Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin CNN'de ikinci penguen vakası
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Normal şartlarda Cumartesi-Pazar günleri haber akışı yavaşlar, ama geçen hafta sonu gazeteciler için gündem haddinden fazla yoğundu. Bir yanda Rusya’da darbe girişimi yaşandı, diğer yanda Kanada açıklarında bir “submersible” (denizaltı değil, denizaltıdan daha aşağılara inebilen batiskaf) içinde birkaç milyarderle kayboldu, bütün bunlar yetmiyormuş gibi dünyanın en zengin insanı Elon Musk’la milenyum kuşağının en zengin ismi Mark Zuckerberg kafes dövüşü için sözleşti.

        Herhangi bir haber merkezinde bu başlıklardan hangisine öncelik verileceğine karar vermek için bir-iki senelik gazetecilik tecrübesi yeter. Rusya’daki darbe girişimi başarılı olsaydı belki de dünyanın geleceği açısından Berlin Duvarı’nın yıkılması kadar önemli bir dönüm noktası olacaktı. Putin’in devrilmesiyle başlayacak yeni dünya düzeni de en başta ABD’yi ilgilendiriyordu. Başka nerede ne olursa olsun hiçbiri Rusya’daki sıcak haber kadar önemli değildi. Bir haber kanalının, hele hele ABD çıkışlı bir haber kanalının da yakın akışını yıkıp bütün saatleri Rusya’ya ayırması gerekirdi. Akıl ve mantık bunu gerektirir zaten. CNN’in tam da bunu yaptığını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.

        AMERİKALI DIŞ HABER SEVMEZ

        Türkiye’deki en büyük toplumsal ayaklanma yaşandığında CNN Türk bu haberi görmezden gelip penguen belgeseli yayınlamayı tercih etmişti. Sir Harold Evans’ın tabiriyle bizimki gibi “yarı özgür bir basın” olan ülkelerde çeşitli sebeplerden dolayı bu tercih, utanç verici de olsa, anlaşılabilir ve mantıklı gerekçeler bulunabilir.

        2013 yılında Türkiye’deki şubesinin görmezden geldiği haberi New York merkezli CNN an be an Taksim’den canlı yayınlarla duyuyordu. Kanalın en önemli yüzü Anderson Cooper ise stüdyoda Türkiye’deki şubelerinin penguen belgeseli yayınladıklarını bütün dünyaya duyuruyordu. Aynı Anderson Cooper ise geçen hafta sonu Newfoundland’dan batiskaf hakkında yayın yapıyordu. Oysa Rusya’da olması gerekirdi.

        Gezi kuşkusuz önemli bir olaydı ama başarısı ya da başarısızlığının dünya tarihine etkisi Rusya’yla kıyaslanamayacak kadar önemsizdi. Yabancı medyanın bu olaya ilgisi ise habercilerin kendi aralarındaki tabiriyle “seksi” bir konu yakalamış olmalarındandı. İsyan geleneğinin olmadığı bir ülkede gençler ayaklanıyor, polis şiddetli bir şekilde üzerlerine yürüyor, aynı anda birbirinden bağımsız eylemler farklı şehirlerde başlıyor, kuvvetli iktidar ilk defa yoğun bir halk tepkisiyle karşılaşıyor. Nerede olursa olsun güzel haber ve insanları ekrana çeker. Hele hele başrolde gençler varsa izlettirir.

        Kağıt üzerinde Rusya’daki darbe girişimi biraz daha karmaşık. Belarus, paralı askerler, Wagner, Putin vs. anlaması, analiz etmesi çok daha katmanlı konular. Tarihi açıdan önemli olsa da dış haberlere geleneksel olarak ilgisizliğiyle bilinen Amerikan seyircisinin ilgisini çekmesi zor. Amerikan haber kanalları bu gibi durumlarda yerel izleyiciyi önemseyerek yayın yapar, iç haber her zaman dış haberin önüne geçer.

        Ayrıca televizyonun görsel bir mecra olduğunu da unutmamak gerek. Washington’daki 6 Ocak ayaklanması gibi görüntüler olmadıkça yayını sürdürmek de zor. Ekran mecburen konuşan kafalara teslim edilecek. Bu yüzden de CNN uzun süre Rusya’yı görmezden geldi.

        Kanal yönetimi çok basit bir rating hesabı yapıyordu aslında. Genel izleyici kitlesinin 250’şer bin dolar vererek Titanic’ın kalıntılarına gidip kaybolmalarının daha fazla ilgi çekeceğini düşünüyordu. Sonuçta Amerika bir gösteri toplumu.

        Ancak galiba Amerika da değişiyor. CNN başta olmak üzere kanalların Titan batiskafına ayırdığı süre şaşırtıcı derecede şiddetli tepkilere neden oldu. Birkaç gün önce Yunanistan sularında mülteci dolu geminin batmasına hemen hemen hiç yer ayrılmaması, buna karşılık birkaç zenginin macera turuna saatlerce yoğunlaşılması elbette orantısızdı. Titan olayı da, evet şoke edici ve trajikti, ama kamusal yararı o kadar da fazla değildi açık konuşmak gerekirse. Birkaç gün geçti ve unutuldu sonuçta. Bir de üzerine gelir uçurumunun dünyada nerelere vardığını hatırlayıp maceraperest milyarderlerden nefret ettik.

        İÇERİDE BÜYÜK KRİZ VAR

        Rating hesabı ya da Amerikan kamuoyunun ilgisi aslında bahane. Tarihin akışının değişeceği gelişmeler seksi ya da ilgi çekici olmasa da öncelik kazanır, zaman zaman müşterinin ne istediğine rağmen bunları önüne getirmek gerekir. Sonuçta gazeteciliğin görevi tarihe not düşmek. CNN yönetimi de sonunda Rusya’nın önemini anladığı için yayın akışını değiştirdi. Bunu anlamayacak kapasitede insanlar değiller. Ama ilk anda refleks gösteremediler.

        Aslında CNN kurulduğundan beri yaşadığı en büyük iç krizden geçiyor. Her şey Discovery’nin kanalı satın alıp yeni patronların yeni bir yönetici atamasıyla başladı. Trump’lı yıllarda epey muhalif olup izleyici toplayan kanalın ortada durması, siyasetin her iki kesimine de eşit yaklaşmasını istiyorlardı.

        Yeni patronlar CNN yüzlerinin yorum yapmalarını değil, sadece haber sunmalarını da talep etti. Kanalın grafiklerine kadar her türlü yaklaşımı değişti. Bu işleri yapmak için göreve gelen yöneticiye yeni patron “Rating umurumuzda bile değil, arkandayız!” diye garanti dahi verdi. Bir buçuk sene içindeyse CNN adeta çakıldı, ilk olarak da patronlarının arkalarında duracağına garanti verdikleri yönetici bedeli ödedi ve kendini kapının önünde buldu. (Kanal eski ekran grafiklerine de geri dönüyor.)

        Bugünlerde Amerikan basınında CNN’de olan bitenlerle ilgili o kadar çok haber çıkıyor ki özetlemesi bile sayfalar sürer. Kriz halindeki her medya kuruluşunda olduğu gibi koridorlarda epey ağız sulandırıcı sızıntılar var. Bir haber kanalı kendisi bu kadar fazla haber olunca ister istemez haber yapma yetisini de kaybetmeye başlıyor. Rusya konusuna geç uyanılması biraz da bu yüzden.

        Son gelen haber CNN’in satılabileceği yönünde. Kanal hala çok etkili ama siyasi kutuplaşmanın doruğa çıktığı, insanların alternatif haber mecralarına yöneldiği ve fazla güvendiği bir çağda eski ezberler ve alışkanlıklarla yayıncılık yapmak giderek zorlaşıyor. 30 sene önceki gibi 24 saat gelişmeleri ekrandan izleyeceğimiz bir dünyada değiliz artık. Bu değişimin bedelini hemen her medya kuruluşu ödemekle karşı karşıya kaldı. Kimi ayakta kaldı, kimi yok oldu gitti. Şimdi sıra CNN’de.