Minimum İskender
Çipras iktidara geldiğinde herkes onu, taze bir ruh ve kafa ile donanmış sanıyordu. Hatta Yunan tarihinin ikinci İskender’i olarak değerlendirmişti.
Yunanlılarda Türklere benzeyen; (hatta çok benzeyen) bir abartı merakı ve takdir hatasının yarattığı, yorum bolluğu ve mübalağası vardır.
Olaya böyle bakınca Çipras’ı bir büyük kurtarıcı gibi gören (gösteren) abartılı yorum ve takdir makaleleri, aldı başını gitti..
Yunanistan şimdi bütün izlenimlerin değişeceği yeni gelişme alternatifleriyle karşı karşıya... Bunların çoğu da birbirleriyle öylesine çelişkili değerler içeriyor ki, kimin hangi yargıyla hareket edeceğini kestirmek mümkün olmuyor...
Neden?
Çünkü Yunanistan’ın başı evrensel para babaları ile büyük dertte...
Bu dert nasıl çözülür diye bir referandum yapıldı. Konu hakkında yorum yapılabilecek sayısallara ulaştık: Yunan halkı “hayır” oyu verdi. Bunun anlamı, halk Çipras’ın arkasında durdu...
Çipras, Yunan halkının hassas davranacağı bir ölçütün hassasiyetine sığınmıştı...
*
Bu referandum, herhangi bir uygulamanın gerçekleştirilmesi amacını taşımıyordu. Sadece Çipras’ın arkasındaki desteğin sergilenmesi açısından önem taşıyordu.
Çipras kazançlı çıktı. Güven tazeledi. Belki biraz da cesaret ve tesir kazandı.
Peki, bununla ne sağlayabilir?
*
Avrupa Birliği uzun zamandan beri antidemokratik bir üslup ve ısrarla Yunanistan üzerinde baskı kurmuştu. Yerli yersiz her vesileyle içişlerine karışıyordu.
Birlik kaynaklarından sağlanan finansman nedeniyle bu müdahaleye eyvallah diyen bir siyasi tavır ve telakki öne çıkarılmıştı.
AB’den para gelmesi bir türlü baskı alanı yaratıyordu; gelmemesi bir başka baskı alanı yani, belirgin bir ekonomik buhran konusu oluşturuyordu.
Bu durumun yarattığı sıkıntıların giderilmesinde Yunanistan’ın ekonomik ve mali açılardan başkaldırabileceği sağlam bir zemini yoktu.
Peki, şimdi var mı? Hayır yok...
Olması mümkün mü?
Henüz makul ölçekli bir kabul ihtimali görünmüyor...
*
Yunanistan kazançlı mı?
Hayır!
Aksine tılsım bozuldu; bekâret elden gitti.
Buna rağmen Yunan Hükümet Sözcüsü Sakellaridis kreditörlerle müzakerelerin hemen başlaması ve iki gün içerisinde tamamlanması gerektiğini söyledi.
Maliye Bakanı Varufakis, bankalardaki nakit bitmek üzere olduğundan, Salı gününe kadar Avrupa Merkez Bankasının Yunanistan’a çok hızlı nakit akışı sağlaması gerektiğini söylüyor.
*
Bunlar gerçekleşir mi?
Merkel böyle ters kararlar manzumesi karşısında gerileyecek birisi değil. Hele kafa tutmaya boyun eğecek birisi hiç değil...
Yunanistan, referandum kozu ile ülkede demokrasinin AB para babaları tarafından silkelendiğini göstermek istemişti. Çipras kurnazlığı karşısında Merkel’in yumuşak kalpli davranışlar sergileyeceğini beklemek, pek inandırıcı görünmüyor.
Yunanistan, son referandumunu kırk yıl önce gerçekleştirmiş ve demokrat çevrelerin büyük takdirini toplamıştı. Aynı takdiri toplayacağını öngörmüş olabilir.
Ama...
Evet! Ama bu bekleyiş gerçekleşmeyebilir. Son referandum, Karamanlis’in başbakanlığı döneminde (1974 yılında) Albaylar Cuntası’nın devrilmesinin ardından kraliyetin kaldırılması için yapılmıştı.
Eski referandumun olumlu tesirlerini, bu son referandumda görmek mümkün olmayacaktır.
Öyle anlaşılıyor ki Merkel, Alman güdümlü bir siyaset komiseri aracılığıyla Yunanistan’ı yönetmek istiyor.
Bunun için üç saatlik “siestayı” bile, makul talep görebilir.
Yunanistan, başındaki belayı henüz atabilmiş değil...