"Müsterham"dan "müsterhim"e
Dün Habertürk’te Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun kelime seçiminde gösterdiği tercihi tartışan özet haber vardı. Bakan, bir yardım kampanyasının duyurusunda “müsterham“ kelimesini kullanmıştı.
Emekli Büyükelçi Nüzhet Kandemir, bu sözcüğün 40 yıl öncesinde “Hariciye” yazışmalarında kullanıldığını, şimdilerde terk edildiğini açıklıyordu.
Müsterham kelimesi “istirham olunmuş” anlamına gelir. İstirham edene de “müsterhim“ denirdi.
Karşılığı ilahi anlamda “niyaz etmek”; medeni anlamda ise rica etmekti.
Hepsinde tevazuyu aşan bir boyun eğikliği hissedilirdi. Dua ve niyaz değerini bir yana bırakırsak, ister istirham, ister rica olsun alttan alan karakter öne çıkardı.
Müsterham kelimesi hariciye lisanına Meşrutiyet üslubundan kalmadır. Çok uzun yıllar kullanıldı. Cumhuriyet hariciyecileri Osmanlıca’ya hakkıyla vakıftılar. Yerinde kullanırlardı.
Yusuf Kemal Tengirşenk, Şükrü Kaya Tevfik Rüştü Aras, Şükrü Saracoğlu, Numan Menemencioğlu, Necmettin Sadak, Fuad Köprülü hatırlı ve malumatlı isimlerdi.
O zaman Teşkilat-ı Esasiye kanunu vardı. ‘Reisicumhur’ derdik. Makamın adı hariciye vekâleti idi. Bakanın adı da hariciye vekiliydi.
Danıştay’a, Şura-i Devlet; Yargıtay’a Temyiz Mahkemesi; Sayıştay’a Divan-ı Muhasebat denirdi.
Cumhuriyet İdaresi anayasa dilini değiştirdi ve bugün herkesin rahatça anlayacağı kelimelerle zenginleştirdi.
Nüzhet Kandemir, Davutoğlu’nun bu tür kelimeleri sevdiğini ve sık kullandığını söylüyor.
İçimdekini samimi olarak yazıyorum. Bu, Davutoğlu’nun aklına gelmemiştir.
Yaranmak isteyen bir zihniyet, bu sözcüğü bulup önüne koymuş ve Bakanın merak ile keyfini tahrik etmiştir.
Yoksa bu kelimeyi bulmak için Davutoğlu’nun uzun ve derin “istikşafi“ çalışmalar yaptığı ve kelimeyi bulduktan sonra kullanmaya başladığı söylenemez.
Peki, müsterham sözcüğünün ihtiyar ve yorgun tabiatına sığınmak yerine, rica sözcüğünün açık ve tesirli anlamını öne çıkarmak, Dışişleri Bakanı’nın canını mı yakardı?
Hayır! Ama Bakan böyle seviyormuş!
Öyleyse “müsterham”ı seven Bakan için “müsterhim“ dersek bir suçumuz, günahımız olmaz.
Öte yandan bu sözcüğü çok uzun istikşafi çalışmalar sonunda bulduğu için kendisinden “müstekşif“ olarak söz etsek herhalde ayıp etmiş sayılmayız.
Ya da Davutoğlu’nun “müsterhimane“ üslubundan ötürü, “müsterhim“ desek günah olmaz.
Eski hariciye lisanında bir de “müsterhib“ sıfatı vardı. Bulunduğu makamda göz korkutan adam anlamına gelirdi.
Hariciyede “mana” kadar, imla da önemlidir...
Hele imaya mana yüklerken çok önemlidir...