Karadeniz denince akla gelen en güzel yerlerden biri olan Rize’ye bağlı Fındıklı ilçesinde, 14-18 Ağustos tarihleri arasında “Yeşil, altın, gümüş, deniz Festivali” yapılacak.

20 yıl aradan sonra yeniden düzenlenecek festivale Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçilerin gelmesi bekleniyor.

Festivalde, yöresel tanıtım stantları kurulacak. Yöresel ürünlerin tamamı bu stantlarda satılacak.

Festivalde ayrıca “Atmaca güzellik yarışması” düzenlenecek. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, düzenlenecek güzellik yarışmasında; beslenen ve eğitilen atmacalar arasında güzel olanı seçeceklerini söyledi. Atmaca sezonunda Rize’de çok sayıda atmaca yakalandığını, bazılarının doğaya salındığını, bazılarının da bıldırcın avlamak için eğitilip beslendiğini söyledi. Güzellik yarışmalarına alternatif olarak yapılacak yarışmaya, Fındıklı'da atmaca besleyenler katılacak.

Festivale katılacak olan turistler, aynı zamanda kütük çekme ve biçme, kamyon üstünde yayla göçü, Gürcistan Rugby Milli Takımı gösteri maçını, yağlı direk yarışını, Laztaka yarışlarını izleme şansı elde edecek.

Sanatsal yönden de turistleri cezbedecek etkinlikler de festival kapsamına alınmış. Festival boyunca kil  ve ebru atölyeleri hizmet verecek. Resim ve karikatür sergisinin de olacağı festival süresince çok sayıda söyleşi de organize edilmiş. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, “Toplumsal belediyecilikte Seferihisar deneyimi”ni anlatacak.

Moğollar, Mor ve Ötesi, Selçuk Balcı ve çok sayıda sanatçının da konser vereceği festivale, Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçiler davetli.

***

30 yıl sonra, evliliğinin  geçersiz sayılmasını istedi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, geçtiğimiz ay ilginç bir karara imza attı.

Ankara’da yaşayan H.A. 1979 yılında Y.A. ile evlendi. Aradan 30 yıl geçtikten sonra ailesinin yanına yerleşen H.A., eşinin “Akıl hastası” olduğunu iddia ederek evliliğinin butlan (Geçersiz) sayılmasını istedi.

2009 yılından bu yana ayrı yaşayan H.A. ve Y.A hakkında “akıl zayıflığı” nedeniyle “kısıtlılık” kararı da olduğu için davayla taraflara ‘vasi’ olarak atanan kişiler ilgilendi.

Mahmeke, tarafların 1979 yılından 2009 yılna kadar birlikte yaşadıklarını, 2009 yılında anlaşılmayan bir sebeple davacının ailesinin davacıyı yanına alarak bu davayı açtığını, 30 yıl sonra açılan davanın iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığına karar vererek davayı reddetti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunmasının veya eşlerden birinin evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının olmasının yasalarda “Evlenmeyi butlanla sakatlar” şeklinde değerlendirildiğini gerekçe göstererek mahkemenin kararını bozdu.

Yargıtay’ın bozma kararına yerel mahkeme direnince dosya Hukuk Genel Kurulu gündemine geldi. Genel Kurul, evlendikten 30 yıl sonra evliliğin geçersiz sayılması talebinin doktor raporları alınarak incelenmesi, hasta gözlem kağıtlarının dosya konması ve çiftlerin evlenmeden önceki akıl sağlıklarına ilişkin gerekli araştırmanın yapılması gerektiğine karar verdi.

Yani, evlendikten 30 yıl sonra evlendiği kişinin evlilik sırasında da akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasının araştırılmasına karar verilmiş oldu. 2014 yılında açılan dava, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararının ardından gerekli incelemelerin yapılması için yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Bakalım, 30 yıl evli kaldığı kişinin evlendiği sırada akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasına ilişkin nasıl bir karar çıkacak?

 ***

80 milyon liralık yolsuzluk iddiası yargıya taşındı

Geçtiğimiz haftalarda Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketleri arasında yer alan Belka’ya bağlı Seğmenler Su Yönetim Kurulu Başkanlığı’na eski Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz’ın atandığını yazmıştım.

Kaçmaz, göreve gelir gelmez şirketin dosyalarını ele almış ve yaklaşık 80 milyon liralık yolsuzluk yapıldığını iddia etmişti.

Kaçmaz, hazırladığı yolsuzluk dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletti. AFM Şirketi yöneticileri ve Seğmenler Su’nun eski Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gülerce’nin de aralarında bulunduğu 25 şüpheli hakkında “Suç örgütü kurmak, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak, nitelikli dolandırıcılık ve sahte fatura düzenlemek” suçlarını işlediği iddiasında bulunuldu.

Suç duyurusunda, sadece 2013 ile 2015 yılları arasında 80 milyon lira civarında AFM şirketine usulsüz para aktarıldığı ve hiçbir hizmet alınmadığı iddia edildi. Yapılan suç duyurusuna ilişkin dava açılıp açılmayacağına soruşturmayı yürütecek Cumhuriyet savcısı karar verecek.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!