Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek Houston'dan Antalya'ya uzay meselesi…

        Antalya bugün uzay dünyasını buluşturuyor. 5–9 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi, değerlendirilebilirse ve ülkemizin ilgili çevrelerinden liyakatli bir katılım sağlanması halinde Türkiye açısından önemli bir fırsat olacaktır. Uzay ajansları, bilim insanları, mühendisler ve şirketler aynı zeminde buluşuyor. Yarın yapılacak Küresel Uzay Liderleri Zirvesi de bu temasların önemli bir halkasını oluşturacak. Birkaç gün boyunca yoğun bir bilgi ve deneyim alışverişi yaşanacak.

        Peki, Türkiye bu buluşmadan ne kazanabilir?

        Bu soruya cevap ararken kendi arşivime döndüm. Önümde 2000 yılında katıldığım uluslararası basın gezisinin programı, bir de 2012’de Houston ziyaretimin ardından yazdığım yazılar var. Türkiye’de TUSAŞ’ın uydu test merkezine yaptığım ziyaretleri de bunlara ekleyince, Antalya’nın önemini değerlendirmek için oldukça somut bir çerçeve ortaya çıkıyor.

        REKLAM

        Çünkü uzay çalışmalarını yerinde inceleyince, bir projenin arkasında ne kadar geniş bir hazırlık, insan kaynağı ve sanayi birikimi bulunduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

        Boeing’in Temmuz 2000’de organize ettiği programımız Seattle’dan Güney Kaliforniya’ya, St. Louis’den Florida’ya uzanıyordu. Uçak üretim tesisleri, araştırma birimleri, uzay sistemleri ve fırlatma altyapısı aynı gezinin parçalarıydı.

        Programın 8 Temmuz tarihli bölümünde, Long Beach’te Sea Launch gemisi ve denizden fırlatma platformu ziyareti bulunuyor. 10 Temmuz’da ise uzay ve haberleşme sistemleri, fırlatma araçları, yeniden kullanılabilir uzay sistemlerinin geleceği ve itki teknolojileri gündemde yer almıştı.

        REKLAM

        Bugün üzerinde çok konuştuğumuz meselelerin, 26 yıl önce de mühendislerin çalışma masasında olması dikkat çekici. Teknolojide bir fikri ortaya koymakla onu güvenilir ve ekonomik biçimde kullanabilmek arasında uzun bir yol var. Araştırma, finansman, deneme, üretim ve işletme tecrübesi bu yol boyunca birlikte ilerliyor.

        12 Temmuz 2000’de Kennedy Uzay Merkezi’ndeydik. Uluslararası Uzay İstasyonu tesisleri, uzay mekiği hazırlık alanları, fırlatma rampaları, Apollo/Saturn V Merkezi ve Delta IV fırlatma rampası ziyaret programımızdaydı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir bölümünün yapımını da yakından incelemiştim. Hatta bir perçin de ben çakmıştım.

        REKLAM

        Cape Canaveral bölgesinde gördüğüm bu çalışmaların ardından, 2012’de Houston’daki NASA Johnson Uzay Merkezi’ni ayrıntılı biçimde gezdim. Yetkililerden bilgi aldım, televizyon programı yaptım, gözlemlerimi gazete yazılarımla aktardım.

        21 Nisan 2012’de yayımlanan “Houston, görev tamam” başlıklı yazımda görev kontrol merkezlerini, uzay araçlarının eğitim modellerini ve astronotların hazırlıklarını anlatmıştım. En fazla ilgimi çeken yerlerden biri Neutral Buoyancy Laboratory, yani astronotların su altında eğitim aldığı tesisti. Ziyaretim sırasında Jeanette Epps ve Terry Virts havuzda çalışıyordu.

        Uzayda yapılacak bir iş için yeryüzünde ne kadar ayrıntılı hazırlık gerektiğini burada görüyorsunuz. Bir hareketin defalarca çalışılması, ekipmanın denenmesi, farklı uzmanların aynı göreve hazırlanması… Büyük hedeflerin arkasında böyle bir çalışma disiplini bulunuyor.

        REKLAM

        Houston seyahatimin bir başka tarafını da bir hafta sonra “Astronot ineğin havalimanı” başlığıyla yazmıştım. Şehre Houston Airport System’in davetlisi olarak gitmiş, havalimanlarının işleyişini incelemiştim. Ellington’ın NASA faaliyetleriyle bağı, hava kargo operasyonları ve terminaldeki sanat eserleri yazının konuları arasındaydı.

        Başlığa taşıdığım “Ayda Yürüyen İnek” heykeli, Teksas’ın yerel kimliğiyle uzayı aynı eserde buluşturuyordu. Bugün o ayrıntıyı, uzay çalışmalarının bir şehrin kültürüne kadar yerleşmesinin örneği olarak değerlendiriyorum.

        Uzay çalışmalarına ilişkin hatıralarım arasında, Aralık 2000’de dönemin Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün de katıldığı ve Alcatel’in organizasyonuyla Fransız Guyanası’ndaki Kourou Uzay Üssü’ne gerçekleştirilen Türksat 2A fırlatma programı ziyareti de var. Fırlatma teknik bir arıza nedeniyle ertelenince uyduyu uzaya gönderilmeden geri dönmek zorunda kaldık. Bu tecrübe, uzay çalışmalarında hazırlık kadar takvimi değiştirebilen koşulları ve bekleme disiplinini de hesaba katmak gerektiğini hatırlatıyor.

        REKLAM

        Türkiye’de de TUSAŞ bünyesindeki uydu test merkezini birkaç kez ziyaret etme, çalışmaları yerinde inceleme imkânım oldu. Programlar yaptım, yazılar yazdım. Dolayısıyla Türkiye’nin uzay hedeflerini değerlendirirken ülkemizdeki altyapıyı ve mühendislik birikimini de hesaba katıyorum.

        Antalya’nın açtığı fırsat, bu birikimin uluslararası çalışmalarla daha güçlü bağlar kurabilmesi.

        Bir üniversite ekibinin ortak bir uzay deneyinde görev alması, bir şirketimizin geliştirdiği bileşenin uluslararası bir projede kullanılması, genç mühendislerimizin tasarım ve test süreçlerinde sorumluluk üstlenmesi ve alanı bilen deneyimli medya mensuplarının bu çalışmaları takip ederek kamuoyuna aktarması… Kongrenin kalıcı sonuçları böyle ortaya çıkabilir.

        REKLAM

        Ancak bunun için önceliklerimizin açık olması gerekiyor. Hangi alanlarda uzmanlaşacağız? Hangi ürünlerde güvenilir bir tedarikçi olacağız? Hangi araştırmalara özgün katkı sunacağız?

        Uzay teknolojileri çok geniş bir çalışma alanı. Kaynakları her başlığa dağıtmanın bir maliyeti var. Mevcut yetkinlikleri değerlendirerek belirli alanlarda derinleşmek, yapılan işi uluslararası ölçekte kabul görecek kaliteye taşımak gerekiyor.

        Bir ürünün ilk örneğini geliştirmek önemli bir aşama. Aynı ürünü gerekli testlerden geçirip zamanında teslim edebilmek, yıllarca destekleyebilmek ve bir sonraki projede daha iyisini yapabilmek ise kalıcı sanayi kabiliyeti oluşturuyor.

        REKLAM

        Test altyapısının değeri de burada ortaya çıkıyor. Tasarımın gerçek çalışma koşullarına dayanıp dayanmadığını sınayabilmek, sorunları görev başlamadan tespit edebilmek gerekiyor. Bu imkânın etrafında yetişen mühendisler ve biriken deneyim, yeni projelerin temelini oluşturuyor.

        Bir başka önemli mesele, uzay çalışmalarından elde edilen bilginin kullanım alanı. Tarımda, su kaynaklarının yönetiminde, afetlerin izlenmesinde ve haberleşmede hangi ihtiyaca cevap veriyoruz? Elde edilen veriyi kim kullanıyor? Araştırma sonuçları uygulamaya nasıl aktarılıyor?

        Kongre öncesinde düzenlenen Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Uzay Federasyonu çalıştayının, uzay ekonomisini toplumsal ve ekonomik dayanıklılıkla birlikte ele alması bu açıdan anlamlı. Teknolojik kapasitenin değerini, sağladığı faydayla birlikte değerlendirmek gerekiyor.

        REKLAM

        Bütün bu başlıkların merkezinde ise Türkiye’de değeri henüz tam keşfedilmemiş olan insan kaynağı bulunuyor. Uzaya ilgi duyan bir gencin iyi eğitim alması, laboratuvarda çalışması, gerçek bir projede sorumluluk üstlenmesi ve liyakatle mesleğinde ilerleyebilmesi lazım. Bir proje tamamlandığında ekibin deneyimini bir sonrakine taşıyabilmesi için adam kayırma olmadan, bilginin ve tecrübenin öncelenmesi gerekiyor. Aksi hâlde, özellikle uzay gibi alanlarda yıllar içinde yetişen insanların ve oluşturdukları çalışma kültürünün yeri kısa sürede doldurulamaz.

        Bu sebeple Antalya sonrasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Uzay Ajansı’nın (TUA) ortak araştırmalarını, mühendislik işlerini, eğitim imkânlarını ve üretime dönüşen ilişkileri takip etmemiz gerekir. İş birliklerinin takvimini, kaynağını ve sorumlu ekiplerin kimler olduğunu bakalım görebilecek miyiz? Bir yıl sonra hangi aşamaya gelineceğini şimdiden merak ediyorum. Çünkü Uluslararası Uzay Federasyonu (International Astronautical Federation- IAF) Türkiye’nin ev sahipliğinde güzel bir organizasyona imza attı, ama gerisi bizim bu işi ne kadar ehil ellere vereceğimizle ilgili…

        REKLAM

        2000’de Kennedy Uzay Merkezi’nde ve Fransız Guyanası’ndaki Kourou Uzay Üssü’nde, 2012’de Houston’da ve birden fazla kez Türkiye’de TUSAŞ’ta incelediğim çalışmaların bugün düşündürdüğü ortak mesele, bilgi ve deneyimin nasıl kalıcı hâle getirileceği hususudur.

        Antalya bu açıdan önemli bir başlangıca ev sahipliği yapabilir.