Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Sessiz Devrim” deyimi bilimsel bir kahraman değildir. Olsa olsa siyasette savunulması istenen bir yapının önemini abartılı biçimde duyurmanın reklamcı lisanı olarak kullanılabilir. “Sessiz Devrim” deyimi Türk dilinde birleşik söz olarak kullanılan kavramlara benzetilerek, anlamlandırılmak istense bile, anlam ifade edecek bir terkip değeri kazanması mümkün görülmüyor. Devrimle ilgili birleşik sözler arasında sıklıkla karşılaştığımız deyimler vardır. Örneğin, “kadife devrim”, “karşı devrim” ve “renkli devrim” deyimleri bu anlamda örnek verilebilecek konumsal terkiplerdir. Devrim bir niteliksel değişim hareketidir. Yukarıda sıralanan devrim türleri içinde acaba hangisi sessiz devrim niteliğinde yorumlanabilir?

        Maalesef hiçbiri...

        Bu soruya cevap vermek kolay değildir. Çünkü toplumun dünya görüşünde, felsefesinde, sosyolojisinde, siyasetinde, biliminde ve sanatında köklü değer değişikliklerini içerir ve ifade eder.

        Burada tek ve önemli sorun, “karşı devrimi” devrim gibi gösterme telaşı ve siyasi kurnazlığıdır. Çünkü cumhuriyet devrimleriyle şimdiki durumun karşılaştırılması, yapılanların ne kadarının “sessiz devrim”, ne kadarının “karşı devrim” olduğu noktasında derin bir tereddüt yaratır. Bir devrimin izlerini silmek ve onun hem felsefesini, hem de ürünlerini ortadan kaldırmayı öngören hiçbir siyasi hareket ve yasal düzenleme devrim anlamında nitelik kazanamaz.

        “Başbakanlık Kamu Düzen ve Güvenliği Müsteşarlığı” tarafından yayınlanan “Sessiz Devrim” isimli çalımanın önsözünü başbakan yazmış. İzmir kitapçılarını alt-üst ettim. “Sessiz Devrim” kitabını bulup okumak maalesef mümkün olmadı. Oysa 2002-2012 döneminde gerçekleştiği söylenen demokratik gelişmelerin nasıl bir sessiz devrim olduğunu okumuk ve yakından değerlendirmek istiyordum. Bu kitap, tatile giren milletvekillerine dağıtılmış ve okumaları konusu hassasiyetle tavsiye edilmiş.

        AKP’li milletvekilleri ve yerel siyasetçiler için bir kolaylık getirilmiş, her konuda neler yapıldığı zaman çizelgesine bağlı olarak başlıklandırılmış. Böylece milletvekilleri hiçbir araştırma yapmadan ve değer yargılarını kullnmadan, sadece bu başlıkları meydanlarda okumakla demokrasi konusundaatılmış adımların tarihçesini vermiş olacaklarmış.Böyle bir şey mümkün olabilir mi hiç?

        Kitabın önsözünü Tayyip Bey yazmış. Bu türdeki bir siyasi belge çalışmasının önsözünde başbakanın kendi dönemini savunması kadar doğal bir şey yoktur. Başbakan, elbette ki, bu tür yayınları takdir ve telkin zemini olarak sunar. Yani siyaseten kullanacaktır. Bu, onun tabii hakkıdır. Önemli olan, bu ifadelerin ve iddiaların gerçekten “devrim” niteliği taşıyıp taşımamasıdır. Ve en tehlikelisi “karşı devrim”, ne kadarının “sessiz sedasız karşı devrim” olduğunu ana muhalefet adına kim yorumlayacak, kim eleştirecektir? Alınmayın ama kapağını bile kaldımayacakları da yüksek oranda ihtimal dâhilindedir...

        Diğer Yazılar