“HER şeyden bağımsız olarak Türkiye’nin gücüne inanıyoruz. Dünyada 300 hektar ve üzeri arsada yapılan yalnızca 20 gayrimenkul projesinden birini Muğla’ya yapıyoruz” diyen yatırımcı, 2006 yılında Milas İlçesi’nde başladığı Kaplankaya projesinin henüz yüzde 8’ini tamamlayan Capital Partners’ın 3 ortağından biri olan Burak Öymen’den başkası değil.

Six Senses’in geçen yıl açılan Kaplankaya Oteli’nin Genel Müdürü Lionel Valla da sezona umutlu başlamış. 141 odalı otelde yüzde 60 doluluk yakalanmış.

Yaklaşık 500 hektar alanı kapsayacak projenin ilk fazında yer alan 76 villanın yüzde 85’i satılmış. 78 villanın yapımı sürüyor. 4 plajı ve restoranları dışarıya da hizmet veriyor. 2019 yılında yat limanı hizmete girecek. Proje iyimser senaryoya göre 7-8 yılda, uzun vadeli plana göre 20 yılda tamamlandığında; 5 koyda, 5 otel ve rezidanslar yer alacak.

Yüzde 85’i yeşil alan, inşaat yoğunluğu ise yüzde 7.5 olarak belirlenen projenin 1.5 milyar dolara bitirilmesi ve 2012 yılında tamamlanması öngörülmüştü.

Yıl 2018... Çevreye, ağaçlara yatırım yapmayı sürdüren Öymen’in taşıdığı umut; şirketin 17 yıldır Moskova, Kiev ve Almatı’da edindiği deneyimden besleniyor.

Kaplankaya hikâyesi Türkiye’nin şartlarından bağımsız gelişmiyor. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden birkaç gün sonra projenin ilk markası Arizona merkezli “bütünsel sağlık merkezi” Canyon Ranch’in görkemli bir açılışı yapılmıştı.

Capital Partners ile Akdeniz çanağında 40 yıllığına yatırım planları yapan Amerikalı grup, darbe girişimi gecesi doktorlarını ülkesine çağırdı ve aynı yıl 250 milyon dolar yatırımla tamamlan SPA, otel ve rezidanslara asılan tabelayı indirdi.

Onların yerine 20 milyon dolar ek yatırım yapılarak Amerikalı fon Pegasus bünyesinde, 27 ülkede SPA ve otel hizmeti veren Six Senses’in en büyük oteli geldi.

‘DÜŞÜK YOĞUNLUK KALİTE GETİRİYOR’

Öymen gayrimenkule planlamanın değer kattığına vurgu yapıyor: “Gayrimenkul yatırımlarında en başarılı şehirler; 2000’lerden önce New York, Londra, Tokyo’ydu, Moskova eklendi. 2006 yılında Kaplankaya projesine başladığımızda; Foster+Partners İstanbul’da ofis açtı, devam ettiremedi. O tarihte dünyada yalnızca 3 ofisleri vardı.”

Ünlü mimarlık şirketinin; New York, San Francisco, Londra, Abu Dabi, Bangkok, Pekin, Şanghay, Singapur, Hong Kong, Buenos Aires, Madrid ofisleri bu kentlerdeki projelere imza atıyor.

Zaman kavramını esneten Öymen, “100 yıllık ömrü olan binalar inşa ederek çok fazla değer yaratacağız. Türkiye’ye kıyı yaklaşımı getirmek istiyoruz. Kalite; düşük yoğunlukla, kullanıma hitap eden mimariyle geliyor. Türkiye’de 4 yılda tamamlanan çoğu projenin ömrü 25-30 yılı geçmiyor. Kentsel planlar değişiyor, projeler değersizleşiyor. İşin yatırım zamanından çok; girişimcilik ve bölge halkıyla birlikte sürdürülebilirlik temelli ortaya çıkaracak değere odaklanıyoruz” diyor.

Kaplankaya yatırımına; Öymen’in yanı sıra Serzhan Zhumashov ve Erkan Erke’nin ortaklığında faaliyet gösteren Kazakistan merkezli Capital Partners ile birlikte isminin açıklanmasını istemeyen 2 ortak da katılmış.

‘FOSTER’IN CAMLARI JOBS’UN TASARIMI’

Projede dünyaca ünlü mimarlar Lord Norman Foster, Baumschlager- Eberle, Steven Holl, Robert Stern ve Carlos Ferrater; Türkiye’den de uluslararası ödüllü mimarlar Can Çinici, Şevki Pekin, Nevzat Sayın ve Han Tümertekin’in imzasını taşıyan yapılar yükseliyor.

Kazak ortak Zhumashov’un evini Norman Foster’ın kurduğu Foster+Partners ofisi tasarlamış.

500 metrekare oturumlu 2 katlı evin, güneşin 12 aylık konumu dikkate alınarak tasarlanan ahşap kanatlı çatısı; çelik konstrüksiyon binanın cam gövdesinin üzerine oturuyor.

Foster inşa halindeki 3 evde yat limanıyla doğal yaşam alanlarını da tasarlamış.

İnşaat ve malzeme teknolojisinde yeniliklere değinen Öymen; Foster’ın imzasını taşıyan ortağının evini işaret ederek, “Bu camın tasarımcısı Apple’ın kurucusu Steve Jobs. Jobs çift cam ve camda çerçeve istememişti” diyor ve ekliyor:

“Dünyada üretilen en büyük yekpare camı kullandık. Bu ürün yalnızca Çin’de üretiliyor. Uygulamayı Foster’ın Apple’ın California’nın Cupertino kentindeki kampusunu yapan ekibi gerçekleştirdi.”

Kaplankaya’ya bir kez gelen Norman Foster ile 2004 yılından beri Kazakistan-Almatı ve Ukrayna-Kiev projelerinde birlikte çalıştıklarını belirten Öymen, “Foster’ın araştırma-geliştirme binasına girdiğinizde içinde 20 çeşit güneş paneli, 80 çeşit cam görürsünüz. Projemizde kullanılan mutfakları ve ampulleri de Foster tasarladı” diyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!