Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cemil Çiçek'i Anavatan Partisi milletvekili olarak tanıdım. İki dönem parlamento arkadaşlığı yaptık. Grup toplantılarının ilginç simasıydı. Büyük amfinin arka sıralarında oturur, herkesin davranışını kuş bakışı izlerdi.

        Yanında siyaset kadrosundan değişmez arkadaşları bulunurdu. Bunlar Abdülkadir Aksu ile Ali Coşkun'du. Bazen Korkut Özal da gelir araya sıkışırdı. Hep birlikte hareket ettikleri izlenimi doğardı ama gerçekte hepsi de birbirine karşı ihtiyatlıydılar.

        Bir süre sonra Korkut Özal'dan koptular. Korkut Bey'in her şeyi en iyi, en doğru bildiğini sanan böbürlü tavrı nedeniyle bir süre sonra ilişkiler soğudu. Bir daha da ısınmadı... Cemil Bey, yanına Abdül-kadir Aksu ile Ali Coşkun'u alarak o zamanki Refah Partisi'ne katıldı. Sebep, Mesut Yılmaz'ın AB yolundaki liberal açılımıydı. Bunu ANAP'ın milliyetçi muhafazakar düsturuna aykırı bulmuşlardı.

        Bu arada Anayasa Mahkemesi Refah Partisi'ni kapattı. Sonra Erbakan'ın emriyle İsmail Alptekin'in kurduğu Fazilet Partisi'ne katıldılar. Fazilet Partisi de kapatılınca İsmail Alptekin ile birlikte AK Parti'ye intisap ettiler.

        *

        Refah Partisi'nde başlayıp AK Parti'ye uzanan bu üçlüye "ANAP Triumvirası" diyordum. Gittikleri her yerde ANAP'ı aradılar. Bulamadıklarında mevcutla yetindiler (Kifaf-ı nefs ettiler.) Kısa sürede milli görüş partileriyle uyum sağladılar.

        Namuslu adamlardı. İsimlerinin hileye, hud'aya karıştığı görülmemişti. Mesut Yılmaz'a kızan bütün milletvekilleri bu üçlünün etkisi altında kalırdı.

        Son seçimlerde Tayyip Bey, bakanların seçim bölgelerini değiştirince Ali Coşkun konuyu siyaset terbiyesine göre yakışıksız bulmuş ve elini eteğini politikadan çekmişti.

        Karşılarında başka bir üçlü vardı. Onların da seçkin niteliği Mesut Yılmaz'a karşı olmalarıydı. Kamran İnan, Oltan Sungurlu, Ülkü Güney bu kadronun güzide siyasetçileriydiler.

        Mesut Yılmaz'ın genel başkanlık yıllarında bu üçlüyü İttihat Terakki'nin Enver, Talat ve Cemal Paşalarına benzetirdim. Onlar kadar atılgan bir irade sergilemezlerdi ama içten içe muhalefet zenginleştirmesinin gerisinde bu üç isim yatardı. Dürüst ve donanımlı şahsiyetlerdi.

        3 Kasım seçimleri her şeyi altüst etti. Türk siyasetinde böyle bir politik hezimet görülmemiştir. Aynı zamanda bu kadar büyük bir siyasi talih konfetisine rastlanılmamıştır.

        *

        Cemil Bey, ne denli tecrübeli siyasetçi olduğunu AK Parti pratiklerinde hemen gösterdi. Takdir topladı. Her konumda talihini ve itibarını korumasını bildi. Bazılarının gıpta, bazılarının kıskançlık duygularının hiçbirine kulak asmadı. Hakkında tek söz getirilmesine izin vermedi. Son 25 yıllık siyasetimizde Cemil Çiçek, itibarının koruyan ve güven tazeleyen disipliniyle canlı ve dinç kalmayı bildi.

        Bütçe Komisyonu görüşmelerinde CHP'nin damadı hakkında ileri sürdüğü bir yolsuzluk iddiasını savunma gevezeliğiyle geçiştirmek yerine, şika-yetçisiyle birlikte savcılığa gidip suç duyurusunda bulunmayı önerdi.

        Önerisinde samimiydi. Dilekçeyi bile ben yazacağım dedi. Savı ileri sürenler bile şaşırdılar. Damadı hakkında suç duyuran ilk örnek olarak bütün komisyonu hayrete düşürdü.

        Diğer Yazılar