Hayatımız hikaye
6. yüzyılın İtalya’sı Veba salgını ile boğuşurken Papa Büyük Gregorius, İtalya’yı dehşete düşüren salgına karşı tedbir olarak sağlıklıların hastaları için dua etmelerini buyuran bir karar çıkardı. Bu karara göre hapşırana, ‘Tanrı seni kutsasın’ denilecek, yalnız olanlar ise, ‘Tanrım bana yardım et!” diye bağıracaklardı. Katolik dünyasının bu buyruğu vebayla birlikte Avrupa’ya yayıldı ve günümüzde farklı dillerde hapşırana “çok yaşa” ya da “Tanrı seni korusun”a dönüştü…
Nasıl ki herkesin bir yaşam öyküsü varsa gündelik hayatta kullandığımız ürünlerin ve toplumsal alışkanlıkların da bir çıkış noktası ve öyküsü var. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan, Kudret Emiroğlu’nun kaleme aldığı“Gündelik Hayatımızın Tarihi” işte bu çıkış noktaları ve hikayeleri anlatıyor. On yıl önce farklı bir yayınevinden çıkan kitap genişletilerek yeniden buluştu okurla.
“Gündelik Hayatımızın Tarihi” kitabı gerçekten günlük hayat içinde kullanılan deodoranttan mendile, ziynet eşyasından tornavidaya, bornozdan jilete kadar akla gelebilecek her türlü kültür ve uygarlık ürününün, tarih, coğrafya, kültür, medeniyetler ve zaman içinde yaptığı yolculuklara karşılaştırmalı etimolojileriyle birlikte ışık tutuyor.
Gündelik yaşantımızda yer alan birçok ürünün nereden geldiğini ya da toplumsal alışkanlıklarımızın kimlerden emanet olduğunu merak ediyorsanız, “Gündelik Hayatımızın Tarihi” kitabı sayfalarında bir zaman yolculuğu sizleri bekliyor.
Kitabı elde edene kadar fikriniz olsun diye “Gündelik Hayatımızın Tarihi”nden tadımlık birkaç bilgiyi sizin için derledik. Buyurun…
Gündelik Hayatımızın Tarihi, Kudret Emiroğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 678 Sayfa, 32 TL
PASTA MUMU, HAYAT MUMU
Çocukların doğum gününün kutlanması 13. yüzyılda Almanya’da başladı. Çocuk, sabah üstünde mum yanan pastayla uyandırılıyor, akşam yemeğinde pasta ailece yenene kadar üzerindeki mumlar gün boyu değiştiriliyordu. Pastaya ‘hayat kandili’ olarak çocuğun yaşından bir fazla mum dikiliyordu.
EVLİLİK YÜZÜĞÜ
860 yılında Papa l. Nikolas nişan yüzüğünün evlenme arzusunu bildirmek üzere takılmasının zorunlu olduğu kararını aldı. Evliliğin kutsallığının ve boşanma yasağının savunucusu olan Papa, evliliğin fedakarlık gerektirdiği savıyla altından başka yüzüğün de kabul edilmeyeceğini kararlaştırarak geleneğin kurucusu oldu. Yahudiler evlilik yüzüğünü işaret parmaklarına, Hintliler başparmaklarına takıyorlardı. Yunanlar İ.Ö 3. Yüzyılda ‘aşk damarı’ nın üçüncü parmaktan geçip doğrudan kalbe ulaştığını keşfettiler. Başparmağın sayılmadığı bu hesabı Romalılar da benimsediler. Hatta doktorlar ilaçlarını bu sağaltıcı parmakla karıştırıyorlardı. Hıristiyanlar da bu adeti sürdürerek yüzüğü “Baba adına” işaret parmağının ucuna geçirip, “Oğul adına” orta parmağa aktardıktan sonra “Ruhülkudüs adına” yüzük parmağına geçirip “Amin” diyerek dinselleştirdiler.
BALAYI
Avrupa’da geleneğin kökeni araştırıldığında balayının kökenindeki “bal”ın “cicim ayları” anlamını değil gerçek balı ifade ettiği görülür. Kuzey Avrupa’da kız kaçırıldığında bir süre kızın ailesinden saklanılması gerektiği ve bu sürede saklandıkları yeri yalnız onlara köyden yiyecek, bal getiren delikanlının arkadaşlarının bildiği folklorcularca anlatılır. Yeni evlilerin ilk aylarda şarapla karıştırılmış bal içme geleneği de Kuzey Avrupa’da yaygındı.
YAZI TURA
Yazı tura atarak karar alma tarihsel olarak büyüsel bir adet değil, Romalıların Iulius Caesar’a gösterdikleri saygının bir ifadesidir. Alım satım, evlilik gibi önemli kararlar dahil, Caesar’ın yokluğunda karar almak zorunda kalan Romalılar, para atarak, onun resminin yukarı gelmesi durumunda imparatorun bu karara onay verdiğini kabul etmişlerdir.
TIRAŞ MAKİNESİ
Amerikan ordusunda Alaska’da askerlik yapan Jacob Schick, jiletini yıkamak için buzu kırmak zorundadır ve suya ihtiyaç duyulmadan kullanılabilecek bir tıraş bıçağı üstünde çalışmaya başlar. Savaştan sonra elektrikli tıraş makinesini icat eden Schick, beş yıllık çalışmanın ardından kendi küçük elektrik motorunu yapar ve 1923’te patentini alır.
DİŞ MACUNU
Bilinen ilk diş macunu Eski Mısırlıların İ.Ö 2000’lerde öğütülmüş süngertaşı ve sirkeyle yaptıkları karışımdı. Romalılar ise ağızlarını insan sidiğiyle çalkalıyorlardı. Zengin Romalılar kıtanın en güçlü sidiği olarak tanınan, Portekiz’den ithal edilen pahalı “macun”du. Sidik kullanımı 18. Yüzyıla kadar, daha sonra da modern dişçilikte de kullanılan amonyağın ayrıştırılmasıyla devam etti.
TUVALET
“Sevgili büyükanneciğim ve büyükbabacığım, dün sabah yatağıma sizden gelen bir paket getirdiklerinde ne kadar şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Paketi sabırsızlıkla açtım, içine baktığımda bezelye ve bir tas gördüm. (…) Heyecanla paketten çıkardım ve bir lazımlık olduğunu anladım. Ama öylesine güzel ve gösterişliydi ki, hizmetkarlarım onun sos kabı olarak bile kullanılabileceğini söylediler. Lazımlık gün boyunca ortada durdu ve görenlerin beğenisini kazandı.” Madame du Deffand’ın 9 Mayıs 1768 tarihli bu mektubu, Avrupa’nın üst sınıflarının 18. Yüzyıla kadar ki tuvalet terbiyesi ve donanımını özetliyor. Mezopotamya, İndus, Girit Miken uygarlığında İsa’dan binlerce yıl önce modern tuvaletlerin benzeri, soğuk ve sıcak sulu tuvaletler yapıldığı gibi, şehirde kanalizasyon sistemleri de vardı. Barbar kabilelerde ise bazen üstü ağaç dalları ve hasır örgülerle çevrili kuyular kullanılmıştı.
YENİ ÇIKAN KİTAPLAR
İşeyen Atmaca, Göktuğ Canbaba, Marjinal Kitaplar, 258 sf, 10,99 TL
Daha önce fantastik edebiyat romanlarıyla tanıdığımız Göktuğ Canbaba bu sefer bir yeraltı edebiyatı romanıyla karşımızda. Colorado’nun soğuk düzlüklerinde başlayıp güneye doğru hızla düşen bir hikaye! Şehvet cinleriyle tanıştığınız, kızılderili şefleriyle ateş başında içkiler içtiğiniz, katil ruhlarla sohbet edip kimi düzlüklerde evrenin ritmini dinlediğiniz kara mizah yüklü mistik bir yolculuk.Absürd bir manifesto kimliği taşıyan hayli çılgın bir roman.
Sokak Kedisi Bob, James Bowen, Yabancı Yayınları, 224 sf, 15 TL,
22 dile çevrilen ve aylarca çok satan listelerinde üst sıralarda yer alan James Bowen imzalı Sokak Kedisi Bob, Yabancı Yayınları etiketiyle Türkçede. Özellikle hayvanseverler tarafından merakla beklenen kitap, gerçek bir hayat hikâyesine dayanmasıyla dikkat çekiyor. Sokaklarda yaşayan James Bowen, yaralı bir sarman bulduğunda hayatı tamamen değişir. Sokak müzisyenliği yaparak kıt kanaat geçinen Bowen, kediyi iyileştirmek ve ona bakmak için mücadele verirken; kendi hayatının da iyileştiğini fark edecek ve sürekli olarak onu çaresiz bir adama dönüştüren uyuşturucu bağımlılığından kurtulmayı, Bob ismini verdiği bu kedi sayesinde başaracaktır. Bowen ile Bob sokaklarda müzik yaparken ayrılmaz bir ikili olurlar ve kısa sürede pek çok hayran kazanırlar. Hayranlarından birinin Bob’un patisiyle “çak” yaptığı videosunu Youtube’a koymasıyla da tüm hayatları değişir. Bowen’ın, Bob ile tanıştıktan sonra düzene giren hayatını anlattığı kitap Sokak Kedisi Bob, Bowen’a büyük bir servet kazandırır. Hollywood yapımcılarının dikkatini çeken ikilinin bu umut dolu hikâyesi, yakın zamanda beyaz perdede izleyici ile buluşacak. Yazar Bowen’ın “Her şeyimi ona borçluyum” dediği Bob’un streetcatbob.blogspot isimli bir blogu ve kendi adına açılmış 23.500’ü aşkın takipçisinin olduğu bir Twitter hesabı ile 35.772 kişinin beğendiği bir Facebook sayfası bulunmakta.
Şahika & Feraye - Savrulan Hayatların Hikâyesi, Sinan Akyüz, Alfa Yayınları, 536 sf, 19 TL
Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek yeni romanıyla okurlarıyla buluşuyor. Alfa Yayınlarından çıkan Şahika&Feraye’de yazar, iki genç kızın Çanakkale Savaşı’yla başlayıp Ürdün’e uzanan gerçek yaşamından yola çıkıyor ve okurlarını aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor. Biga-İstanbul-Ürdün üçgeninde geçen ve 1914’te başlayıp 1928’de sona eren roman yakın tarihimize ışık tutmakla kalmıyor; aynı zamanda, iki kız kardeş olan Şahika ve Feraye’nin Biga’dan Ortadoğu’ya uzanan masalsı hayat hikâyelerini gözler önüne seriyor. Bu kitapta okur, aşkın aydınlık tarafı kadar karanlığına da tanık olacak ve kaderin insan yaşamındaki rolünü bir kez daha sorgulayacak. Sinan Akyüz bu kitapta da yine okuyucularını şaşırtıyor; kitap sürpriz bir sonla okurlarına veda ediyor.