Fitne nedir, fücur nedir?
Sevilay Yükselir'in "aHaber"de yayınlanan Yüzde Yüz Siyaset Programı'nda AB Bakanı Egemen Bağış'la yaptığı tartışmayı izledim. Güzel bir programdı.
Sevilay Hanım'ın önceki programlarını da izlediğim için üslubu hakkında bir fikrim var: Bu fikrimi şöyle özetleyebilirim.
Sevilay Hanım, sert değil ama isabetli lisan kullanıyor. Verilen cevabı değil, gereken cevabı arıyor.
Bunu beklerken nazik ve sabırlı, ama aynı zamanda ısrarlı ve kararlı davranıyor...
Kararlı olduğu iki yaklaşım itibarı var; buna yöntem demek de mümkün.
Birincisi söz dalaşına (polemik anlayışına) itibarı olmadığını mutlaka gösteriyor.
İkincisi, fırsat ganimettir diye göz korkutmayı sevmiyor.
Böyle programlarda siyasetçiler akıllarına geleni değil, denk düşeni söylemeye yöneliyorlar.
Böylece aklına geleni söyleyen siyasetçi, modelin (yani gündemin) dışına düşüyor.
*
AB Bakanı Egemen Bağış son günlerin en ilginç yorumlama başlığını tartışırken, bir siyasi üslup olarak "fitne"den bahis açtı.
Bence hata etti; çünkü siyasette bir eylemi, fitne iddiasıyla gözden düşürmek, tehlikeli bir insafsızlıktır. Türk muhalefetini "fitne fücur erbabı" gösteren üslup hoş manzaralı değildir..
Sevilay Hanım'ın bu yorumu irdelemesi gerekirken, Egemen Bey'e karşı tartışma yumuşaklığının zeminini hazırladı. Fitne iddiasını, "Yükselir müsamahasıyla" tartışmadı bile...
Buna koruyucu kanat germek de diyebiliriz.
*
Fitneden söz etmek siyasetimizde yeni bir keşif değildir. Osmanlı'dan gelmedir. Bütün iktidarlarda vardı. AKP ile yoğunlaşmıştır.
Fitneden söz etmek, bir fücur bahsi açmak demektir.
Fitne, nifakın en ayıp halidir.
Fücur, nifakın en şeytani iştihasıdır.
Fısk, fücurun edepsizleştirdiği manadır.
*
Olay nedir?
Olay şudur: Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Sever, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin engellenmek istendiği yolunda bir açıklamada bulundu.
Bu açıklamanın nihai hedefinde Tayyip Bey, üslubunda ise AKP Meclis Grubu olduğunu ima ediyordu.
Bunun üzerine AKP'nin önemli isimleri ve Başbakan'ın en yakın danışmanları Ahmet Sever'in sitemkâr açıklamalarına karşı açıklamalarda bulundular.
Hatta Başbakan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan, Cumhurbaşkanı'nın danışmanı Ahmet Sever'i kraldan çok kralcı (yani işgüzar) bulduğunu söyledi.
Bu gelişmeye AKP adına Hüseyin Çelik'in açıklaması manada ilave unsur getirmedi. Ama lisanda nezaket ve zarafet örneği olarak başarılıydı. Buna sıra savmak diyenler çıktı...
Siyasette her ihtimal varittir ve her fırsat kapısında tezahür edebilir.
Ahmet Sever, AKP içinde Gül lehine olmayan bir ihtimale işaret ediyor. En sert müdahale Yalçın Doğan'dan, ikinci sert müdahale ise Egemen Bey'den geliyor: Bağış konuya fitne diyor.
AKP eğer kendi içinde hiçbir ihtilaf çıkmayacağı varsayımı ile siyaset planlaması yapıyorsa bunun mümkün olmadığı görüldü.
Bu ihtimallerin tartışılmasında kullanılan "fitne" ithamının muhatabı olarak başkaları gösterilmek istense bile, halk biliyor ki, bunun asıl muhatabı Çankaya'dır. Görüntüdeki hedef tahtası da Ahmet Sever'dir.
*
Sitemden fitne manası çıkarmak mümkün olabilir; ama isabetli ve makul sayılması mümkün olmaz.
AKP'de Gül ve Erdoğan arasında çatışma ihtimalleri olmayacağını varsaymak mümkün müdür? Hayır!
Böyle bir hayal kurulabilir mi? Hayır!
Neden?
Çünkü ima, manada isabetsiz ise, fitnede vesile sabitleşir...
Sevilay Hanım'ın görmek istemediği buydu...
Bunu da Hüseyin Çelik Bey için yazıyorum: Mecelle diyor ki, "kelamda asl olan, mana-i hakikidir." Yani "sözde asıl olan taşıdığı gerçek anlamıdır..."