Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TOBB sadece ticari örgüt yapısı olarak kurulmadı.

        TOBB'u kuran, Türk liberal siyasetinin doruk ismiydi ve Türk siyasetindeki etkin konumu ve saygınlığıyla her kesimden siyasetçinin takdir ve hürmetini kazanmıştı: Bu isim Celal Bayar'dı.

        Gerçi TOBB, yasal kuruluş süreci olarak CHP iktidarının son günlerinde gerçekleşmişti; ama kuruma hüviyet ve şahsiyet kazandıran girişim, Demokrat Parti'nin ilk yıllarında mümkün oldu.

        Celal Bayar, ülkede siyasetin temel direğinin esnaf ve tüccar olduğunu biliyordu. Bu tecrübeyi bilhassa Bursa (Hüdavendigar) ve İzmir İttihat Terakki Genel Sekteri olduğu yıllarda yakından görmüş ve örgütlemişti.

        Odalar Birliği'ni, Demokrat Parti örgütünün vazgeçilmez kurumu haline getirmek için her yöntemi denedi.

        Başardı da...

        1952 yılından itibaren Odalar Birliği, üst üste göreve getirilen üç başkanın gayretleriyle Demokrat Parti'nin siyaset zemini oldu. Üzeyir Avunduk, Hayri Terzioğlu ve Ahmet Dallı bu işi pişiren ustalar olarak temayüz ettiler.

        Celal Bayar, Odalar Birliği'nin siyaset modelindeki finansman etkinliğini de iyi kullandı. Bunun için elindeki en etkin ve bereketli kurum İş Bankası idi. Ve Odalar Birliği'nin başına getirdiği bütün başkanlar İş Bankası kökenliydi.

        *

        Demokrat Parti zamanında Bayar, Odalar Birliği'ni istediği keyfilikte kullanıyor ve CHP onca üyesi Odalar Birliği'nin tüccarı olduğu halde Birliğin zemininde hiçbir şey ifade etmiyordu.

        Yani elli sene evvel başlatılan siyaset modelinde Odalar Birliği hangi noktadaysa, bu günde aynı konumda görünüyor.

        Eskiden Odalar Birliği genel kurul toplantılarında iktidarın başı olarak başbakanın yanında ana muhalefet lideri de konuşur, ülke ekonomisinin durumu, gelişme ihtimalleri, politika tercihleri ve yasal düzenlemeler konusunda görüş belirtirlerdi.

        Hem siyaset renklenirdi, hem de siyasi partilerin ekonomik yaşam hakkındaki görüş ve önerilerinin tartışması yapılırdı.

        Ama başbakanlar, ana muhalefet lideri konuşmaya başlamadan toplantıyı terk ederlerdi.

        *

        Peki, bu yıl neden Odalar Birliği genel kurulunda ana muhalefet liderine ekonomik yaşam ve gelişmeler konusunda görüş ve öneri belirtme fırsatı verilmedi?

        Siyasetin çok sesliliğine imkân verilmeyen her zemin, siyaset kadrolarının anlattıklarının doğruluğunu ve isabetini hem yanlışlığa, hem haksızlığa uğratır.

        Türkiye, çevresinde yaşanan olayların etkisi altında zorlanıyor ve yoruluyor. Uluslararası siyaset şeytanlığının doruklaştığı dönemlerde, iç siyasetimizin gelenekleri değiştirildi.

        İktidar partisi en geniş kadrolarıyla ön sıraların izleyicileri olarak davet edildiler; ama muhalefet temsilcileri genel kurula davet edilmeyince, iktidar siyasetinin monolog tercihi egemenleştirildi.

        Bu uygulamada dikkat çeken husus şudur: Toplumun tümünün kavranması güçleştiriliyorsa, siyasette etkinlik yok oluyor demektir. Çünkü inandırıcılık sorunu yaratır.

        Cevapsızlığın esas alındığı hiçbir uygulama, tek başına doğruyu söylemiş kabul edilemez.

        Odalar Birliği'nin geleneğini değiştirme talebi kimden geldi?

        Rıfat Bey'den mi? Sanmam!

        *

        27 Mayıs darbecileri Odalar Birliği Başkanlığı'na Vehbi Koç'u getirmişlerdi. Vehbi Bey uyanık adamdı, ticaretten geliyordu ve meslek disiplininin doruğundaki isimdi.

        CHP eğilimindeydi. Odalar Birliği'ne CHP eğilimini hâkim kılmak isteyen darbecilere direndi. Burada siyasetin yeri yok diye başkanlıktan ayrılıp işinin başına döndü.

        Tecrübe önemlidir ve emsal alınmalıdır...

        Diğer Yazılar