Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İpin ucunu kaçırmak ilginç ve yaygın kullanılan bir deyimdir. Sadece beceri değerlerini değil aynı zamanda karakteristik zaafları da kapsar.

        Bir yeri yönetmede veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü kaçırıp, artık duruma hâkim olamamak; çıkmaza girmek anlamına gelir.

        Dikkatli olunması gereken nokta, basit bir ihmal ile elden kaçırılırsa, fırsat farkına varılmayan belalara dönüşebilir. Yani biraz daha dikkatli olunmazsa ipin ucunu kaçar.

        Eğitim reformu adı altında Kur’an dersleri ve Siyer-i Nebi (Peygamberimizin yaş öyküsünün) okutulması gereksiz girişimlerle huzurlu ortamı bozmaya yönelik davranışlara dönüşüyor.

        TBMM Uzlaşma Komisyonu bünyesinde sivil toplum örgütlerinin yeni anayasaya ilişkin önerilerini dinlemek üzere bir alt komisyon oluşturulmuştu.

        Bu komisyonda önceki gün bir şok yaşandı. Alt komisyonun dünkü toplantısına davet edilen ve adına “Genç Hukukçular” denilen kadro ipin ucunun nasıl kaçırıldığının örneğini verdi.

        Kendilerine “Genç Hukukçular” denen kadro ülkenin seçkin üniversitelerinin hukuk fakültelerinde öğrenci...

        Bilkent, Galatasaray ve Marmara üniversiteleri hukuk fakültesi öğrencisi bu üç genç, komisyon üyelerine dağıttıkları öneri dosyasında öyle tekliflerde bulunmuşlar ki, duyanlar parmak ısırıyor.

        Sundukları öneri dosyası ve sunuş biçimine göre, bu üç delikanlı hukukçu adayı, Adalet Komisyonu’nu tuzağa düşürmüşler. Adlarını gizlemişler. Belli ki önerilerinin ülke genişliğinde hayret yaratacağını hesaplamışlar.

        Bu amaçla, “Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Görüşleri Çerçevesinde Talep ve Temenniler” başlıklı dosyada yeni önerileri ileri sürüyorlar. Dosyanın kapağında Bediüzzaman’ın klasikleşmiş fotoğrafı var.

        Önlerinin bir bölümünü başlıklandırıyorum:

        Öğrenciler ve kamu personeli için başörtüsü serbest olsun.

        Başörtülü milletvekiline imkân tanınsın.

        Reşit öğrenciye cuma namazı izni verilsin.

        Milletvekilleri TBMM’de kutsal kitap üzerine yemin etsin.

        Evde öğretim modeli gelsin.

        Bunların hepsinin ipin ucunun kaçırılmasıdır. Dindar gençlik yetiştirme direktifinin detaylarını hızla harekete geçirmek isteyen bir kadronun hazırlıklı beklediğinin örneği olarak bu girişimi gösterebilirsiniz.

        Eğitim reformunda öngörülen hususu yapısal değişiklikti. Dünya eğitim standartları ve eğitim metodolojisinde Türkiye’nin övünülür olmayı bırakın, savunulabilir bir yanı da yok.

        Öğrencilere Kur’an öğretmek için yapılacak program düzenlemesinin başarılı bir eğitim modeline dönüşmesini şimdilik imkânsız görüyorum.

        Bugünkü hazırlık içinde verilecek olan Kur’an derslerinin “mahalle mekteplerindeki” düzeyi bile tutturacağı kuşkuludur. En ileri düzeyde verilecek Kur’an öğretiminin neyi ne kadar öğreteceğini kimsenin bildiğini de sanmıyorum. Henüz bu başlık bile doğru dürüst açıklığa kavuşmamışken ipin ucunun nasıl kaçırıldığının örnekleri olarak genç hukukçuların yaptıklarını nasıl makul bulabilirsiniz?

        Dindar gençlik yetiştireceğiz diye benimsenen ilke ile uygulama çelişkileri karşısında kim hangi tedbiri alacaktır?

        Sanki olay, gelişi güzelliğe bırakılmış ve ağızlara bir parmak bal çalınmış gibi görünüyor.

        Dindar gençlik yetiştirmek eğer üç hukuk talebesinin örnek alınabileceği bir model içeriyorsa, Türkiye’nin hali felakettir.

        Yandı gülüm; keten helva...

        Diğer Yazılar