EÜ Konservatuar'ından bir harika daha
Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı’ndaki dört bölümden biri; Türk Halk Oyunları (THO) Bölümü...
Bu bölümün öğretim üye ve görevlileri, yetiştirdikleri öğrencileri ile girdikleri her yarışmada yüzümüzü güldürürler. Bugüne kadar üç dünya şampiyonluğu kazandıklarını söylersem, ne demek istediğim daha kolay anlaşılır.
THO Bölümü öğrencilerinin oynadıkları görkemli oyunları izleyenler, onları yetiştiren öğretmenlerden şu sözleri duyar gibi olurlar;
“Biz öğrencilerimizi öyle yetiştiririz ki, onları bir iki yıl içinde dünya şampiyonu yaparız!”
Bu bölümü kuran emekli hoca, Doç. Dr. Cengiz Aydın’da da...
Bugün bölüm başkanı olan Prof. Dr. Gürbüz Aktaş’ta da...
Ve şu anda Konservatuar’ın müdürü ve THO Bölümü öğretim üyesi olan Prof. Dr. Öcal Özbilgin yüzünde de, bu haklı gururu her zaman görmek mümkün...
ÜÇ MEHMET’İN DANSI
Geçen Pazartesi akşamı bu bölümün bir oyununu daha izledim. Daha önce de oynadılar ama gidememiştim. İzlemesem, çok şey kaçıracakmışım.
Çünkü bir de Salı akşamı oynadılar. İzmir dışında bir iki oyun daha oynayıp son vereceklermiş.
Yazık ki ne yazık!
Efelik, Batı Anadolu’ya damgasını vuran çok önemli ‘toplumsal’ bir olgu...
Haksızlıklara başkaldıran, yoksulları koruyan, gerektiğinde yurt savunmasında görev alan yiğit Anadolu insanını simgeliyor...
Ege’de efe çok! Ama adı Mehmet olan üçü efe var ki, dönemlerinde yaptıklarıyla destanlaşarak unutulmazlar arasına girmişler.
Atçalı Kel Mehmet Efe, Çakırcalı Mehmet Efe, Demirci Mehmet Efe...
Bu efelerin üçünün de çok ilginç yaşam öyküleri var...
Kiminin şansı iyi gitmiş, kiminin ise gitmemiş...
Bu efelerin yaşamlarının halkoyunları oynayarak sahneye konulması, her babayiğit yönetmenin altından kalkabileceği uğraş değil.
KARADEMİR VE ÜNAL
Konservatuarın en deneyimli hocası olan Abdurrrahim Karademir, böyle bir oyunu sahneye koyma düşüncesini paylaştığı arkadaşlarından büyük destek görünce yola çıkmış.
Bu sanat dalında büyük başarıları olan Öğretim Görevlisi Şahin Ünal ile bir araya gelerek işi kotarmaya başlamışlar.
Bir yaşam öyküsünü, bale tadında bir çalışma ile halk oyunları oynayarak sahneye koymak çok zor zenaat!
Ama sevgili Abdürrrahim ile Şahin, bu işi öylesine başarıyla yapmışlar ki, görmeden inanmanız mümkün değil!
Şimdi, şöyle yakındığınızı duyar gibiyim; “Keşke duysaydık da, gidip görseydik!”
İşte sorun da burada zaten.
Ben bile, oradaki arkadaşlarımın daveti ile gitmişsem...
Ve bu oyun sadece birkaç kez oynanmışsa...
Üstelik hepimiz, toplum olarak böylesine sanatlara karşı duyarsızsak...
Nasıl göreceğiz ki!
Böylesine görkemli oyun ve kostüm zenginliğini nasıl izleyebileceğiz ki?
Kültür Bakanlığı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, Ticaret Odası’na, Sanayi Odası’na çağrım var.
Lütfen “Üç Mehmet’in Destanı” adlı bu görkemli oyuna sahip çıkınız...
Bir daha oynamama kararı alınmış olan bu oyunun, İzmir’in ilçelerinde oynanmasını sağlayınız.