Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Nazım’ın âşık olduğu kadınların en sessiz ve ürünsüz örneği olarak değerlendirilen sevgilisi Galina öldü. 97 yaşındaydı... Galina Grigoryevna Kolesnikova, Nazım’ın hem sevgilisi, hem de doktoruydu. Nazım beş kez evlendi.

        İlk eşi ve en büyük aşkı Nüzhet Hanım’dı. Nüzhet güzel kadındı: Bakışları baygın, hatta yorgundu. Saçları siyahtı. Kulakları hizasına kadar düz inen gür ve keyifli bir dağınıklık ile dikkat çekerdi. Kirpiklerinde koyu renkli bir sabır ve cesaret sergilerdi. Evlendiklerinde Nüzhet Hanım henüz 15 yaşındaydı. Ve Nazım yirmi yaşın ilk günlerini yaşıyordu. Nüzhet, Tiflis’e gittiğinde Nazım peşine düştü. Nüzhet aşkını derin hislerle kucaklayan bir sıcak aşk macerasını yaşatırken, Moskova’da yakışlılığıyla dikkat çeken Nazım bir delikanlı çığlığı yaşatıyordu. Nüzhet’in İttihatçı akrabaları, Nazım’la yaşadığı aşkın yaratacağı olumsuz ihtimalleri abartarak gözünü korkuttular. Nitekim genç kadın kısa süre sonra üzerindeki baskılara dayanamayıp Nazım’ı terk ederek Türkiye’ye döndü. Büyük aşk nihayete erdi.

        Nazım, sevmenin tarifinde kendi aşkının önemini öne çıkarıyordu. “Çok şükür aşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye âşık olmadan yaşamaya yaşamak denmez” diyordu. Nazım ikinci evliliğini Metla Tiyatrosu’nda tanıştığı Lena Yurçenko ile yaptı. Gerçek adı Ludmilla Yurçenko olan Lena diş hekimiydi. Nazım 1928’de Türkiye’ye dönerken Lena’yı da getirmek istedi ama vize alamadı. Ve aşk tarihe gömüldü.

        Nazım’ın en güzel aşk şiirlerini yazdığı ve en uzun süre evli kaldığı kadını Piraye’dir. Piraye, dönemin ünlü sanat eleştirmeni Vedat Örfi’nin eşiydi. Henüz 16 yaşındayken Vedat Bey’le evlenmiş ve ondan bir oğlu olmuştu. Bu evlilik uzun sürmemiş ve ayrılmışlardı. Nazım ile Piraye’nin tanışmaları bu hicranlı günlerin derin acılı döneminde yeşerdi. Nazım, Piraye’yi çok sevdi. Piraye de Nazım’ı... Evlendiler; ama yaşamlarının büyük kısmı Nazım’ın Bursa hapishanelerinde mahkûmiyetini çektiği döneme rastladı. Daha sonra Münevver’e âşık oldu. 1951 yılında Nazım ile Piraye’nin evliliği sona erdi. Kimine göre önce Münevver, Nazım’a âşık oldu; kimine göre de Nazım, Münevver’e tutuldu. Aralarındaki akrabalık, sıklıkla bir araya gelmelerini sağlamış ve muhtemel aşk, ikisinin ortak duygularının ürünü olarak gelişti. Nazım’ın tek çocuğu Mehmet Nazım, Münevver’den doğdu. Ancak şair, oğlu henüz 3 aylıkken kaçtı. Münevver, Varşova’ya Nazım’ı görmeye gitti. Ama Nazım o sırada Vera ile evliydi.

        Önceki gün ölen Galina, Nazım’ın hem doktoru, hem sevgilisiydi. Üç gün önce yanındakileri söyle diyordu. “Nazım gel dedi; onu görmeye gidiyorum.” Ve gözlerini yumdu. Galina, Nazım’ın adına şiir yazmadığı tek sevgilisiydi. Nazım, dönemin ünlü kadınlarının aşklarıyla karşılıklı duyguları süsledi. Opera sanatçısı, Semiha Berksoy, yazar Suat Derviş, genç romancı Cahit Uçuk Hanım ve dönemin bir başka genç yazarı Cahit Uçuk, Nazım’ın gönlünü kaptırdığı kadınlar oldular. Kim bilir, biri çıksa da bu derin aşkları sahneye aktarsa ve ebedileştirse ne güzel olur, değil mi?

        Diğer Yazılar