Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Umulmayan bir anda meydana gelen olayın yarattığı çöküşe “allak bullak” deriz.

        Bir hafta önce, Tayyip Bey “kriz teğet bile geçmeyecek” diyordu.

        Kendinden çok emindi. Ülkemizi ve kendimizi güven içinde hissettik. Rahatladık...

        Bir hafta sonra Standart&Poors Amerika’nın kredi notunu düşürdü. Solculara göre kapitalizm, Amerika’yı rezil etti.

        Amerika allak bullak oldu. Çünkü böyle bir şey beklenmiyordu. Liberal iktisatçıları buna sıfır ihtimalle bakıyordu. Gerçekleşince şaşkına döndüler.

        Şaşkınlığın Türkiye’ye yansıması ağır oldu. Türk Borsası’nda bir gün içinde yüzde yedi oranında düşüş yaşandı.

        Yaşanan bu tereddütlü durumun açıklaması gerekmiyor mu?

        Söylenecek şey basittir: Kriz Türkiye’ye teğet mi geçecektir, yoksa delip kan revan içinde mi bırakacaktır?

        İktisat ilmi gizemi sever...

        Ama yurttaş gizemi sevmez. Her şeyin açık seçik önünde olmasını ve kendisine söylenmesini ister.

        Türk halkı panikçidir.

        Panikçilik yüzünden devleti yönetenler, gizli kapaklı kalarak durum kontrolünü ellerinde tutmak isterler...

        Bugüne kadar hep böyle oldu. Anlaşılıyor ki yine böyle olacak... Yönetimi zor bir olay yaşayacağız...

        Kredi notunun düşürülmesiyle birlikte Asya borsalarındaki olumsuz gelişmeleri kestirmek zor değildi.

        Bunun için ünlü IMF iktisatçıları olmaya gerek yok. Nitekim 10 Asya ülkesinin borsaları allak bullak oldu. Simsiyah bir pazartesi yaşandı.

        Tokyo, Şanghay, Tayland, Hindistan, Avustralya, Singapur, Güney Kore, Endonezya, Hong Kong ve Taylan Borsaları beklentileri alt-üst eden çöküşler yaşadılar.

        Bu borsalar küresel aktörlerin bütün çabalarına rağmen çöküşün ilk adımları olarak hala endişe veriyor...

        Kriz, felaket getirirken ekonomide önlem alma teklifini de getirir. Ve bu teklif ülkelerin münferit (tekil) pazarlığına açık değildir.

        Önlem, makul değerlere dayanırsa etkin olabilir. Bu da cesaret ve irade ister...

        Türkiye şimdi bu irade ve cesareti gösterme aşamasındadır. “Dışarıda yağmur yağıyorken ıslanacağımızı” söylemek bir siyasi irade değil, sadece durum geçiştirmesidir.

        Kriz derinleşir mi?

        Amerika’nın kredi notunun yeniden düşürülebileceği ihtimali çok yüksek görünüyor. Şimdilik bu oran yüzde 35 düzeyinde... İbre yukarıya yönelik...

        Üstelik ABD ekonomisinde beklenen durgunluk endişelerinin AB ülkelerine sıçraması ihtimali de ciddi oranda endişe veriyor. İtalya ve İspanya’nın durumu ortada...

        İç ekonomide dolar 1,80’e dayandı. Avro 2,5 lirayı aştı. Çeyrek altın 160 liraya yaklaştı.

        Dilimizde allak bullak kadar etkili bir başka deyim daha vardır; “Tepe taklak” deriz...

        Teğet bile geçmeyecek dediğimiz ekonomi bir gün içinde kötü ihtimallerle karşılaşır mı? Yani dünya ekonomisindeki allak bullak durum Türkiye’yi etkiler mi? Tepe taklak olur muyuz?

        Aslında göz korkutacak durum yok. Çünkü bu kriz, küresel bir mali kriz; yani Türkiye’nin krizi değil. Çünkü Türkiye parasal gücü şu anda yüksek olan bir ülke... Üretimi ve dış pazarlaması dengeli...

        Peki, bunu halka kim açıklamalıdır?

        Bu, başbakanın ve/veya hükümet sözcüsünün işi değildir. Bunu halka Babacan açıklamalıdır. Çünkü olay siyasi çekişme zemini değil, ekonomik ikna gereğidir.

        Bir zamanlar, ‘yöneticimiz uyuyor mu’ diye gerçeklerle dalga geçen bir reklamımız vardı.

        Sahi, “Ana Muhalefet İktisatçıları” ne diyor?

        Diğer Yazılar