Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Adaletin en zor ilişkisi iddia ile ispat arasında kurulur.

        Eğer bir vakıa sağlam ve mantıklı ilişkilerle ifade edilir ve belgelerle kanıtlanabilecek düzeye erişirse “iddianame” ile işin yargı safhası başlatılır.

        Hayır, öyle değil de söylenenler her gün her ağızdan tekrarlanır; ama ispat için mantıklı esaslara dayandırılmazsa bu ilişkiye “töhmet“ denir.

        Peki, “töhmet” nedir?

        Töhmet, itham altında olmak demektir. Birisine isnad edilen, ama işleyip işlemediği belirsiz olan bir konu için muhatabını suç altında bulundurma demektir...

        Son günlerin olayları bir töhmet dizisi getirdi:

        Atatürk töhmet altındadır.

        İsmet Paşa töhmet altındadır.

        Celal Bayar töhmet altındadır.

        Fevzi Çakmak töhmet altındadır.

        Döneminin orgeneralleri, korgeneralleri töhmet altındadır.

        Valiler ve Umumi Müfettişler töhmet altındadır.

        CHP töhmet altındadır...

        (Hatta kısmen Kılıç-daroğlu bile bu dayanaksız töhmetin muhatabı olarak seçilmek istenmektedir.)

        Peki, sonuç nedir?

        Şimdilik ortada hiçbir somut şey yok. Yani sonuç yok...

        Sadece yıllardır tekraren kullanılan bazı hatıralar ve anlatılan vakıalar var...

        Buna dayanarak sağlam bir iddianame hazırlanamayınca töhmet ortaya çıkıp boy veriyor...

        Böyle karanlık ortamlarda şehir efsaneleri üretilir. Asıl gerçekler gözden uzak tutulur. Tarihi ve insani ayıbın gizlenmesi yaşanır.

        Asıl hedef gerçeği yansıtmaktır ve topluma yaşanan tarihin doğrularını aktarmaktadır.

        Birkaç günden beri televizyon kanallarındaki tartışmaları ve yorumları dinledim. Köşe yazılarını okudum.

        Herkesin iddia ve talep ettiği şey, askeri ve adli arşivlerin açıklanarak belgelerin incelenmeye açılması... Bu tartışmaların ne kadar dayanaksız yargılar olduğu hemen anlaşılıyor.

        Çünkü Başbakan bu konuyu CHP’nin bir iç meselesi olarak görüyor ve CHP’yi bu noktada zora sokarak siyasi avantaj toplamak istiyor.

        Bu yanlış! Doğru olan nedir?

        Doğrusunu Tayyip Bey zaten açıkladı: Dersim katliamı konusunda hiçbir arşivin kapalı tutulmadığını, belgelerin hiçbirinin gizli olmadığını söyledi. Yani araştırmacıların incelemelerine açık olduğunu belirtti.

        Askeri Harp Tarihi Arşivleri, Osmanlı Arşivleri, Başbakanlık Arşivleri, Tarih Kurumu Arşivleri ve benzeri bilgi ve belge dosyalarının açık olduğunu ve dileyen araştırmacının istediği belgeyi inceleyebileceğini anlattı.

        Ve dün parti gurubunda yaptığı açıklamada önemli bir konuyu aktardı.

        Bugün yapılacak olan AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda şimdiye kadar hiç yayınlanmamış belge ve bilgileri açıklayacağını söyledi.

        Bu yaklaşım, tarih açısından çok cesur isabetli bir girişimdir. Tebrike şayandır.

        Ama bunu parti il başkanları toplantısında gerçekleştirmek istemesi tamamen siyasidir.

        Ayıp değildir; ama yakışıksız olmuştur...

        Kemal Bey’in grup toplantısındaki konuşmasında kapsamlı bir Atatürk savunması vardır. Kişisel savunmasında da samimi ve etkili cümleler vardı. Dersim katliamını değil, Mustafa Kemal’i savundu.

        Bu üslup siyaseten parti lehine sonuç sağlar mı; onu zaman içinde göreceğiz.

        Konuşmasında “zımnî” Dersim kabulü vardı. Bu da normal bir genel başkan konuşmasıdır.

        Bugün Dersimliler’in Cumhuriyetle sorunu yoktur” dedi. En güzel ve en doğru cümlesiydi.

        Gurup konuşmasında tek ayıplı sahne, Başbakan’ın yuhalanması oldu...

        En doğrusu Meclis’in bir araştırma komisyonu kurmasıdır...

        Diğer Yazılar