• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Ece Saruhan

Ece Saruhan

[javascript protected email address]

"Demokrasi lâfı midemi bulandırıyor"

05 Şubat 2012 Pazar, 11:44:09

'Rüzgar', 'Gönül', 'Gül Güzeli', 'Anladım ki'... Bunlar Leman Sam dendiğinde benim aklıma gelen ilk şarkılar... Bir de 'Çağrı' var, çocukluğumdan kalan, sözleri "Çağrım bütün insanlara, bu çağrı aşka dostluğa! Yıllardır bir garip öfke sözlerimizde söylenir oldu, oldu da ne oldu? Biz bozduk ellerimizle renkli çiçekler soldu da ne oldu? Kayboldu mavi bulutlar, kapkara bir sis çöktü de ne oldu?" diye akan. O zamanlar umutla söylediğim bu şarkı, artık benim için daha çok bir isyan! Nasıl olmasın ki şiddetin gölgesinde yaşarken her an!

13 yıl aradan sonra yeni bir albüm çıkardı Leman Sam; adı 'Nereye Kadar?' İçimden "Bakalım tüm dünyayı saran ve insanlara insanlıklarını unutturan bu saçmasapan düzen daha nereye kadar gidecek" diye söylenip durdum Leman Sam'la buluşacağımız Cihangir Kaktüs'e doğru yol alırken... Kucağında kedilerle karşıladı beni. Pencerenin kenarındaki kargayı gösterdi, "Hayvanlar ve doğa benim negatif enerjimi alıyor" dedi. Albümden konuşarak başladığımız sohbetimize zaman zaman ikimizin de çok canını yakan konular da eklendi. Ne zaman yüzümüz asılsa, konu bir şekilde doğaya geldi. Sam haklıydı; doğanın ve hayvanların pozitif enerjisi aslında bizi iyileştirmek için aslında hep burnumuzun dibindeydi... "Ne mutlu bunu görebilene, kıymetini bilebilene" diyor, söyleşimizden notlara geçiyorum...

ÇAMURUN İÇİNDE DEBELENİYORUZ

"Bir daha albüm yapmayacağım" diyordunuz. Ne oldu da fikriniz değişti?
Gerçekten niyetim yoktu, Yeni şarkılarımı web sayfamdan yayınlayacaktım. Bundan önceki albümlerimin çoğu gecekondu usulü yapıldı, profesyonel ortamlarda çalışamadım. Bu yüzden yeniden albüm yapmaya sıcak bakmıyordum. Ama halk istiyordu, kızlarım Şevval ve ehnaz bana baskı yapıyordu. Sonuçta Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltık bana öyle imkanlar sundu ki reddedemedim. İlk defa yaptığım bir albümden bu kadar keyif aldım. İlk defa elim üzerindeydi yaptığım işin.

10 şarkılık albümde sizin ve kızınız Şevval Sam'ın yanı sıra Turgut Uyar ve Cezmi Ersöz'ün de şarkı sözleri var. 'Nereye Kadar' saçmasapan şarkı sözlerine "Buraya kadar" diye kafa tutuyor resmen! (Kahkahalar)

Aslında albümün ismi nereye öekerseniz oraya gidebilir. İnsanlar "Nereye kadar Leman Sam?" da diyebilirler. Bu ülkede eleştirmek, karalamak çok yaygın! Eleştiride bulunanlar kaderle oynadıklarının farkında değilm. Em,n,m beni eleştirenler de olacak, klavye kullanmadım mesela ona laf edecekler. Ama ben sevdiğim insanlardan gelenler dışında tüm eleştirilere kulaklarımı tıkayacağım. Çok hoş bir albüm hazırladık. Şarkı sözleri de derin oldu ama kaç kişi senin gibi o derinliği umursuyor acaba. İnsanlar artık kolay tüketilen şeyleri seviyorlar, sadece ritme takılıyorlar, sözleri umursayan yok! Herkes hemen ünlü ve zengin olmanın derdinde! Güzellik başarı gibi algılanıyor.

Bu uöursamazlık tüm hayatımıza yerleşmiş durumda maalesef! Bizi çok güzel uyuşturdular, bu yüzden gerçek sanata tü kaka yapar hale geldik...

Bu tasarlanmış bir plan.... Bir ülkenin siyaseti ve sanatı at başı gider. Bizde de durum böyle! Bir kazanın içine dünyanın en güzel renklerini koyalım. Bunları birbirine karıştıdığın zamanda ortaya çıkan şey çamur rengidir, çirkin, soğık bir gridir. Biz o çamurun içinde debeleniyoruz. Çok mukallit yani taklitçi bir milletiz; türkülerimiz dışında her şeyimiz taklit, filmlerimiz, şarkılarımız, senaryolarımız, giyim kuşamımız... Benim çocukluğumda bu kadar tüketim yoktu! İnsanlar portakal çiçeklerinin, nergislerin kokusunu biliyordu. Hafta sonları pikniğe gidiliyor, insanlar twitter yerine yüz yüze konuşuyordu. Bütün bunlar kapitalist sistemin dayatmaları! Bakın Haydarpaşa da elimizden gitti, Taksim'le uğraşıyorlar. Doğduğum, aşık olduğum kentten kaçmak istiyorum çünkü onu öldürdüler, şimdi de ölüsünü çiğnemek istiyorlar. İnsanlar insanlıklarını kaybetmiş durumda, bu kente siyasete ve sanata da yansıyor. Dedim ya; bir kazanın içindeyiz, güzel olan her şey kaybolmuş durumda. Bütün bunlar beni çok acıtıyor, ben çok hayalperest bir çocuktum, masalların içine girerdim. Oysa şimdi mutsuz ve öfkeli biriyim. Bu ülkede beni mutlu eden hiçbir şey göremiyorum. Bu toprakları çok seviyorum ama üzerinde yaşananlardan utanç duyuyorum.

İNSANLARI VİCDANA DAVET EDİYORUM
Biz masalların bir yokmuşunda kaldık bence...

Maalesef! Etrafımızı kötüler sarmış durumda! Çocuğunu satanlar, hayvanlara eziyet edenler! Kendimi övmeyi hiç sevmem ama ben kendimi bu insanımsılarla eşit görmüyorum. Bu yüzden ben insanlıktan çoktan istifamı verdim. Onlardan biri olarak anılmak istemiyorum. Demokrasiye de inanmıyorum. Teoride çok güzeş bir şey ama pratiğe geçerken yozlaşıyor. Ağzılarda sakız olan demokrasi lafı midemi bulandırıyor. Konuşuyor, gülüyor, iki ayağının üzerinde duruyor diye kimse insan olmuyor! İnsanlık çok zor bir görev! Ben hala her gün bu konuda kendimi eğitiyorum. Bunu bağıra bağıra söylüyorum; ben vicdansız, paraya tapan, merhametsiz, etikten hiç anlamayan ahlaksızlardan üstünüm. Bence bu dünyayı sadece kıayemt temizler!

Siz benden de yaralı ve umutsuz çıktınız vallahi? Bu kadar umutsuzluk içinde sizi hayata bağlayan ne? Nasıl devam edebiliyorsunuz yola bu karamsarlıkla?

Özümde bir hayvan barındırıyorum. Hayvan masumiyetini ve özseileirni kullanarak yolumu buluyorum hayatta. Bana yol gösteren hiç olmadı annelik vatanseverlik sanat hiçbir konuda. Albüme d eyazdım hayvanların hepsi benim akrabalarım. Ben doğa annein çocpuğum, tabiat annenin. Eskiden neysem yine oyun, içim aynı. Ben çocuksuyum içimde bir bilge var. Onun sözünü dşinlemeyince sıkıntı yaşıyorum. O hayvan beni bazen korudu banzen yolumu buldurdu ondan hoç hoşnutum. İnsanları vicdana davet ediyorum. Van'da yaşananları unutmasınlar, kızının karnesini soran Nedim'i unutmasınlar, hala yüzü kızaran, canı yanan insanlar bu ülkeye sahip çıksınlar!


"Aşk bize küstü, ortalıkta dolanan dublörü!"
Yeni albümünüzdeki 'Bir Rüya Gibi' adlı şarkı, "Saadet eski fotoğraflarda kaldı" diyor. Gerçek aşk için de bu durum geçerli artık bence. Sizce?

Ben aşkın bize küstüğünü düşünüyorum çünkü aşk için masumiyet gerekir ve biz masumiyetimizi kaybettik. Aşk Tanrısal bir şeydir, cinsellikle tanımlanamaz. Aşk yaşamak için mutlaka dokunmak ya da karşılık almak gerekmez. Gerçekten aşık insan dünyanın en masum insanıdır. Kafasına taşla vursan farkına varmaz. (Kahkahalar) Aşk için masumiyet gerekli ama dediğim gibi biz romantizmi de masumiyeti de kaybettik. Öyle bir haldeyiz ki aşkın bizimle barışması da mümkün gibi görünmüyor. Hala "Aşığım" diyenler bunu bilerek mi söylüyorlar yoksa yaşadıkları şeyin adını aşk mı sanıyorlar acaba? Bence aşk küstü gitti yanımızdan, uzaktan bakıyor bize. Onun yerine dublörü geziyor ortalık da. Millet dublörünü gerçek aşk sanıyor. (Kahkahalar)

Rüzgara karşı büyüyen bir ağacım!

"Ben aşık olur gibi şarkı söyler, şarkı söyler gibi aşık olurum" demişsiniz...

Evet. İnsanlara ve hayata karşı öfke doluyum. O öfkeyi bir tek sahneden insanlara bakarken duymuyorum. Şarkı söylerken insanlar çok masum görünüyor gözüme, bazen yerden 10 santim havalandığımı hissediyorum. Hayatta iki şeyden dolayı çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Şarkı söyleyebildiğim ve buralara tek başıma geldiğim için. Ben rüzgara karşı büyüyen bir ağacım. Rüzgara çok açık bir fidandım, eğildim ama krılmadım. Bundan böyle de beni hiçbir rüzgar yıkamaz, kimse karşıma geçip, "Ben Leman için şunu yaptım" diyemez. Kimseye muhtaç olmadım, kimseyi utandırmadım, kızlarıma güzel bir isim bıraktım. Hep kendim gibi yaşadım, küçük şeylerle mutlu oldum. Ben sosyalistim, sırtımda büyük mal mülk olmasını sevmiyorum. Özellikle küçük bir evde yaşıyorum çünkü evimin her köşesine dokunuyor olmak benim için çok önemli.

"Pembe gözlüklerim kırıldı, kırdılar!"

Sevdiğiniz insanlara karşı da dokunmatik misinizdir? 'Cesurca 'seni seviyorum' diyebilenlerden misiniz?

Dokunurum ama seni seviyorum demeye yeni yeni alışıyorum. Ben baskıcı bir ailede büyüüdüm, kimse gülmezdi, insanlar birbirine siz diye hitap ederdi. Kimse bana seni seviyorum demedi. Ben de kızlarıma yeni yeni seni seviyorum diyebilmeye başladım. Ama söylerken kendi lafıma yabancıyım. Sevgimi hareketlerimle belli ederim ben daha çok. Şevval'le sık sık brlikteyiz, ona yemeği öyle süsler sunarım ki hemen anlaşılır duygularım. Ben insanları seçerek seven biriyim. Pemge gözlüklerim kırıldı, kırdılar. Herkes beni sevmek zorunda değil, sadece ben,m gibiler sevsin beni. Yoksa piranalar tarafından ısırılmış gibi olyorum. Seni seviyorum lafının çürümüş sakız gibi her dile dolanmasından da hoşlanmıyorum.

Diğer Yazıları

Çığlık çığlığa bir dansa davetlisiniz

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 10:39
  • [javascript protected email address]
Yer; Moda'daki Oyun Atölyesi... Türk halkına, yeryüzüne gelmiş geçmiş en büyük dehalardan biri olan William Shakespeare'le sarmaş dolaş olma imkânını sunan mekân... Tiyatroseverlerin, duygularla sözcükleri dans ettiren Shakespeare'i sadece izlemekle...
Devamını Oku

Kanatlarına sağlık ALİ POYRAZOĞLU!

  • Yayın Tarihi: 17/05/12 11:05
  • [javascript protected email address]
Hep söylerim; tiyatro en etkili kişisel gelişim yöntemidir. Sahneye kalbiyle bakan seyirciye, mutlaka ihtiyacı olanı verir. İyi bir oyun seyircide farkındalık yaratır ve farkındalık hayatta fark yaratmanın başlıca anahtarıdır. Önceki akşam, 18. İstanbul...
Devamını Oku

Hayatımdaki enerji vampirlerini temizledim'

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 13:39
  • [javascript protected email address]
Harun Kolçak, 6 yıl aradan sonra 'Yeniden Doğuyorum' adlı albümüyle hayranlarının karşısında! 10 şarkıdan oluşan albümünü, yaklaşık 2 yıl önce kaybettiği annesine ithaf eden Kolçak, "Bu albümün bendeki yeri çok özel. Yıllardır biriktirdiğim duyguları...
Devamını Oku

The Club'da buluştuk tiyatroyu konuştuk

  • Yayın Tarihi: 10/05/12 10:49
  • [javascript protected email address]
Sezon boyunca alternatif ekipler tarafından sahneye koyulan birbirinden başarılı oyunları sizlere tanıtmaya çalıştım. Çoğu 30'lu yaşlarının altında olan bu tiyatro âşığı gençleri sahnede izledikçe tiyatro adına umutlandım, kendi adıma gururlandım. Bu...
Devamını Oku

Sezon bitmeden mutlaka 'Uğrak Yeri'ne uğrayın!

  • Yayın Tarihi: 03/05/12 11:24
  • [javascript protected email address]
"YILDIZLARI o kadar parlak görmek için gerçek karanlık lazım..." Bu replik, Craft Tiyatro'nun, Türk tiyatrosunun üzerinde dolaşan kapkara bulutların etkisiyle karanlığa düştüğüm bir akşam vakti, benim yıldızım olan 'Uğrak Yeri' adlı oyunundan......
Devamını Oku
Tüm Yazıları