Afrodizyak etkili zihin açıcı içecek: Deneyin!
Bir alışkanlık oldu bende bir buçuk yıldan beri. Hem de öyle bir alışkanlık ki sabah akşam içer durumda buluyorum kendimi. Bir buçuk yıl önceki Diyarbakır seyahatinde tanıştık kendisiyle. Hasan Paşa Konağı'nda ılık bir Mayıs öğleniydi. Çarşıyı gezip alışveriş yaptıktan sonra yorgunluğumuzu gidermenin tek yolu o an için güzel bir Türk kahvesi içmekti. Bir yanda belli belirsiz aşk kıpırdanmaları, bir yanda Hasan Paşa Konağı'nın mistik havası çarpmıştı. Kahvaltının yapılabileceği en güzel yerlerden biridir Hasan Paşa Konağı.
Hafif rüzgâr saçlarımızın arasından kayarken garsonun "Ne alırsınız?" sesiyle irkilmiştik. "Türk kahvesi" dedim... Garson, "Buraya gelmişsiniz, Menengiç içmeden mi döneceksiniz?" deyince "Deneyelim ama nedir bu Menengiç?" diye sorma gereği hissettim...
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın bir kahve türü olan Menengiç için, "Önce tadın sonra anlatalım" yanıtını verdi genç garson. Kırmadık. Masadakilerin çayları geldi, ben hala Menengiç sevdasıyla garsonun yolunu gözlemeye başladım. Masada Semih Kaplanoğlu'nun sohbeti dönüyor. "Bal", "Süt", "Yumurta" filmlerini izleyip izlemediğimizi soruyoruz birbirimize. Gözüm yolda hâlâ, Menengiç'te aklım.
Sohbet belgesellere kaymışken, bizim haşarı garson elinde bir tepsiyle yaklaşıyordu. Muhteşem bir sunumla, Menengiç kahvesi önüme konuvermişti... Yanında bir adet lokum... İlk yudumu aldım fazla bekletmeden. Sakızımsı, kahvemsi, fıstıkımsı tatların karışımı... Ve süt... Olmazsa olmazı bu kahvenin...
"Türk kahvesinin ihtişamını sarsabilecek bir tat" dedim ilk yudumda. Ve o anda Menengiç gerçeği hayatıma girdi ve bir daha da çıkmadı...
Bazı yerlerde "Çedene", bazı yerlerde "Melengic" olarak adlandırılıyor. Genellikle Urfa yöresinde fazlaca tüketiliyor. Ve anlatmaya başlıyor garson nasıl hazırlandığını. Dağlık ve kırsal alanlarda yabani olarak yetişen Menengiç ağacından toplanan meyveler, önce yıkanıyor sonra güneşte kurutuluyor. Sonrasında rengi koyu kahverengi olana kadar kavruluyor. Kavurma işlemi bittikten sonra ise macaun kıvamına gelinceye kadar eziliyor. Zor bir iş, emek gerektiriyor ama tadına değer.
Ayrıca pişirilmesi de çok özel. Tıpkı Türk kahvesinde olduğu gibi bir ritüel halinde pişiriliyor. Kısık ateşte hazırlanması uygundur, süt kullanılması tercih edilir. Faydaları ise söylenene göre çok. Kafeinsiz kahve içmenin yolu buradan geçiyor. Öksürüğü kestiği, nefes açıcı olduğu, yaraları tedavi ettiği, ses tellerine iyi geldiği, mide ağrılarını dindirdiği, kolesterolü düşürdüğü, afrodizyak etkisi olduğu söyleniyor. Deneyenler vardır elbette ama zihin açıcı bir özelliğinin de olduğunu söylemeden edemeyeceğim, zira bende bu etkiyi bırakıyor. Uzun çalışma saatlerinde hem sıcak bir mola hem de enerji verici özelliğiyle akılları baştan alıyor. Tıpkı aşk gibi... Aşk o sırada masamda, Menengiç ile birlikte kendisini derinden hissettiriyor...
İçimi de oldukça keyifli... Biri bitiyor, ikinciyi istiyorum. Garson, "Alışkanlık yapar" diyor. Bir sonraki fincanı getirirken yanında bir miktar da evde hazırlayabilmem için katıyor yanına... "Teşekkür ediyoruz"...
Mutlaka denemelisiniz bu tadı. Hani derler ya "Tadı damağınızda kalacak" o cinsten bir şey. Ben hâlâ getirtiyorum kendim için ve şu anda bu yazıyı yazarken onu yudumluyorum. 3 Mayıs 2010 Pazartesi günü hayatıma girdi ve bir daha da hiç çıkmadı...
Not: İstanbul'da Tophane'de de bu kahve yapılıyor.