıklı güven ve dostluk temeline oturtulması için uğraşacağı da anlaşılıyor.

Erdoğan ile görüşmede ise Çin’in stratejik meydan okumasına ve Rusya’nın agresif hamlelerine karşı nelerin yapılacağı öncelikle tartışılacak.

Tüm bunların yanı sıra Biden, İngiltere Kraliçesi ile de kendisinin önem verdiği bir görüşme gerçekleştirdi.

Ben bu yoğun programı içinde bugün Erdoğan ile yapacağı ilk yüz yüze görüşmede kendi dış politikasında insan hakları ve demokrasi vurgusu yapan Biden’ın tavrının nasıl olacağını doğrusu çok merak ediyorum.

Gerçekçi olup, beklentilerimizi makul tutup sinirlerimize de hakim olmalıyız. İki ülke de birbirinden vazgeçecek değil tabii ki, karşılıklı çıkarları koruyan bir işbirliğini nasıl yapabileceğimizin ilk makul adımlarını inşallah bugün atarız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00