Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yaklaşık 1,5 yıldır örgün eğitimden kısmen uzak kalan öğrencilerin ve velilerin gözü Eylül ayına çevrildi.

Okulların açılıp açılmayacağı ve ne kadar açık kalacağı konusunda hiç kimse bir öngörüde bulunamıyor.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk okulların açılmasıyla ilgili, “Tedbirlerimiz ve yüksek dikkatimizle yeni döneme Eylül ayında başlayacağız inşallah” açıklamasını yaptı.

Bakan’ın sokaktaki vatandaş gibi “inşallah” demesi yerine kesin ve emin ifadeler kullanması hem öğretmenleri hem de velileri rahatlatacaktı.

Bakan “inşallah” dediği için pek çok veli şimdiden okulların açılmama ihtimalini düşünmeye başladı.

Hacette Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Tomris Cesuroğlu, okulların Türkiye’de açılması için bir senedir bir kampanya sürdürüyor. Hollanda’da yaşayan ve üç çocuk annesi olan Doktor Tomris Cesuroğlu’nu aradım.

Bu konuda araştırmalar yapan Cesuroğlu’na “Okullar neden açılmalı?” diye sorduğumda, “Özellikle ilkokullarda, bir ülkede salgın nedeniyle hastaneler kapanacak duruma gelmeden eğitime ara vermemeli” yanıtını verdi.

Türkiye’de AVM’ler, pek çok iş yeri, kamu kurumları açık olduğu halde okullar kapatıldı.

Yeni eğitim ve öğretim yılında okulların neden açık tutulması gerektiğine ilişkin Tomris Cesuroğlu’nun çok doğru tespitleri var.

Soru: Okullar neden açılmalı?

Tomris Cesuroğlu: Okulların kapanması zaten hataydı. Şöyle bir yanlış anlayış var; “Okulların pandemi sürecinde kapanması normal. Açılması için aşılanma gerekir”

Oysa, bütün uluslararası otoriteler bunun tersini söylüyor. Olağanüstü durumlarda sadece böyle bir yola başvurabilir. Bütün yetişkinler evdeyse, her yeri kapatırsanız tamamen ve kapatacak yer olarak sadece hastane ve okullar kaldıysa okulları kapatabilirsiniz. Ne yazık ki 1,5 yıldır Türkiye’deki hakim anlayış tam tersi.

“TÜRKİYE, AVRUPA’DA OKUL KAPATMA ŞAMPİYONU”

Türkiye dünyada okul kapatma şampiyonlarından biri. Avrupa da ilkokullarda okulu kapatma şampiyonu Türkiye.

Koronavirüsün çocuklarda öldürücü olmadığını biliyoruz. 12 yaş altının bulaştırıcılığı çok düşük. 6 yaş altının daha da düşük. Bu nedenle okullar açık tutuldu Avrupa’da. Türkiye'de tam tersi bir algı yaratıldı, çocuklar süper bulaştırıcı gösterildi. İlkokulların kapatılmasında çok kötü bir yerdeyiz.

Bu işin Türkiye'de analizini yaptık. İki tane kök neden tespit ettik. Birincisi eğitim ve eğitimcinin değersizleştirilmesi oldu. Eğitimin değeri düşürüldü. Eğitimle çocuk hayata hazırlanır. Bu unutulmuş durumda. Eğitim kurumları çocukları hayata değil, sınavlara hazırlıyor. Eğitimli aileler özel ders aldırdı çocuklarına. Ancak onlar da böyle olmayacağını gördü.

“SAVAŞ DÖNEMLERİNDE BİLE OKULLAR BU KADAR KAPALI KALMADI”

İkinci kök neden, bu işten en çok olumsuz etkilenenler çocuklar, kadınlar oldu. Toplumun güçsüz kesimi bu işten zarar gördü. Özel okullar masrafların azalması nedeniyle sesini çıkarmadı. Milli Eğitim’in de gideri azaldı. En az etkilenenler beyaz yakalılar oldu. Özel ders ve dershane ile açıklarını kapattılar. Okulların kapanması toplumun güçlü kesimine çok az dokundu. 1,5 sene inanılmaz bir süre. Savaş dönemlerinde bile okulların bu kadar uzun kapalı kalması söz konusu olmadı. Güçlü kesim zarar görmediğini zannetti ama uzaktan eğitim denen garabet o kadar anlamsız ki, çocuklara ve gençlere büyük bir haksızlık yapıldı.

Türkiye'de uzaktan eğitim bir tiyatro. Öğretmen ekranın karşısında anlatıyormuş gibi yapıyor, çocuk dinliyormuş gibi yapıyor. Herkes kendine biçilmiş rolü oynadı uzaktan eğitimle.

Uzaktan bir şekilde bir insanın eğitim alması mümkün değil. Örgün eğitim çağındaki çocuklar uzaktan sadece bir şeyler öğrenebilir, o da çok sınırlı.

Çocukların masası, interneti, bilgisayarı ve odasını varsayıyoruz üstelik. Bunlara sahip olan çocukların oranı da çok düşük. Bilinçli aileler bile kısa bir süre uzaktan eğitimi sürdürebildi. Çocukları sandalyede oturtarak ekrana bakmasını sağlayarak dikkat eksikliğine, kaslarının zarar görmesine neden oluyorsunuz.

Lise çağlarına ilişkin de sosyal ortamından kopartılan çocuklarda çok ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor. Ergenlik, sosyal etkileşim olması gereken bir dönem. Sosyal etkileşimi akranlarıyla yaşayacak. Okullardan uzak tutarak ergenlerin de etkileşimini sıfırlıyorsunuz. Normalde 30-40 arkadaşıyla etkileşimi olması gereken bir çocuk birkaç kişiyle etkileşime mahkum ediliyor.

Biz önümüzdeki 20 sene bu okulların kapatılmasının zararlarını göreceğiz. Türkiye’ye yapılacak en büyük kötülük bu.

“OKULLARI AÇIK TUTMAK İÇİN SEFERBERLİK YAPILMALI”

Okulların kapalı olması anlayışını bırakıp, “inşallah”, “maşallahla” değil okulları açık tutmak için seferberlik yapılmalı. Türkiye hiçbir zaman hastaneleri kapatma noktasına gelmediyse okulları da kapatma noktasına gelmemeli.

“AÇIK HAVADA MASKE YANLIŞ BİR UYGULAMA”

Soru: Okulların kapalı olmasını isteyenlerin argümanları neler?

Tomris Cesuroğlu: Onların argümanı okulların bulaşmada kaynak olduğu. Oysa okullar toplumda bulaşmada belirgin bir rol oynamıyor. Bilimsel veriler ve otoriteler bu iddialarını doğrulamıyor. Dünyadaki düşük, orta ve yüksek ülke verilerine dayanarak Dünya Sağlık Örgütü, özellikle Avrupa bölgesi, okulların açık tutulması gerektiğini söylüyor. Geniş bir bölgenin ortalamasını alarak bunu söylüyor. Okullar salgının yayılmasında etkili rol oynamıyor. Avrupa’da okul öncesi dönemde çocuklarda maske uygulanmıyor. Çocukların başkalarının yüzünü, mimikleri görmesi için maske önerilmiyor. Eğer çocuklar süper bulaştırıcı olsaydı, Dünya Sağlık Örgütü böyle bir öneride bulunmazdı. Yanlış bir uygulama da okul bahçesinde çocuklara maske taktırılması. Açık havada maske yanlış bir uygulama.

Sürekli olarak insanları çocuklarıyla korkutmaya çalışan bir gurup var. Çocuklar hepimizin yumuşak karnı. Çocuğunuzun tehdit altında olduğunu düşündüğünüz zaman bu korku beyninizi ele geçiriyor ve akılcı düşünceden uzaklaşıyorsunuz. Beyninizin akılcı düşünen bölümü devre dışı kalıyor bu nedenle.

Soru: Okulların açılmasına çok kısa bir zaman kaldı. Ne gibi tedbirler almamız gerekir şimdiden?

Tomris Cesuroğlu: Havalandırma, maske ve mesafeye dikkat etmek gerekir. Pencereyi kapıyı açarak cereyan yaparak havalandırma yapılmalı. Yetişkinler ve öğretmenler aşılandı, İlkokullar tam kapasite açılmalı. Vaka sayıları artarsa seyreltilebilir. Öğretmen sayısı artırılarak, derslikleri artırarak kalabalık sınıfları azaltmak gerekir. Hollanda da çadırlar kuruldu liselerde. Sınıf sayısını geçici olarak böyle artırdılar. Milli Eğitim’in şimdiden yeterli sayıda öğretmen alması gerekir, geçici ve kalıcı ek derslikler için hazırlık yapması gerekir. Türkiye’de geçen yıl alınan önlemlerin devam etmesi de gerekir. Sınıfları teneffüslere ayrı ayrı çıkarmak gerekir. Vaka sayıları çok artarsa liseden itibaren geçici olarak uzaktan eğitime gidilebilir. Ama ilkokullar haftada iki gün yüzyüze olsa bile açık olması gerekir. Bir şekilde çocukların okul ile ilişkisinin devam etmesi gerekir.

“ÖĞRENCİLER VİRÜS HAVUZU GİBİ GÖRÜLMEMELİ”

Soru: Özel havalandırma sistemi gerekli mi?

Tomris Cesuroğlu: İlkokuldan liseye Avrupa’nın tamamı pencereyi açarak sınıfları havalandırarak eğitime bir yıl devam etti. Özel bir havalandırma sistemi gerekmiyor. Bunlara yatırım yapmak yerine öğretmen alımına, derslik sayısını artırmaya ihtiyaç var. Havalandırma sistemi iki yıl sonra gereksiz kalacak. Sınırlı kaynakların verimli ve etkili kullanılması için öğretmene yatırım yapılması gerekir. Çocukları virüs havuzu gibi de görmemek gerekir. Virüsü getirme ihtimali en fazla olan grup çalışan anne ve babalar. Bütün veriler şunu gösteriyor; çocuklar ağırlıklı olarak hastalığı anne ve babalarından alıyorlar. Dolayısıyla çocuklara virüs havuzu muamelesi de yapılmalı. Çocukları yaşlılarla görüştürmeme konusu da aşılamaya kadar doğru bir tavırdı.

Öğretmenlerin de doğru bir şekilde eğitilmesi gerekir bu konuda. Hollanda’da örneğin 4. sınıf ve altında sadece öğrenciler değil, öğretmenler de maske takmadı. İngiltere’de de ilkokullarda çocuklar maske takmadı.

Türkiye de önlem eşiği çok yüksek. Temaslı çocukların okula gönderilmesinde tedbir alındı. Maske taktırıldı. Uygulamada eksiklikler olabileceği için önlem eşiğini yüksek tutmak doğruydu. Ama sonuç olarak çocuk dostu bir şekilde pandemiyi yönetmemiz gerekir. İlkokullarda sınıflar Türkiye’de yeterince seyreltildi, bütün sene açık tutulabilirdi.

Okullarda hiç bulaşma olmamalı diye bir anlayış olamaz. Okullarda virüsün bulaşması çok nadir bir durum. Bulaşma ağırlıklı öğretmenden öğretmene oluyor. Ancak çocuktan çocuğa bulaşma da sıfır değil. Pandemide hiçbir yerde sıfır risk yok ki okulda olsun. Bulaşma olmasını da dünyanın sonu gibi görmemek gerekir. Zaman zaman okullarda bulaşma olabilir. Buna hazırlıklı olmak da gerekir.

Delta varyantıyla birlikte, aşılanma iyiye gitse bile, vaka sayılarında artma olabilir, okulları açık tutmak için A planının B planının yapılması gerekir.

Soru: Çocukları uzun bir aradan sonra okula hazırlamak için aileler neler yapmalı?

Tomris Cesuroğlu: Ailelerden ziyade okullara büyük rol düşüyor. Hemen derse başlamak çocuklara büyük bir haksızlık olur. Çocukların unuttuğu sosyal becerilerinin hatırlatılması, sosyal etkileşimin canlanması gerekir. Çocukların gözlerinin içindeki ışığı geri getirmek gerekir. Yaratıcı oyunlar, sosyal ilişkileri geliştiren, zekayı uyaran oyunlarla okula tekrar kazandırılması gerekir. Çocukların okula tekrar ısınmasının sağlanması ve beyinlerinin açılması lazım. Bir yandan da vücutlarını da açmak gerekir. Çocukların fiziksel aktivitesine de önem verilmeli. Beden eğitimine çok önem verilmezdi. Şimdi en önemli ders olmalı. Çocuğun zeki olmasını sağlamak isteyen egzersize önem vermeli. Resim, müzik ve beden eğitimi en önemli dersler olmalı ilk etapta. Bu adaptasyonlardan sonra derslere başlanmalı.

Okuldan kopan çocukları okula getirmek gerekir. Çocukların psikolojik ve sosyal açıdan nasıl bir durumda olduğunun de tespit edilmesi gerekir.

Öğrenimde nerde olduğuna bakacak öğretmen. Matematik ve fen derslerinde ihtiyaçların okula özgü, sınıfa özgü ve çocuğa özgü yeniden ele alınması gerekir. Milli Eğitim’in bu konuda rehberlik oluşturması lazım

Soru: Veliler yaz tatilinde neler yapmalı?

Tomris Cesuroğlu: Fiziksel aktivite, spor ve egzersize önem verilmeli. Pandeminin etkisini azaltmanın en güzel yolu açık havaya, spora, oyuna yönlendirmek. Dersleri düşünmemek gerekir. Ne yaparsanız yapın çocuğu fiziksel yönden geliştirin. Çocuğun ruh sağlığına çok yararlı. Büyükler için de gerekli bunlar. Bütün psikolojik sorunların azalmasını sağlar. Ailelerin görevi; çocuğun bedeni, ruhu ve mutluluğu için çocuklarıyla koşturmak olmalı.

Soru: Aşılanma okulların açılması için ön şart olarak mı kabul ediliyor?

Tomris Cesuroğlu: Dünyanın hiçbir yerinde okulların açılması ya da açık kalması için toplumun belirli bir oranının aşılanması ön şart olmadı. Tüm dünyada düşük, orta ve yüksek gelir düzeyinden ülkeler öğretmen aşılamaları dahi başlamamışken yüz yüze eğitime kısa kapanmalar dışında devam etti.

Türk Tabipleri Birliği’nin son çağrısında dediği gibi, ‘Şu olmadı, bu yapılmadı’ diyerek “Okulların kapalı kalmasını savunmak, çocuklarımızın sağlığına değer verdiğimizin değil, eğitimlerine değer vermediğimizin göstergesidir. Bu bir kaynak sorunu değildir. Bu bir imkân sorunu değildir. Bu bir tercihtir çünkü okullar kapalıyken çocuklar AVM’lere gidebilmiştir. Bu bir tercihtir çünkü okullar kapalıyken çocuklar dershanelere gidebilmiş, evlerde tedbirsiz ortamlarda toplanıp özel ders almışlardır. Bu bir tercihtir çünkü güvenli olmadığı gerekçesiyle okula gönderilmeyen çocuklar düğünlere gönderilmiş, salgında bakım için en yüksek riski taşıyan yaşlılara bırakılmıştır.” Şimdi yine bir tercih zamanı. Son derece bulaştırıcı diğer ortamlar için öne sürülmeyen, erişilmesi çok güç ön koşulları çocuklarımız için öne sürecek miyiz? Yoksa çocukları koşulsuz sevmek gibi, onların haklarını koşulsuz savunacak mıyız?

*

Dr. Tomris Cesuroğlu kimdir?

Hacettepe Üniversites Tıp Fakültesi mezunu bir hekim, araştırmacı ve annedir. Uzun yıllar sağlık sistemleri ve politikaları ve toplum sağlığı genombilim alanlarında çalıştı. Kişiye özel tıp alanında Avrupa’da ödül alan çalışmalara imza attı. 2010 yılından beri Hollanda’da akademisyenlik yapıyor. Bir yandan da Türkiye’de özelikle çocuk yetiştirme ve çocuk sağlığı alanında sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşan çalışmalara devam etti. Şu anda VU Amsterdam Üniversitesi’nde sağlık sistemleri ve politikaları, sağlıkta yenilikler, küresel sağlık, halk sağlığı, toplum sağlığı genombilim ve kişiye özel tıp alanlarında çalışıyor. Dr. Tomris Cesuroğlu Türk Tabipleri Birliği Pandemi Çalışma Grubu ve Okul Sağlığı Çalışma Grubu üyesidir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00