Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇEN gün Ali Poyrazoğlu Twitter'dan şöyle bir soru yöneltmiş: "Bizim tiyatrodan bir arkadaşla konuşuyorduk, ben sevgilime köle olamam, yalnız kalırım daha iyi, diye. Ben de sevgiliye köle olmayan, yalnızlığa köle olur dedim. Sonra düşündüm, öyle mi olması gerekiyor diye. İlla köle mi olunacak, başka yol yok mu? Varsa ne?" Birçok kişi yine özgürlükten, kendi alanlarının olmasının gerektiğinden, bağımsızlıktan, ikili ilişkilerin nasıl yürütülmesi gerektiğinden falan bahsetmiş. Bunlar güzel, mantık çerçevesi içerisinde yürütülen, uzun soluklu ilişkilerde "katlanabilme" süresini artıran sebepler. Gelin görün ki, sevgili olmak böyle bir katlanma sürecini gerektirmiyor. Sevgililikte birbirine değil ama arada yaşanan o duygulara dair oluşan bir kölelik var. Bütün bu yazacaklarım sağlıklı şeyler mi? Hayır. Kötü örnek teşkil edebilir miyim? Evet. Ama gelin görün ki, sizleri içi boş şeylerle tatmin etmek istemem. Ya aşkın içindesinizdir bu hayatta, ya da dışında...

        ESARET VE ÖZGÜRLÜK

        Birine âşık olmak (eğer ki mesele bu ise) bir tür esaret demek zaten. Aşkın içerisinde özgür olunur mu hiç? Aşkın içerisine duvarlar, keyfine göre dekorasyonlar yapılır mı? Takarsın o kocaman kelepçeyi boynuna, "Çek beni nereye istersen" dersin. Aşkın büyüsü bir yerde dağ gibi insanların yıkılışı demektir. Bu yıkılış tuhaf ve mazoşist değildir. Hayatımızın içerisinde bir devrim gerçekleşmiştir ve artık bugüne kadar önemsediğimiz her şey o kişiden daha az önemli olmuştur. Hem bir kişinin esiriyken, hem de aynı zamanda bütün dünyaya karşı da böylece özgürleşmiş oluruz. Onunla olup, onsuz kalmak kadar basite indirgenir hayat. Ödenmesi gereken faturalar, ev kiraları, iş sorunları, kariyer krampları uçar gider. Ölmüş ve başka bir yer de dirilmiş gibi hisseder insan. O uyandığı yer cennet midir, cehennem midir, işte orası pek bilinmez.

        'HEPİMİZ TUHAFIZ'

        Hepimiz kendi içimizde "tuhaf" insanlarız. Yapmaktan hoşlandığımız ve hoşlanmadığımız yüzlerce şey var. Âşık olunca, daha doğrusu âşık olduğun insanla beraberken onları bile önemsemez hale geliyoruz. Daha da doğrusu "yok oluyoruz". Bu yok olma hissi kimi insana çok ürkütücü, boğucu, katlanılamaz gelebilir. Bana hiç öyle gelmedi. Doğduğuma pişman olduğum anlarda bile gelmedi. O deli rüzgârın beni sarsıp kavurmasına izin verdim hep. Evet bayağı bir delice, bayağı fırtınalı ve çok gurur zedeleyici. Gururun, egoların ve onlarla beraber yürüyen her türlü yüzeysel bilinçli insan motiflerinin aşkın içinde işi ne zaten! Ben beni parçalayan şeyin aşk değil, aşkın dışında kalan her şey olduğuna inandım hep. Aşkın içinde gurur birkaç günden fazla yaşayamaz ki. (Yaşıyorsa helal, yakında çatlarsınız.)

        AŞKIN KÖLELİĞİNE TABİYİM

        Bütün bunlardan kaçmak, kişiliğini ve varlığını korumak, gururunu bir başkasının ayaklarının altına aldığını düşünmektense yalnız kalmak daha mı iyi? Hiç sanmam. Hem aşka hep yanlış tarafından bakılıyor. Kimse kimsenin ayağına falan kapanmıyor. Bizler aşkın ayaklarına kapanıyoruz. O olmasa, hiçbir şeyin var olmayacağı gerçeğinin önünde boyun eğiyoruz. Aşk bana göre daha ziyade "ulvi" bir his. Ama her duygu gibi onu da başka yerlere çeken, sululaştıran, çekiştiren, eline yüzüne bulaştıran insanlar var. Sakın yanlış anlamayın, ben de yaptım. En beterini de ben yapmışımdır. Ondan şimdi böyle "dev" cümlelerle konuşabiliyorum. Yani sevgili Ali Poyrazoğlu, ben köle olmakta hiçbir sakınca görmüyorum. Fakat dediğim gibi buradaki "sevgili" kavramını daha ziyade bir metafor olarak kullanmayı tercih ediyorum. Ben daha çok aşkın köleliğine tabiyim. Onun karşısında köleye dönüşmeyecek birini de daha henüz tanımadım. Fakat aşktan kaçıp yalnızlığı tercih edenlere çok rastladım. Kendini ilişki içerisindeyken soyutlayan insanlara da rastladım. Sonuçta herkes aşkı kendi ne ise aynen öyle yaşar. Fakat bir şeyi biliyorum ki, aşağılık kompleksi olan insanlar çok zor âşık olurlar. Bu yüzden onlar genelde yalnız kalmayı daha katlanılır bulabilirler.

        Diğer Yazılar