Tepki ve etki...
Metodolojik olarak öğrendiğimiz İlişki "etki-tepki" idi. Oysa ben "tepki-etki" ilişkisini örneklemek istiyorum Türkiye'de en etkili "tepki-etki" ilişkisi parlamentoda yaşanır. Olaylar, yorumlar, görüşler, öneriler, eleştiriler birer politik tepki konusu olur. Milletvekilleri bunları Meclis'e taşırlar. Kürsü konuşmaları, sözlü ve yazılı soru önergeleri, gensorular en sıklıkla kullanılan tepki örnekleridirler. Etkin birer teşhir vesileleridirler. Milletvekilleri bu tepkileri İle yeni bir etki alanı yaratırlar ve bir sentez işleyişini başlatırlar. Bu üslup son iki örnekle yeni bir manzara kazandı. Kürsüdeki siyasi görev tarifini ve iç tüzükteki denetim usullerini bir yana bırakan biraz da siyaset vodvilini anımsatan bu iki tepki örneği acaba bir etkinlik kazanır mı? İlk örnek DTP genel başkan yardımcısı Emine Ayna'mn sergilediği toplu tepki açıklamasıdır. Ayna, meclisin ünlü ceylan derili koltuklarına kaykı-larak "oturma eylemi" yaptıklarını açıklamıştır. Ayna diyor ki, "Farklılıkların yaşama şansına izin vermeyen yaklaşımı reddedeceğimizi göstermek istedik. Eylemlerimiz burada bitmeyecek. Hem Meclis, hem Türkiye kamuoyuna demokrasideki ısrarımızı sergileyecegiz..." Amacı ise gözaltına alınan arkadaşları serbest bırakılıncaya bu direnişi farklı örnekler göstermekmiş. Reflekslerini geliştireceklermiş. Bunun bir parlamenter İçin doğal tepki türü olduğu doğrudur. Peki, 23 Nisan TBMM'nin kuruluş yıldönümü törenlerini teşrif (!) etmeyen Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'i aynı tepkiyle kınayabilecek mi? Van Belediye Başka-nı'na ayıp ettiğini söyleyebilecek mi? Ayna Hanım, oturup eylem yaptığı Meclis'in kuruluş felsefesine saygı duyuyorsa, acaba bu saygısızlıkları bir demokratik refleksle ayıplayabilecek mi? Ayna Hanım da ne o niyet, ne de dillendirdiği ölçüde cesaret bulunduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor.
A eyli ala ulalı...
İkinci örneğe gelince, birincisinden daha ilginç olduğunu görüyorsunuz... TBMM kapısı önünde çocuk nikahlarını protesto etmek için bir gösteri düzenlenmiş. Sünnet olmamış ölçekte bir delikanlı ile yüzü örtülü kız çocuğunun nikahı tam sonuçlanırken İzmir Milletvekili Canan Arıtman müdahale edip, komediyi sonlandırmış... Amaç, çocuk nikahlarına karşı toplumun dikkatini çekmekmiş. Tören düzenleyicisi de Sosyal Demokrasi Vakfıymış... Tören elbette ki ilginç; ama işin asıl ilginç tarafı bir okuyucunun verdiği hüküm cümlesi: "a eyli ala ulalı amburleyli ap up; ba beyli bala bulalı bamburleyli bap bup; ca ceyli cala culali camburleyli cap cup..."