Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam Artık susun lütfen!

        BU ülkeye hizmet veren hiç kimse rahat yüzü göremez! Turgut Özal'ın bunca yıl sonra mezarının açılması yeteri kadar anlatmıyor mu? Mezarda bile adamı rahat bırakmadık...

        Ama bu gelişmelerin temel nedeni bence hâlâ Özal Ailesi'dir.

        Bundan bir süre önce, Semra Özal'ı Kanaltürk'te konuşurken izlemiştim. Telefonla bağlanmıştı. Kocasının ölümünü şüpheli bulduğunu anlatıyordu. O kaydı tekrar buldum. O programda sevgili Tarık Toros'un sorularına yanıt verirken şöyle demiş:

        "İlk önce şoktan ne yaptığımı bilmiyorum. Sonradan düşündüm. Şimdi bakın, rahmetlinin hayatında yiyip içmediği üç şey vardı. Kuru fasulye yemezdi, limonata içmezdi. Bir gün önce çok yorgundu. Ertesi gün de İstanbul'a gideceğiz diye Köşk'e gelip dinlenmek istiyordu. Fakat Kaya Toperi ve bir iki kişi daha, çok ısrar ettiler. 'İlle bu kokteyle gitmen lazım' diye... Ve aldılar bir kokteyle götürdüler. Bulgar sefaretindeki kokteyl. Sonra geldi. Ben onun yemeğini hazırlamıştım. Geldiği zaman 'Bir şey yemeyeceğim' dedi. Ben de kızdım, 'Gene bir şeyler mi atıştırdın, ne yaptın?' diye... 'Yok yok, hiçbir şey ağzıma sürmedim ama herkese içki getirirken bana bir bardak limonata yapmışlar' dedi. Demişler ki, 'Siz içki almıyorsunuz diye bunu sizin için hazırladık'... Bana, 'Ben de ayıp olmasın diye onu içtim' dedi. Dedim ki, 'Sen ömründe içmezsin limonata. Nasıl aldın da içtin?'... 'Sizin için yaptık deyince ayıp olmasın diye içtim' diye cevap verdi."

        Semra Özal, "Bu limonatadan mı şüpheleniyorsunuz?" sorusuna da "Evet. O limonatadan zehirlendiğini düşünüyorum" diye yanıt vermiş.

        17 yıl bu konuda tek bir kelime etmemiş bir aile, birdenbire ortaya çıkarak bu iddiaları dile getiriyor. Kendisine "Neden şimdi" diye soruluyor. Verdiği yanıt şüpheleri daha da artırıcı:

        "Bu kadar önemli konuları, ayaküstü sokakta basına konuşamam ben. Gerekirse, gerektiği yerde ben konuşurum. Anlatacağım belki daha çok şey var. Ama bunu uluorta basına anlatamam."

        Sizce Semra Özal, basına anlatmadığı neyi ilgili mercilere anlatmış olabilir? Sanırım kamuoyunda suikast iddiasını güçlendirmek için çok şey biliyor havasını verdi.

        Kimi uzman, bunca yıldan sonra ortada incelenecek doku kalmadığını ve zehirlenme olup olmadığının anlaşılmasının neredeyse imkânsız olduğunu söylüyor. Sonuç ne olur bilemem, benim asıl yadırgadığım, "Kocam zehirlendi, babamız suikasta kurban gitti" diyerek tartışma yaratan ailenin şimdi "Mezar açılmasın" diye açıklamalar yapması. Hem suikast iddiasını 17 yıl sonra dile getir, hem de "Çok şey biliyorum" havası ver. Ardından da "Mezar açılmasın" diye açıklamalarda bulun. Aile bence susmalı artık...

        Gazetecilere ambargo...

        HİÇBİR kurumun gazetecilere ambargo koymasını tercih etmem. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dediği gibi halkın haber alma hakkı önünde engelleyici bir yaklaşım olmamalı. Ancak basın özgürlüğü konusuna, "Genel kurula çağrıldın, çağrılmadın" tadında yaklaşmak bana göre yüzeysel bir tavır. Asıl söz söyleme, yazma özgürlüklerinin sonuna kadar kullanılıp kullanılmadığına bakılmalı. Bu konuda karnemizin (hem de yıllardır) pek parlak olduğunu söyleyemem. Ancak her gün size küfreden, adınızla hitap eden bir gazeteye de ambargo koymak yadırganmamalı.

        Geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu bunu yaptı. Şimdi de Tayyip Erdoğan yapıyor... Sanırım Erdoğan kategorik bir düzenleme yapmış, muhalif olanların hepsinin kendine küfrettiğini varsayıyor. "Zamanla durumu anlar" diyenlerdenim...