Nükte, ima ve mana...
Önceki gün sütun komşum Dr. Suat Çağlayan, imkan ve yeteneklerin yanında talihin de önemli bir başarı öğesi olduğunu anlatan yazı kaleme almıştı. Yazısında ülkemizin önemli bir beyin cerrahı olan Profesör Saffet Mutluer'in kendisine gönderdiği mektuba yer vermişti.
Profesör Mutluer, bu mektupta hayatta başarı sağlayan yetenekler dengesini "satranç" oyununun simgeleriyle anlatmış, Hint Racası'nın amaçladığı başarı felsefesini özetlemişti.
Profesör Çağlayan da, İran Şahı'nın "tavla" kurallarıyla özetlenen hayat felsefesini aktarıp, hüküm cümlesi vermişti: "Hayatta her şey bilgi, tecrübe ve sabır işi değildir. Başarı için bunlara ek olarak şansa da ihtiyaç vardır" demişti...
***
Profesör Çağlayan'ı on yıl önce parlamentoda tanıdım. DSP İzmir Milletvekiliydi. Kürsüye çıktığında pür dikkat dinlediğim değerli bir parlamenterdi.
Daha sonra son Ecevit hükümetinde kabine arkadaşlığı yaptık. Tecrübelerinden çok yararlandım. Tıp biliminde usta olmanın kazandırdığı yetenekleri hemen fark ederdiniz.
Urla'ya yerleştiğimde çevre edinmem konusunda ilk elimden tutan da Profesör Çağlayan olmuştu. Beni Profesör Mutluer ve eşi İnci Hanım'la tanıştıran da dostum Suat Çağlayan'dı.
***
Yukarıda sözünü ettiğim "satranç"ve "tavla" oyunlarının felsefi anlamda bir nükte ihtilafı yarattığını gördüm. Ve bu ihtilaftan hareketle okuyucularıma "nükte"nin "ima"yı; imanın da "mana"yı aştığını anlatmak istedim.
Nükte, Arapçadır. İnce mânalı söz anlamına gelir. İdraki ve anlaşılması zarafet gerektiren husus demektir.
Nüktelerin oluşturduğu güzel söz sanatının bütünlüğüne "nüket" denir...
Nükte yapana "nük-tedan"; nüktenin zarafetini kavrayana da "nüktebin" deriz...
***
Profesör Suat Çağlayan "nüktedan" bir tabiptir... Profesör Saffet Mutluer "nüktebin" bir tabiptir... İkisi de şifa dağıtan ellere sahiptirler.İki yakın dostturlar.
Profesör Saffet Mutluer, dünya ölçeğinde bir ulusal iftiharımızdır. Kurucusu bulunduğu ISPN'nin ilk Türk dünya başkanıdır.
ISNP, Uluslararası Çocuk Beyin Cerrahisi Örgütü'dür. Çok önemli bir tıp derneğidir. Profesör Mutluer örgütün başkanı olarak Türkiye'yi dünya ölçeğinde ve en iyi düzeyde temsil etmektedir.
***
Profesör Suat Çağlayan, önceki gün HT EGELİ'de yayınlanan yazısında, "satranç ile tavla" arasındaki farkı tartışmıştı. Benzetmesi, bir nükteden bin "mana" çıkaran, "ima" alınganlığı yaratmış...
Oysa "ima" ve "mana" sanatında nüktenin yeri tıp bilimin sanatsal algısına yön veren zarafet örnekleri olmuştu.
Sırası gelmişken, bu konuya temas eden bir Mevlana rubaisini hatırladım. İki hekim dostumun hatırı için bunu Türkçeye çeviriyorum...
Dilber ki bakıp sihr ile yakmış hekimi;
Her nüktede ima ile mana öpüşür;
Hüsnündeki bir zerreyi görsün yetişir;
Doktor gerekir doktora, ağyar gülüşür...
***