Kadın milletvekili dediğin
TBMM’de kadın milletvekilleri, daima çok yakından ve ilgi ile izlediğim kesimi oluştururlar.
Ve büyük kısmı da iz bırakmadan, seçim dönemini tamamlayıp tarihe karışırlardı.
İki ismi daima, istisna olarak değerlendirdim.
Anayasa profesörüydü. Kürsüde hukuk idrakinin mükemmel örneklerini sergilerdi. Kurnaz grup başkan vekillerinin tuzakçılığını hemen hisseder ve hepsini adeta susta durduran bir meslek ciddiyeti ve nezaketi içinde CHP grubu adına iz bırakırdı.
Herkese takılmaktan büyük zevk alan Refah Partili ve Kayserili Salih Kapusuz Bey’in grup tuzaklarını önceden fark eder, kendisine bu kurnazlığın bedelini ağır ödetirdi.
Siyaseti kendi iradesiyle bıraktı.
***
Meclis yaşamında, varlığını ilginç bulduğum ikinci isim Leyla Zana idi. Eşinin Kürt hareketi içindeki, özgün ve etkin konumu ve tesiri nedeniyle daima adı önde anılanlar arasında yer alırdı.
1 Kasım seçimleri sonrasındaki yemin töreninde, İç tüzüğün hükümlerini yine bilerek ve isteyerek bozdu.
Yemini tahrif ederek gereğini yerine getirmedi.
Oturumu yöneten Meclis Başkanı Baykal’ın ikazını bilerek duymazlıktan geldi. Kimseyi sanki adam yerine koymayan bir manzara sergiledi.
Yani, Leyla Zana şu anda seçildiği il olan Ağrı’nın milletvekili değildir.
Pişman mıdır, değil midir; şimdilik kimse bu konumun siyasal tarifini ve parlamenter nezaket ve disiplin gereğini bilmiyor. Meclis’teki yeri hangi konumdadır; onu da bilen yok.
***
Bu arada bir cakalı tavır daha takınarak, Cumhurbaşkanı’ndan randevu talep etti.
Eğer Tayyip Bey bu talebi kabul ederse, Leyla Hanım diyecek ki; “gördünüz işte, parlamentoda ağırlığı her zaman hissedilen ve talepleri kabul gören birisiyim. Yemini tam yerine getirmeyişimin hiç önemi olmadığı anlaşıldı.”
“Devletin başı, benim görüşme talebimi kabul etti. Yemini tam yapmışım ne yazar; yapmamışım ne yazar...”
***
Şimdiki durumda ise, Tayyip Bey’in sözcüsü İbrahim Bey, Leyla Hanım’ın talebinin değerlendirilmekte olduğunu kamuoyuna açıklıyor.
Eğer bu talep kabul edilirse, Zana son cakalı tavrıyla dikkat çeken ve tesir yaratan siyasetçi rolünün avantajlarını kullanacaktır.
Peki, Cumhurbaşkanı’nın, milletvekilliğini önemsemeyen ve yeminini yerine getirmeyen bir kimseye özel konum kazandırma hakkı olabilir mi?
Hayır olamaz...
Cumhurbaşkanı tarafsızlığını; bilerek ve özel müsamahaya mazhar olarak, birisine imtiyaz hakkı tanımak eylemine dönüştüremez.
Neden?
Henüz milletvekili olmayan bir kişinin böyle imtiyazlı konum kazanma girişiminin, parlamenter terbiyede yeri olmadığının kendisine bildirilmesi gerekir.
Denir ki: “Evvela tam yemin ile milletvekilliği sıfatını kazan, ondan sonra görüşme talep et...”
***
Hiç!
Sadece “Zana, tek başına her şeye yeter” denerek, konum farklılaştırılmasını anayasallaştırmış olur.
Cumhurbaşkanı da, danışmanları da, her halde en akıllı davranış örneğini sergileyip, emsal bir kararla keyfiliğin parlamentoda yeri olmadığını göstereceklerdir.
- Merkel şemsiyesi9 yıl önce
- İZBAN ar ile iftihar9 yıl önce
- PYD ve YPG sorunu9 yıl önce
- Huzur ve özgürlük9 yıl önce
- Bir nefret suçu9 yıl önce
- Numan Bey'in yorum farkı9 yıl önce
- Nazlıaka kararını kendi verdi9 yıl önce
- Sabırsızlık ortamında siyaset9 yıl önce
- Yanlış fezlekeler9 yıl önce
- Kesin ihraç9 yıl önce