Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek Türkiye'nin "insan kıymeti" projesi

        TEKNOFEST’in 2018’de İstanbul’da başlayan yolculuğunun ilk adımında havacılık ve savunma sanayisi ön plandaydı. Gençleri bu alanlarla buluşturmayı hedefleyen bir organizasyon konuşuluyordu. Aradan geçen yıllarda TEKNOFEST’in kapsamı da iddiası da değişti. Bugün artık karşımızda yalnızca uçakların, insansız hava araçlarının, roketlerin sergilendiği bir organizasyon değil, teknolojinin hemen her alanını içine alan farklı bir yapı var.

        Bu sebeple 15’inci TEKNOFEST’in Şanlıurfa’da yapılmasını ayrıca önemli buluyorum. Çünkü Türkiye’nin en genç nüfus yapısına sahip şehirlerinden birinde teknoloji festivali düzenlemenin anlamı İstanbul, Ankara veya İzmir’de yapılmasından farklı. Burada mesele yalnızca dört-beş gün boyunca gençlerin uçaklara, helikopterlere, insansız sistemlere dokunması değil. Asıl mesele, o çocukların zihninde yeni bir pencere açılması ve birkaç yıl sonra içlerinden bazılarının mühendis, yazılımcı, teknisyen, girişimci olarak karşımıza çıkmasıdır. Dolayısıyla Şanlıurfa’daki TEKNOFEST’i değerlendirirken ziyaretçi sayısından önce bırakacağı insan izine bakmak gerekiyor.

        REKLAM

        Nitekim Şanlıurfa’da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır ile konuşurken konu dönüp dolaşıp buraya geldi. Bakan Kacır, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın 2016 sonunda Selçuk Bayraktar liderliğinde kurulmasından, burs programlarından ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nden başlayan sürecin TEKNOFEST ile başka bir boyuta geçtiğini anlatırken dikkat çekici bir kavram kullandı: “İnsan kıymeti.” Üzerinde durulması gereken ifade de bu.

        Çünkü Türkiye yıllarca sanayide sermayeyi, fabrikayı, makineyi, yatırımı konuştu; insanı ise çoğunlukla “insan kaynağı” başlığı altında değerlendirdi. Halbuki savunma sanayisinde son 20 yılda yaşanan dönüşüm bize başka bir gerçeği gösterdi. Paranız olsa bile yetişmiş mühendisiniz, teknisyeniniz, yazılımcınız ve araştırmacınız yoksa teknolojik bağımsızlıktan söz edemiyorsunuz.

        REKLAM

        Bakan Kacır’ın verdiği rakamlar da bu dönüşümün boyutunu gösteriyor. Bugün savunma sanayisinde 4 bin şirketten ve 100 bine yaklaşan çalışan sayısından bahsediliyor. ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ, BAYKAR, TÜBİTAK ve diğer teknoloji kuruluşlarının yetişmiş insan ihtiyacı giderek artıyor. TEKNOFEST yarışmalarından geçerek teknoparklarda şirket kuran, teknoloji girişimine dönüşen veya bu kurumlarda çalışmaya başlayan gençlerin bulunması, organizasyonun artık yalnızca vitrin tarafıyla değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

        Fatih Kacır bunu “Türkiye’nin garaj modeli” olarak tarif ediyor. Amerika’nın teknoloji tarihinde Silikon Vadisi kadar meşhur olan garaj hikâyeleri vardır. Apple’dan Hewlett-Packard’a kadar birçok teknoloji şirketinin başlangıcı bu kültür üzerinden anlatılır. Türkiye ise kendi modelini TEKNOFEST yarışmaları, Deneyap atölyeleri, teknoparklar, TÜBİTAK destekleri ve savunma sanayisinin oluşturduğu ekosistem üzerinden geliştirmeye çalışıyor. Üstelik burada Şanlıurfa’nın ayrı bir anlamı var.

        REKLAM

        Bakan Kacır’a 2018 öncesi günleri hatırlatarak, rahmetli Özdemir Bayraktar’ın da katıldığı ilk TEKNOFEST’in hazırlık dönemindeki sohbetlere dikkat çektim. O günlerden bugünkü tabloya baktığında, bugünleri hayal edip edemediklerini sordum.

        Fatih Kacır’ın cevabı ilginçti: “Merhum Özdemir Bayraktar tabii çok güçlü iddiaları olan bir insandı. Ve hep bize en ileri hedeflere erişme tavsiyesinde bulunurdu. Bizler de bu yola elbette iddialı çıktık. Ama inanın milletimiz bizim beklentimizin de ötesinde bir sahiplenme ortaya koydu. Doğrusunu ifade edelim; hayallerimizin ötesindeyiz…”

        Şanlıurfa tarımdan teknolojiye geçebilir mi?

        REKLAM

        Şanlıurfalı olan HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ile fuar alanında konuşurken onun heyecanı da tam olarak bu noktadaydı. Köylerden gruplar halinde gelen öğrencilerden, çocukların uçaklara ve helikopterlere dokunmasından söz ederken aslında Şanlıurfa için yeni bir kalkınma modelinin işaretlerini veriyordu.

        Şanlıurfa’nın geçmişinde GAP var. On yıllar boyunca bölgenin kaderini değiştirecek proje olarak GAP konuşuldu; barajlar, sulama kanalları, tarım ve enerji yatırımları yapıldı. Şimdi ikinci bir sıçramaya ihtiyaç var. GAP’ın tarım ve enerji üzerinden yaptığı dönüşümü yeni dönemde teknoloji, savunma sanayisi ve nitelikli üretim tamamlayabilir mi? TEKNOFEST Güneydoğu’nun asıl tartışılması gereken taraflarından biri bu.

        REKLAM

        Çünkü bir şehre birkaç günlüğüne uçak, helikopter ve teknoloji ürünleri getirip yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlamak elbette değerlidir, fakat kalıcı sonuç için devamının gelmesi gerekir. Şanlıurfa’daki genç nüfusu mesleki eğitimle buluşturacak, savunma ve havacılık şirketlerinin tedarik zincirine dahil edecek, teknoparkları güçlendirecek ve teknoloji girişimlerinin bölgede doğmasını sağlayacak bir sanayi politikasına ihtiyaç var.

        Nacar’ın “Bir çocuk gelsin, bir uçağa dokunsun, bir helikopteri görsün, pilotuyla konuşsun” sözünü bu açıdan önemli buluyorum. Çünkü bazen meslek seçiminin başlangıcı böylesine küçük bir temastır. Ancak o çocuğun ilgisini eğitimle, laboratuvarla, atölyeyle ve sonunda istihdamla tamamlayamazsanız o heyecan birkaç gün sonra kaybolup gider.

        REKLAM

        Teknoloji sadece yazılımdan ibaret değil

        Şanlıurfa’da yaptığım üçüncü görüşme ise teknoloji meselesinin başka bir tarafını gösterdi. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, TEKNOFEST’e getirdikleri ürünleri anlatırken Türkiye’nin üzerinde daha fazla durması gereken kritik bir alana, özel çeliklere ve ileri malzeme teknolojilerine dikkat çekti.

        Türkiye’nin KAAN’ı, HÜRJET’i, insansız hava araçlarını, milli gemileri veya denizaltıları geliştirmesi çok önemli. Fakat teknolojik bağımsızlık sadece platformu tasarlayıp üretmekle sağlanmıyor. O platformlarda kullanılan motorlardan elektronik sistemlere, sensörlerden yazılımlara ve özel alaşımlara kadar uzanan çok geniş bir tedarik zincirinde yetkinlik gerekiyor.

        REKLAM

        Yalçıntaş’ın anlattığı milli uçak gemisi ve milli denizaltı için geliştirilen özel çelikler bu sebeple dikkat çekici. Özellikle yüksek dayanımlı denizaltı çeliğinde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çalışmalar stratejik önem taşıyor. Aynı şekilde İsdemir’de kurulan vakum tesisiyle düşük karbonlu çelik üretimi, bunun Romanya’daki tesiste elektrik çeliğine dönüştürülmesi ve yapılacak yatırımla 0,1 milimetre seviyesine kadar inceltilebilmesi önemli bir sanayi kabiliyetine işaret ediyor. Elektrikli araç motorlarından jeneratörlere ve transformatörlere kadar geniş kullanım alanı olan elektrik çeliğinde bu seviyeye ulaşılması, Türkiye’nin yalnızca nihai ürünü değil, kritik malzemeyi de konuşmaya başladığını gösteriyor.

        REKLAM

        Şanlıurfa’daki TEKNOFEST sahasında gördüğüm tabloyu bu üç önemli ismin gözünden okumak, anlamak mümkün.

        Bir tarafta Fatih Kacır’ın “insan kıymeti” ve “Türkiye’nin garaj modeli” yaklaşımı var. Diğer tarafta Mehmet Akif Nacar’ın Şanlıurfa’nın genç nüfusunu teknoloji ve savunma sanayisine kazandırma çağrısı. Üçüncü tarafta ise Murat Yalçıntaş’ın ileri malzeme ve özel çelikler üzerinden ortaya koyduğu sanayi altyapısı bulunuyor. Bunlar aslında aynı zincirin halkaları.

        İnsan yetiştireceksiniz, o insanın fikir geliştirebileceği ortamı oluşturacaksınız, girişimci olmasının önünü açacaksınız, ardından ortaya çıkacak teknolojiyi üretecek güçlü bir sanayi altyapısı kuracaksınız. Bunlardan biri eksik olduğunda teknoloji hamlesi de eksik kalır. TEKNOFEST işte bu sacayaklarını tamamlayan, hedefe yönelmiş en önemli etkinliklerden biri.

        REKLAM

        TEKNOFEST’in 2018’den bugüne geçirdiği dönüşümü değerlendirirken artık uçuş gösterilerinden, ziyaretçi kalabalıklarından ve sergilenen platformlardan daha fazlasını konuşmak gerekiyor. Bundan sonra TEKNOFEST’te ortaya çıkan insan kıymetinin kaç teknoloji şirketine, kaç patente, kaç ihracat ürününe, kaç nitelikli istihdama ve özellikle Anadolu’da kaç yeni teknoloji merkezine dönüştüğünü konuşuyor olacağız.

        Şanlıurfa da bunun için iyi bir sınav olabilir. GAP ile suyu ve toprağı dönüştürmeye çalışan bu şehir, şimdi genç nüfusuyla yeni bir hikâye yazabilir. Ama bunun için TEKNOFEST’in Şanlıurfa’dan ayrılmasından sonra geride ne bırakacağına bakmak gerekiyor. Zira gerçek başarı, festival alanındaki kalabalık dağıldıktan sonra başlayacak.