Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hava bahara dönmüşken bir soluk almak istedim kendimce... "Yine gider miyim oraya?" diyordum ve fırsat geçti... Yine, bu kez yeni mevsimde, yeniden Seferihisar... Güneş hafiften yüzüme vuruyor, iliklerim ısınıyor... Denize karşı masada balık, meze... Dostlar... Daracık sokaklarında hiç burayı bilmiyormuş gibi kaybolmak istiyorum... Ağır ağır turluyorum mavi pencereli beyaz evli sokakları... Her şey temiz, her şey doğal... Derin derin çekiyorum denizin kokusunu içime... Buram buram aşk kokuyor buralar... Yeni, taze kokusu var aşkın Seferihisar'da... Sakin Şehir olmasının verdiği bir rahatlık, huzur var burada... Yaşanmışlıklar daha da güzel yapıyor burayı sanki. Dostluklar... Kadınların emeğiyle pişirdiği otlu peynirli gözleme... El yapımı reçellerin tadımı... Doğal domates, doğal sebze ve doğal ürünlerden mezeler... İnsan burada 100 yaşına kadar yaşar...

        ESPRİLER HAVADA UÇUŞUYOR

        Uçak kalkmadan önce içim kıpır kıpırdı. Bir amaç için gidiyorum çünkü. Seferihisar'ın Sığacık bölgesine bir orkinos çiftliği kurmak isteniyor. Hem de Türkiye'nin ilk "Citta Slow" unvanını kazanan bir yere. Kentleşmenin yok ettiği değerleri koruyarak kalkınmayı amaçlayan Seferihsar'a orkinos çiftliğinin kurulması, 'Sakin şehir' unvanına zarar verecek... Üstelik balıkçılıkla geçinenler işini kaybedecek. Bir de üstüne normalde açık denizlerde kurulması gereken çiftliğin Sığacık'ta kurulması hem denizi kirletecek hem de turizmi büyük ölçüde zedeleyecek. İşte ben de Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Basın Danışmanı Kıvanç Ege'nin daveti üzerine gidiyorum. Önce güzel bir yemek yiyoruz Sığacık'a varınca. Balıklar, mezeler... Her şey çok lezzetli. Masamızda Altan- Vahide Gördüm çifti, Volkan Severcan, Aslı Güngör- kız kardeşi Burcu Güngör ve çocukluk arkadaşları Yeşim, Fatih Portakal, Greenpeace Akdeniz Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, Greenpeace ekibi, Milli dalgıç Şahika Ercümen, sabah saatlerinde sunduğu programla milyonların sevgilisi Fatih Portakal, Ege Telgraf Gazetesi Haber Müdürü sevgili dostum Aycan Pırasalar da var. İzmir Ziraat Mühendisleri Odası'ndan Tuncer Taneli de katılıyor aramıza... Başkan Tunç Soyer geliyor yanımıza... Orkinos çiftliklerini kurdurtmamak için elimizden geleni yapacağımız için söz veriyoruz, yapacağımız eylemi konuşuyoruz. Sonrasında Volkan Severcan'ın esprileriyle şenleniyor ortalık. Gecenin ilerleyen saatlerinde sabah başlayacak eyleme katılmak üzere otellerimize dağılıyoruz.

        ŞİMDİ EYLEM ZAMANI

        Sığacık Meydanı'na doğru gitmeden önce bir kahvaltı yapmaya karar veriyoruz. Havanın güzelliğinden karnımız çok aç... Şahane bir kahvaltı ediyoruz. Masada yok yok... Ama fiyatı görünce şaşırıyorum. İki kişi sadece 10 TL ödeyip kalkıyoruz. İstanbul'da nerde bu fiyata böyle denize karşı bir kahvaltı keyfi? Üstelik çaylar da sınırsız... Derken eylem alanına geçiyoruz!

        Eski arkadaşlarımı görüyorum... Mesela Medat... Hatırlarım bir Kordon sefası sonunda bana, "Dönüp dolaşacağın yer yine İzmir" dediğini... Sebebini de şöyle açıklamıştı: "Seni büyüten, olgunlaştıran, mesleğini kazandıran yer burası. Sen burada mutlusun"... Sanırım dediği gibi olacak, her fırsatta gelmeye çalışıyorum ben bu kente... Hele ki Seferihisar benim için çok önemli... Neyse... Alanda 2 bin kişiyi aşkın insan var. Bütün İzmir'in ilçeleri toplanmış! Herkes bir ağızdan bağırıyor, "Kurdurtmayacağız" Başkan Tunç Soyer çıkıyor sahneye... Konuşmasında Seferihisar'da orkinos çiftliğinin çevre katliamı olabileceğine değinen Soyer, "Geçen yaz orkinos çiftliği kurulmak istenen sularda yüzmüş, binlerce kişi hep bir

        ağızdan "hayır' demiştik. Anlamadılar, deniz yüzeyinde 35 dönüm alan kiraladılar, gelmeye kararlı gözüküyorlar ancak bu iş öyle kolay olmayacak. Bu kez baltayı taşa vurdular. Biz anladık ki bu ülkede para kazanmak için halkın geleceğini karartmaktan hiçbir şekilde çekinmeyen çevreler var. Çevreyi korumakla görevli olan ama çevreyi değil bu çevreleri koruyanlar var" dedi... Sonrasında çiftliğin kurulması planlanan alana teknelerle açıldık.

        Balıkçılar nöbetteydi. Pankartlar açıldı, vatandaşlar "İstemiyoruz" diye hep bir ağızdan bağırdı... O heyecanı, coşkuyu görmeniz gerekiyordu...

        Ancak aldığım son haberlere göre, İzmir İl Genel Meclisi'nin orkinos çiftliği kurulması için 35 dönüm deniz üstü alanın kiralanmasına müsaade ettiğinin duyulmasının ardından gelen tepkilere cevap verilmiş. İl daimi encümen üyesi Emre Özer konuyla ilgili şunları söylemiş “ Bu konulara karar verenkomisyonumuzda 11 üye var bunların 5’i CHP’li 6 kişi ise bürokrat. Biz bu kararı oy birliği ile aldık, karara şerh koymadık. Deniz yüzeyini kiralama işini tarım bakanlığı yapıyor. Bakanlık bize bu alanları kiralayın, gelirlerini alıp İl genel Meclisi için kullanın. Dünya da ki en yüksek deniz yüzeyi kiralama bedeli Türkiye’de ödeniyor, bunun nedeni balık çiftliklerinin kurulmasının önünü maddi olarak kesebilmek. 6111 sayılı kanunun 12. Geçici maddesi ile bu yetki İl genel meclisinden alındı. Sığacık ile ilgili orkinos çiftliği kurulacak alana biz onay vermiyoruz deseydik Danıştay denetçileri kamuyu zarara uğrattığımız gerekçesiyle bize dava açabilirdi ve kamunun uğradığı zararı bize ödetirlerdi”

        Haberi okuduktan sonra üzülüyorum. Ama Seferihisar durmayacak bundan da eminim. Yine eylemler devam edecek ve orkinos çiftliği buraya kurulmayacak...

        HAYDİ SIĞACIK'I GEZELİM... TIKLAYIN

        SÜT REÇELİ VE MANDALİNA REÇELİ

        Eylem bitiyor... Kimi arkadaşını alıyor yanına kimi eşiyle çocuğunu... Herkes kafelere doluşuyor... Belediyenin dağıttığı balık ekmekten tadıyoruz. Sonra gözleme için yer açıyoruz. Buranın sakinleri çok çalışkan. Elleriyle yaptıkları yöresel tatları herkesle paylaşıyorlar. Reçellerde gözüm kalıyor. En çok da mandalina reçelinde. Tadıyoruz, tadına doyamıyoruz. Reçelleri yapan abla "Bir de bunu tadın" diyor. Rengi sütlü kahve... Tadıyoruz. Meğer süt reçeliymiş. Süt, şeker ve vanilyadan oluşan bu tat dondurmayı anımsatıyor. Yaz geliyor aklımıza, neşeleniyoruz...

        TUNCER'İN TEKNESİ

        Dostum Tuncer Taneli tam bir deniz tutkunu... Teos Marina'ya gidiyoruz onunla. Gözü gibi baktığı teknesiyle tanıştırıyor bizi. Harika bir şey. Ve teknede yok yok. Bu arada Tuncer'in soyu Mora'dan gelme. Dostum Aycan ile aramızda bir çekişme başlıyor. "Seni denize dökeceğim", "Yok dökemezsin", "Aman dökersen dök"... Kahkahalarla çayımızı yudumluyoruz denizin ortasında. Sonra Tuncer kısa soluklu bir dalış için teknesiyle yola çıkıyor, uğurluyoruz ve otelimize geri dönüyoruz...

        BALIK RESTORANINDA EROİN YEDİM

        Tuncer balığın yanında en iyi gidecek şeyin eroin olduğunu söyledi. Aycan ile birlikte şaşkınlıkla Tuncer'in yüzüne baktık. "Eroin ne alaka? Hem de balık restoranında?" diye sorarken Aycan bu kez atladı, "Kardeşim sen kafayı mı yedin?" Tuncer sırıtarak garsondan "Bir eroin lütfen" dedi... Ve masaya bir güveçte çözemediğimiz bir şey geldi. Denesek mi, denemesek mi? Eroin bir meze adıymış yani. Atom da deniyormuş. Yoğurdun üzerine kırmızı biber ve yağı kavurup döktüğünüzde balığın yanına çok yakışan bir meze çıkıyormuş...

        DENİZ KABUKLARINDAN EV

        Otelimizden eşyalarımızı alıyoruz. Bize bir evi tarif ediyorlar... Tam kalenin arkasında. Yakın mesafe... Uğramadan edemiyoruz. Evin her yeri, bahçesi de dahil deniz kabuklarıyla donatılmış. Kaptan Amca tam beş yılda bu evi bu hale getirmiş. Bahçesinde Türk kahvemizi yudumluyoruz, gün batıyor... Seferihisar'da geçireceğim son bir saat... Keşke hep burada kalabilsem. Dost insanlarla sohbet edebilsek... Balığın tazesinden yiyebilsem her gün... Dertleşsek, gülüşsek... Burada hayat çok güzel... Gidin... Görün... Ama mutlaka gidin...

        BURADA NE YAPMALI?

        Deniz kenarında yürümeli

        Balıkçılarla sohbet etmeli

        Marina'yı gezmeli

        Bir balık restoranında balık yemeli, mezelerden tatmalı

        Reçel almalı

        Sefertası Lokantası'na mutlaka uğramalı

        Diğer Yazılar