Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


John Berger Rodin üzerine yazdığı yazıya (Selected Essays, sayfa 162) Rodin’in William Rothenstein’a söylediği şu sözle başlıyor: "Benim için kadınlar hakkında çok düşünüyor diyorlar. Doğrudur çok düşünüyorum kadınları, hayatta düşünülecek daha önemli ne var ki…"

Rodin’in sanatçı olarak önemini irdeleme amaçlı bir yazıya onun kadınlarla ilgili düşünceleri ile başlamak onu anlamanın kadınlarla ilişkilerini anlamadan mümkün olamayacağını söylemek amacını taşıyor.

Kendisinin de söylediği gibi evet Rodin hep kadınları düşünürdü, bugün örneğin ‘Me Too’ hareketinin hakim olduğu Amerika’da yaşıyor olsaydı belki de suçlu ilan edilirdi. Son derece şehvetliydi ve kadınlara bunu daima hissettirirdi. Açıkça söylemeliyim ki bugün Amerika’da olsaydı Rodin’in ortalarda pek serbestçe dolaşabileceğini sanmıyorum. (Bu çok bilinmiyor ama kendi döneminde Me Too hareketi ortada olmasa da Baudrillard Amerika’nın cinselliğe yaklaşımı hakkında çok hırpalayıcı laflar da etmiştir America adlı çalışmasında, sayfa 48’den itibaren)

ISADORA DUNCAN

Berger bahsettiğim yazısında bir gün Rodin ile stüdyosunda buluşan dansın devrimci kraliçesi olarak bilinen Isadora Duncan’ın daha sonra anlattıkları Rodin'den etrafına adeta fışkıran şehvet ısısının yoğunluğunu ve kadınlara duygularını anlatmak için anlamlı. Isadora Duncan’ın belgelere geçen Rodin hakkındaki düşüncelerini burada oldukça özetleyerek, biraz da sansürleyerek vermek zorundayım. Çünkü Rodin ile stüdyoda yalnız olduğunda kendisinde doğan arzuların peşinden gidip onunla bir cinsellik yaşamadığından oldukça pişman olmuş gözüken Duncan, Rodin’in kendisinde yarattığı duyguları anlatırken oldukça coşkulu tanımlamalar yapıyor.

Duncan kendisiyle sohbet ederken bir yandan da alçı yoğurup ondan bir kadın memesi figürü oluşturan Rodin’in bakışları ile kendi vücuduna yakıcı biçimde baktığını (İleriki yaşında kadın resimleri çizerken modellerden gözünü hiç ayırmadan çizimlerini yapardı Rodin) ve sonra onu heykeli yapılacak bir model gibi düşünerek vücudunun her yerini ellerini, ayaklarını, yüzünü ellerken kendisinin de yoğrulan bir kil gibi adeta eriyip yeni şekiller aldığını anlatıyor.

Kadının duygularını biraz sansürleyerek vereceğimi söylememe rağmen, kendisi o kadar duygusal ve açık konuşmuş ki ancak bu kadar yapabildim.

İşte başta dediğim de buydu bugün Batı aleminde herhangi bir stüdyoda bir sanatçı kendisine ziyarete gelen bir kadına Rodin’in davrandığı gibi davranmaya kalkışsa o kadın o anda bundan hoşlansa da adam daha sonra Me Too hareketi yüzünden hakkında davalar açılması ve toplumdan dışlanmak riskiyle yaşayabilir.

Rodin’in bazen cinsel taciz sınırlarında dolaştığı söylenebilir ama o şehveti ve kadınlara o duygu seliyle yaklaşımı olmasaydı Rodin de Rodin herhalde olamazdı.

CAMILLE CLAUDEL

Ölümünden sonra eserleri çok tartışıldı ama kadınlarla ilgili davranışları daha çok ilgi gördü onun.

Kendisinden 24 yaş genç olan Camille Claudel’in başına gelenler Rodin hakkında olumsuz yargı oluşturmak için en çok konuşulan konu olmuş ve olmaktadır.

Kendisi gibi sanatçı olan Camille Claudel’e sanatçı olarak sahip çıktığında ve sonra ilişki yaşadığında Rodin, Rose Beuret adlı bir kadınla ilişki içindeydi.

Rose hayatı boyunca Rodin’e sahip çıkıp onu hep koruyucu oldu. Buna rağmen Rodin kadınla ancak 53 yıl sonra, kadının ölümünden sadece birkaç ay önce onunla evlendi. Onunla birlikteyken Camille Claudel ile başlayan ilişkisini tüm toplum gibi Rose da biliyordu ama adamı sevdiği için ses çıkarmadı. Claudel de Rodin’in Rose ile ilişkisini biliyordu o büyük ihtimalle ses çıkarıyordu ama bir sonuç alamadı.

İnsanlar Rodin’in, Camille Claudel ile ayrılmasından sonra kadının hayatının sonuna kadar tımarhanede olmasından Rodin’in suçlu olduğunu söylemek eğilimindeler.

Camille Claudel’in biyografisini yazan ve onun hakkında birçok makalesi bulunan Odile Ayral-Clause tam da bu fikirde değil. Ben de ona katılıyorum. Rodin’in davranışlarının Claudel üzerinde yıpratıcı etkisi mutlaka olmuştur ama onun hayatının sonuna kadar tımarhanede kalmasının suçlusu Rodin değil kadının ailesiydi. Ona hiç sahip çıkmadılar, doktorların artık çıkabilir demelerine rağmen onu yine de tımarhanede ailesi tuttu.

ÖRNEK ERKEK MODELİ OLMAYABİLİR AMA

Bir yanda Rodin ile tanıştığında 20 yaşında olan ve hayatı boyunca ona hizmetkarlık ve eşlik yapmış olan ve Rodin ile ancak ölümünden birkaç ay önce evlenebilen Rose Beuret varken öte yanda ise hakkında yapılan filmler ile yazılan kitaplarla yaşadıklarını herkesin bildiği Camille Claudel varken ben şimdi ortaya çıkıp Rodin davranışları örnek alınabilecek bir erkekti demeyeceğim tabii ki. Ama sadece şunu söylüyorum:

Kadınlar ile ilişkilerini bu kadar şehvetli ve bu derece yoğun yaşamasaydı o müthiş eserlerini katiyen yaratamazdı.

Peki,, Rodin’in yarattığı eserleri onun kadınlara karşı davranışlarını affettirmeli mi diyorum.

Hayır onu da demiyorum. Bunu demek istesem bile bunu söyleyecek cesaretim yok, sadece onun kadınlarla ilişkilerinin hiçbir zaman göründüğü kadar tek yönlü yıpratıcı olmadığını ve onunla ilişki kuran her kadının Isadora Duncan’ın hissettiği türde duygularla dolmuş olabileceğini ve eğer ortada bir yıpratılma durumu varsa bunun sadece bu yoğun duyguların sonucu olduğunu gördüm okuduklarımdan. Rose ile 53 yıl sonra evlenmiş olabilir ama 53 yıl boyunca gerektiği zaman Rose’a yardımcı da oldu, Camille Cludel ise Rodin olmasaydı katiyen dünyanın tanıdığı bir sanatçı olamazdı yani onu da koruyucu olmuştu Rodin.

Sonra dikkat ettim Rodin’in özellikle Amerika’da tanınmasına hep kadınlar yardımcı olmuşlar. Onun kadınlara yönelik saçtığı yoğun duygular kadınları ona doğru mıknatıs gibi çekiyordu daima. Tanıştığı her kadın onu çok çekici bulduğunu sonradan ifade etmiştir

Anlatmaya çabaladığım her seyin özeti olarak Rodin eğer öyle olmasaydı bugün bizler tutkulu aşkın anıtları olarak gördüğümüz ‘Öpüşme’ ve ‘Eternal ıdol' gibi heykellerini de göremeyecektik.

Rodin hayatında hiç eline matkap ya da çekiç alıp taş ya da mermer yontmadı. O hep yeni formlar düşünüyor ve durmadan araştırıp, tasarlıyordu (örneğin Balzac heykeli için tam 6 yıl boyunca araştırma yapmıştı) sonra da düşündüklerini üç boyutlu kilden, alçıdan elleriyle yaratıyordu. Taşı yontmanın, mermeri işlemenin, bronzu dökmenin atölyede çalışanların işi olduğunu düşünüyordu. Atölyesinde bir ara sayıları 10’u bulan usta çalışıyordu.

Anlayacağınız sanatıyla hayatıyla eşi benzeri olmayan bir ustaydı. Böyleleri dünyaya sık gelmediğinden hoşlanmadığınız davranışları olsa da onun gibiler için bir istisna arada bir getirmek o kadar da zor olmasa gerek.

Onun bir ara gönüllü sekreteri gibi çalışan ünlü şair Rilke öyle coşkuyla severdi ki Rodin’i ikisinin de hayatını bilmesem aralarında eşcinsel ilişki olduğunu düşünecektim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00