Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Medya Hürrem'in şerri, Kösem Sultan'ı unutturdu!

        İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Ahmet Emre Bilgili, günlerdir tartışılan Muhteşem Yüzyıl dizisinin etkilerinin Kanunî Sultan Süleyman'ın ve Hürrem Sultan'ın türbesinde bile görüldüğünü söylemiş...

        Bilgili'nin anlattığına göre Kanunî'nin Süleymaniye'deki türbesine gelen bir ziyaretçi, hükümdarın sandukasının önünde dua ettikten sonra ilerideki türbede kimin yattığını sormuş, "Hürrem Sultan" cevabını alınca da hakaret edip lânet okurcasına çıkıp gitmiş!

        Ahmet Bey, Hürrem'in uğradığı bu hakareti Muhteşem Yüzyıl'a bağlıyor ve "Hepimizin hataları olmuştur ama Hürrem Sultan, bizim dizide tanıdığımız gibi değildir" diyor.

        Bizzat şahit olduğum benzer bir hâdiseyi nakledeyim...

        1980'lerin başı idi... O sırada 70'li yaşlarında olan ve yurtdışında yaşayan padişah torunu bir hanımefendi, yani bir sultan, yaz mevsiminin birkaç ayını geçirmek için İstanbul'a gelmişti ve bir ahbabının evinde kalıyordu...

        KABİR TURUMUZ BAŞLIYOR

        O senelerde yazmaya hazırlandığım "Son Osmanlılar" isimli kitabıma bilgi ve belge bulabilmek için yurtdışındaki evinde daha önce birkaç defa ziyaret ettiğim padişah torununa müşterek dostlarımızla bir gün öğleye doğru "hoşgeldiniz" ziyareti yaptık ve beraberce öğle yemeğine gittik.

        Sohbet sırasında "Mâlûm, İstanbul'dan daha çocukken kovuldum... Neredeyse 70 senedir cedlerimin türbelerini ziyaret etmedim. Türbeler acaba açık mı? Ziyaret edip fatiha okumam mümkün mü?" diye sordu.

        Padişah türbeleri o günlerde içleri perişan halde olmasına rağmen açıktı. Yemekten hemen sonra ziyaret edebileceğimizi söyledim, restorandan çıktık ve kabir turuna Süleymaniye'den başladık...

        Kanunî'nin sandukasının önünde durdu, "Âââh dedeciğim" diye fısıldarcasına bir söz söyledi, ellerini açıp huşû içerisinde uzun uzun dua etti ve oradan Hürrem Sultan'ın hemen ilerideki türbesine geçtik. Büyük büyük büyükannesinin sandukasının önünde de fatiha okudu ama Kanunî'nin huzurundaki ruhâniyet orada pek yok gibi idi...

        Süleymaniye'den Sultanahmet'e, Ayasofya'nın avlusuna girdik. Sultan İbrahim ile Birinci Mustafa'nın türbelerinin bulunduğu eski vaftizhâne kapalı idi... Fatihayı pencereden okudu, ayrılırken "Bilooor musunuz, hepimiz Deli İbrahim'den geliriz" diye espri yaptı, oradan Sultahahmet Camii'ndeki Birinci Ahmed'in türbesine gittik ve olan orada oldu...

        MOSKOF MU, RUM MU?

        İçeride başka ziyaretçiler de vardı. Yaşlı sultan sandukaların kime ait olduğunu sordu, önce Birinci Ahmed'in başucuna gitti, yine "Âââh dedeciğim" diye fısıldadı, orada da uzun uzun dua etti. Aynı yerde bulunan Dördüncü Murad'a, Genç Osman'a ve diğer hanedan mensuplarına da fatihalar okudu ve bir başka büyük sandukanın önüne gelip "Bu sanduka kime ait beyefendi?" diye sordu. Benden "Kösem Sultan vâlidenizin efendim" cevabını alınca çehresi bir anda değişti ve "Moskof karııı! Rum karııı! Evlâd katili! Ben buna fatiha okumam" diye haykırdı...

        Söylediklerini duyan diğer ziyaretçiler başımıza toplanıp "Ne diyorsun hanım? Burada koskoca bir sultan yatıyor. Sen deli misin?" diye bağırmaya başladılar. Onlar bağırdıkça yaşlı sultan "Size ne? O benim ninemdir ama evlâd katilidir" diye karşılık verdi. Tartışma büyüdü, başka çare kalmadığı için yüzleri bana dönük ve hâlâ bağırmakta olan ziyaretçilere sağ elimin işaret parmağını sağ kulağımın etrafında çevirmeye başlayarak mâlûm hareketi yaptım, sol işaret parmağımı da burnumun üzerine götürüp "Anlayın işte, susun!" demeye çalıştım, anladılar ve söylene söylene başımızdan çekildiler.

        Tarihimizdeki önemli bir şahsiyeti sevip sevmemek için mutlaka TV dizilerinden etkilenmeye ihtiyaç yoktur, böylesine hislere ve düşüncelere sahip olmak için asırlardır devam edegelen söylentiler zaten kâfidir...

        Günün Önemli Manşetleri