Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTURK.COM

Cezaevlerinde 680 tutuklu ve hükümlünün başlattığı grev 45. gününe girerken tartışmalar sürüyor. Geçmişte ölüm oruçlarında aktif bir rol üstlenen eski milletvekili Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşme sağlanması halinde önemli bir adım atılacağını savundu.



Habertürk TV'de 'Akşam Raporu'nun canlı yayın konuğu olan Bekaroğlu'nun konuşmasından ana başlıklar şöyle:

ÖCALAN'IN GÖRÜŞME YASAĞI KALDIRILSIN

2000 yıllarındaki açlık grevindeki temel talepler cezaevi koşullarıydı. Siyasi hükümlüler yeni yapılan cezaevlerine gitmek istemiyorlardı. Başka siyasi talepler de vardı. DGM'ler kalksın gibi. Fark şu bugünkü açlık grevleri oruçlarında talep siyasi talepler vardı. Benzerlik şu orada esas mesele çözüldüğü zaman siyasi talepler ötelenebilecek türden taleplerdi. Bu konuyla ilgili adım atılırsa ölüm oruçları biter diye düşünülüyordu. 14 aydan beri devam eden Öcalan'ın avukatla görüşme yasağı var. Ölüm oruçlarında bu öne çıkıyor. Bu tartışılır tabi, ölüm orucu yapılır mı, yapılmaz mı? Ben de ilkesel olarak hiçbir şekilde ölüm oruçlarının siyasi bir araç olarak kullanılmasına karşıyım. Şimdi bu tecridin kaldırılması için adım atılırsa arkasından gelen siyasi talepler var. Eğitim hakkı, savunma hakkı talepleri var.

ADALET BAKANI'NIN DEVREYE GİRMESİ OLUMLU

Ben Adalet Bakanı'nın cezaevine gitmesini olumlu buluyorum. İyi bir gelişme. Söyledikleri bazı sözleri anlamlı buluyorum. Maksat hasıl olup olmadığına biz karar verecek değiliz. Aslında çok ciddi bir güven sorunu var. Türkiye'de hak aramanın yolları çok açık değil, hele hele cezaevlerinde hiç yok. Ben en geç bugün Öcalan'ın tecritiyle ilgili yani avukat görüşmesiyle ilgili yasağın kaldırılmasıyla ilgili umutlandım. Evet bakan beyin ana dilde savunmayla ilgili irade beyanı var. Ama bir güven meselesi var. Burada sanki muhatap yok gibi bir durum var. Muhatap belli. Ölüm orucu yapan tutuklu ve hükümlüler. Talepler ortada. Bu taleplerin pazarlığı olmaz. Eğer hükümet avukatla görüşmeyi sağlar, savunma hakkı ve ana dille eğitimle ilgili bir irade beyanda bulunursa, İmralı'daki Abdullah Öcalan bir açıklama yapacaktır sanırım.

BUNUN İÇİN KİMSEYLE PAZARLIK YAPMAYA GEREK YOK

Ölüm orucunu kimse teşvik etmiyor. Bir örgüt var, silah kullanıyor, uzantısı var BDP o da doğru. Bunlar Türkiye'nin realiteleri. Biz şimdi niyetleri ölçemiyoruz. İnsanlar 'biz Türkiye'den kopmak istemiyoruz' diyor. Görüşmeler olmalı. Bugün bu işle uğraşan herkes biliyor ki, bu ülke bölünmeyecekse kürtlerin de kültürel hakları, anadilde savunma hakları, eğitim hakları çok ortada. Bunun için kimseyle pazarlık yapmaya da gerek yok.

SİLAHLARIN PATLAMASI KÜRT MESELESİYLE DOĞRU ORANTILI

Hükümetler yıllardan beri 'silahlar patlarken adım atmam' diyor. Böyle bir şey olmaz. Silahların patlaması Kürt meselesiyle orantılı. Siz adım atarsanız, elbette bunlarla bir şekilde oturup konuşursunuz. Kimse Türk devleti diz çökmez falan demesin. 30 sene geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Böyle bir inatlaşmaya gerek yok.

İMRALI ADASI'NA GİDECEK BİR KOSTER HERŞEYİ ÇÖZER

Ölüm orucu yapan insanlar sadece çeşme suyu ile besleniyorsa kritik eşiğe gelinmiştir. Aldığım duyumlar kritik duruma gelen şu an itibaren bir hükümlü yok. Ama her an gelebilir. Şekerli su, tuz ve vitamin alıyorlarsa bu uzayabilir. Önümüzdeki günler, haftalar kritik günlerdir. Cezaevinde tabutların çıkması kimsenin yararına değildir. Bu kriz fırsata dönüşebilir. Burada atılacak olumlu adımlar güven tazelemesi getirebilir. Bugün hükümetin, Adalet Bakanlığı'nın yapacağı bir açıklama herşeyi değiştirebilir. İmralı'ya gidecek bir koster herşeyi çözebilir.

BAKMADAN GEÇME