Kılıçdaroğlu ve badel harabül Basra...
Yeri doldurulamayan bir lider olmanız için mevcutlardan farklı olmalısınız.
Bu farklılık iki liderde öne çıkıyor.
Tayyip Bey ve Kemal Bey...
Tayyip Bey eski dönemin şöhretleriyle zıtlaştığı ilk örneğinde dikkat çekti.
Farklı kişilik tanımlamasında öne çıkan isim oldu.
Farklılığın seçkin örneği neydi?
Sorunun cevabı açık:
Tayyip Bey, önce Erbakan’ı ve onun “yıllanmış siyaset sahabesini” sahne dışına itmeyi başardı. Sonra kendisine alternatif olabilecek ihtimalleri bertaraf etti.
2007 seçimlerinde çok sayıda şöhretli milletvekilini ve bakanı liste dışı bıraktı. Çok kişinin zihninde bir “fikri” pekiştirdi.
Bu fikir, milletvekilliğinin sadece genel başkanın iki dudağı arasında olduğuydu.
Son Kurultay, CHP’ye yeni hüviyet kazandırdı.
Kılıçdaroğlu’nun “sadece Baykal’ın yeri garanti” sözü CHP’de liste tartışmalarının fitilini ateşledi.
Kılıçdaroğlu ve Tekin (K/T) ikilisinin, Önder Sav ve ekibine milletvekili listelerinde yer vermeyerek son darbeyi indirmeyi planladıkları tartışılıyor.
Sav ekibinden canı yanmışların açık memnuniyeti görülüyor.
K/T ikilisi böyle bir girişimi başlatabilir mi?
Başlatılırsa etkin olur mu?
Böyle bir uygulama karşı direnişi tetikler mi?
Bu üç ihtimalin üçü de varittir. Ama...
K/T ikilisi böyle bir girişimi başlatabilir. Çünkü CHP bünyesinde en fazla güvenilen kadro hareketi bu ikili etrafında isimlendirilmektedir.
Bu hareket başarılı olur mu?
Evet olur...
Çünkü CHP yönetici bünyesinde güvenilir bulunan kadro budur.
Bu kadro sabırlıdır, deneyimlidir.
Uygun buldukları (istedikleri) tarihte tırpanlama hareketine girişebileceklerdir.
Buna kimse direnemez.
Türk siyasetçisi daima güçlü olandan yana olmayı sever.
Süheyl Bey’in genel sekreterlik ve parti sözcülüğünden alınması bu kudretin ilk varlık kanıtıdır.
K/T ikilisinin Baykal’a karşı saygılı (yumuşak), Sav’a karşı kızgın (sert) davranışın sebebi, Sav ekibinin Kurultay sonrası bir “iptal velvelesi” yaratmalarıdır.
Kendimi tekrar ediyorum; ama yüksünmüyorum...
CHP yaklaşık kırk sene içinde ikinci kez liderini toplum umudu haline getirdi.
Buna “nadir fırsat” denir.
Halk, aş ve iş peşinde koşuyor ve CHP’de bunu başarabilecek sima olarak sadece Kılıçdaroğlu’nu görüyor.
Eğer sevimsiz siyaset oyunlarıyla Kılıçdaroğlu’nu umut olmaktan çıkarırlarsa böyle fırsat bir daha ellerine geçmez...
Eskiler buna “Badel harabül Basra” derlerdi...
“Basra harap olduktan sonra istenenler yapılmış ne çıkar” anlamına gelir...
Zamanlı zamansız Kılıçdaroğlu’nu öne sürmek, bir yıpratma kurnazlığıdır...