Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Siyaset Gülay Göktürk'ten Hrant Dink davasına çarpıcı benzetme

        Bugün Gazetesi Yazarı Gülay Göktürk, HABERTÜRK TV'de Akşam Raporu'na katılarak, Ece Üner'in Hrant Dink davasıyla ilgili sorularını yanıtladı.

        'Susurluk' günlerini hatırlatan ve o dönemde sürece karşı bir muhalefet oluşturulduğunu, hedef saptırıldığını kaydeden Gülay Göktürk, aynı senaryonun Hrant Dink suikasti ve dava sürecinde de ortaya konduğunu söyledi.

        Göktürk, şöyle konuştu:

        "75 MİLYON'LUK JÜRİ"

        Önce manzaranın olumlu yönünden bakalım, gerçekten muhteşem bir manzara bu. Çünkü bir kez daha toplumsal duyarlılığın, kamuoyu ilgisinin ve denetiminin yargıda ceza getirmede ne kadar belirleyici rol oynadığını görüyoruz. Öyle bir tablo ki; karar çıkıyor ve sanki Türkiye'de bir jüri sistemi varmış gibi, koskaca ülke, 75 milyon insan devasa bir jüriye dönüşüyor ve bu jüri iki günde mahkemeden çıkan kararı yerle yeksan ediyor. Ve bu bir örgüt suçudur hükmünü veriyor. O kadar güçlü bir hükumdür ve o kadar güçlü bir kararlılıktır ki, bakıyoruz mahkeme başkanından tutun bütün aktörlerin bu kamuoyu vicdanında verilen hükümden sonra mahkeme kararını nasıl düzeltilebilirim diye tartışmaya başlıyorlar. Bir hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkenin temel garantisinin bu toplumsal duyarlılık olduğunu düşünüyorum. Ve Cuma günü Agos Gazetesi'nin önünde toplanan 10 binler bu kararlığı ortaya koyarak, gerçekten toplumsal denetim görevlerini yaptılar.

        "SUSURLUK'U HATIRLATTI"

        Ama bir müdettir sezdiğim, şimdi de birkaç şahitliğini gördüğüm başka bir yanı daha var olayın. Bu olay bana biraz Susurluk günlerini hatırlatıyor. O günlerde de bizler derin devleti tam ucundan yakalamıştık. Bir kamyon kazası vesilesiyle bir enstantenesiyle karşılaştığımız derin devleti açığa çıkarmak için eylemler yaparken, yazar çizerken ve mücadele etmeye çalışırken, ne olduysa birden bire hava birden ani döndü. Nasıl bir manipilasyondur, kimler tarafından nasıl yapıldı onu bilemiyorum ama manipilasyonu yapanların, bu geleneksel ilerici, solcu kamuoyunu kullandıklarını, onu manipule ettiklerini çok iyi biliyorum. Tırnak içinde dinci hükümete, Refah Yol hükumetine karşı bir muhalefet şekline dönüştürüldü birden bire. Bizler gerçekten neye uğradığımızı şaşırmıştık, ne olduğunu anlamadan birden bire Susurluk'a karşı verilen mücadeleler, Refahyol'a karşı verilen muhalefet mücadelesi haline dönüştürüldü ve doğrudan doğruya hedef saptırıldı.

        "AYNI SENARYO"

        Şimdi bir kez daha baktığımda aynı senaryonun bir kez daha oynandığını görüyorum. Bu konuda uyarı yapmak istedim. Büyük siyasi davalarda ortaya çıkan kimi eleştiriler, kimi sorunlar veya şikayetler; bütün bunların faturası Ak Parti hükümetine çıkarılıyor. Hem de çok klişe bir sözle bunu yapıyorlar. 'Hükümet zaten bağımsız yargıyı yok etti, kontrol altına aldı. O yüzden bu davalarda ne yapılıp ne ediliyorsa bunun arkasında Ak Parti var' gibi bir mantık kuruluyor. Şimdi Dink kararının ardından ağzını açan herkes lafı Ergenekon davasına, KCK davasına, Oda tv davasına çekerek, 'zaten oralar da böyle' diyerek, bir imaj yaratmaya çalışıyor.

        SON KARARIYLA YARGI AK PARTİ'Yİ ZOR DURUMA DÜŞÜRMEYE Mİ ÇALIŞTI?

        Böyle rivayetler de var. Yargı içindeki bazı gruplar sanki hükümeti suçlamak için direnç gösteriyor. Mesela ben hala KCK davasında hakimin Kürtçe savunmayı kabul etmemesini nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Öte yandan

        kimi zaman hükümetin de bazı tutuklama kararlarından rahatsız olduğuna yönelik duyumlar alıyoruz. Bunlar tabii

        isim verilerek açıklanmıyor.

        Şöyle düşünülüyor... Yeni bir devlet kuruldu, eskisi tasfiye edildi. Aynı zamanda derin devletle de bütünleşti. Sonra Dink davasına da el attı ve ilerlemesini engelledi. Bu bir kere haksızlık, gerçeklerle uyuşmuyor. Hiçbir hükümet yargıyı yüzde yüz denetim altına alamaz. Ayrıca Ak Parti Ergenekon'un tasfiyesi için bu kadar çaba veren bir iktidar ve savcının deyimiyle bu örgütün Trabzon kolu olan bir grubu niye engellemeye çalışmasın.

        "ERBAKAN DA SUÇLANMIŞTI"

        Erbakan da Susurluk'u kollamakla suçlanmıştı. Onun nasıl mantığı yoksa şu anda yapılanın da bir mantığı yok. Yargı yıpranacaksa bu kendilerine yansımasın diye bunu net bir şekilde yapıyorlar. Erdoğan, bence isabetle işaret

        etti... '35 saatte failini yakaladık. Örtbas etmek istesek bunu yapmazdık' dedi.

        Hedef Türkiye'deki derin devletin tasfiyesidir. Emniyet içinde hala faili meçhulleri gizlemek isteyenler olabilir. Aslında

        Ak Parti bunları da temizlemekle görevlidir. Ama bunun faturasını Ak Parti'ye çıkarmaya çalışmak yine o geleneksel antipatinin göstergesidir. Muhalefet üstüne atlıyor. İlerici, solcu kamuoyu, kendi fromasyonu itibariyle

        buna hazır. Doğmuş, büyümüş, Türkiye'yi Ak Parti'nin götürdüğü çizgiyi görmüş ve bunu bir türlü hazmedemiyor.