Trump’ın İran tarifesi: Çin’in 'çaydanlığından' kara ablukasına 5 ekonomik silah
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ekonomisine "ezici darbeler" indirme tehdidinin ardından gözler Washington'ın atacağı yeni adımlara çevrildi. Hazine Bakanı Scott Bessent'in birkaç gün içinde "daha önce benzeri görülmemiş" önlemlerin açıklanacağını duyurması, Tahran'a karşı yeni baskı paketinin yalnızca klasik yaptırımlarla sınırlı kalmayacağı beklentisini güçlendirdi. Washington'ın önünde Çin'de "çaydanlık" olarak bilinen bağımsız rafinerileri sıkıştırmaktan Çin bankalarını hedef almaya, İran'ın yaptırımları delmek için kurduğu şirketlerle bir çeşit "köstebek vurma" oyununa girişmekten kara ablukası ve ikincil gümrük vergilerine kadar uzanan beş seçenek bulunuyor. Ancak seçeneklerin her biri İran kadar Washington'ın müttefikleri ve Çin'le ilişkileri açısından da ciddi riskler taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik ekonomik baskıyı daha önce görülmemiş bir seviyeye çıkaracağının işaretini verdi. Trump’ın İran ekonomisine “ezici darbeler” indirileceğini açıklaması, Hazine Bakanı Scott Bessent’in Washington’ın Tahran’a karşı yakın zamanda, hatta birkaç gün içerisinde “daha önce benzeri görülmemiş” önlemler uygulayacağı yönündeki sözlerinin hemen ardından geldi.
Yeni paketin ayrıntılarının çok fazla bekletilmesi de beklenmiyor. Bessent’in yarın saat 14.00’te (ABD saati ile) düzenleyeceği basın toplantısında alınacak kararların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşması planlanıyor.
Ancak Washington’ın İran’a yönelik yaptırım dosyası yeni açılmış değil. ABD, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, 1970’lerin sonlarından bu yana İran’ın nükleer programı, insan hakları ihlalleri ve silahlı gruplara verdiği destek gerekçeleriyle Tahran yönetimine çeşitli yaptırımlar uyguladı. Ticari kısıtlamalar ve ambargolar devreye sokulurken İran’a ait çok sayıda varlık da donduruldu.
Şubat ayının sonunda savaşın başlamasıyla birlikte ABD’nin yaptırım politikası yeni bir aşamaya geçti. Washington, İran’ın deniz taşımacılığı, enerji ve finans sektörlerine yönelik ilave yaptırımlar getirirken ülkeye karşı deniz ablukası uygulamaya başladı. ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) verileri de baskının ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana binden fazla kişi, gemi ve uçak yaptırım kapsamına alındı.
Son önlemlerde özellikle İran petrolünü dünya pazarlarına ulaştırmakta kullanılan ve “gölge filo” olarak tanımlanan yapı hedef alındı. Deniz taşımacılığı sigortası sağlayan bazı şirketlerin yanı sıra Tahran’ın silah temin etmesine yardımcı olduğu belirtilen şirketler ve kişiler ile dijital varlık borsaları da yaptırım listelerine girdi. Bu operasyonların İran bağlantılı olduğu değerlendirilen yaklaşık 500 milyar dolarlık kripto varlığın dondurulmasına yol açtığı belirtiliyor.
Tahran ise Washington’ın yeni yaptırım hazırlıklarına sert tepki gösteriyor. İran yönetimine göre yeni önlemler, zaten ağır baskı altında bulunan ülke ekonomisinin üzerindeki yükü daha da artırmayı amaçlıyor. İran limanlarına yönelik Amerikan deniz ablukası devam ederken Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol sevkiyatlarının da büyük ölçüde durması, ekonomik tabloyu daha ağır hale getiriyor.
İran’ın, izin verilmemiş petrol tankerlerinin bu stratejik su yolundan geçmeye çalışmaları halinde vurulacakları yönündeki tehdidi de Hürmüz’deki ticari trafiği daha riskli hale getirmiş durumda. Böylece yaptırımların baskısı altındaki İran ekonomisi bir taraftan finansal ve ticari kısıtlamalarla, diğer taraftan enerji ihracatındaki daralmayla karşı karşıya bulunuyor.
Washington’daki asıl soru ise şu: İran zaten binlerce yaptırımın altındayken Trump yönetimi ekonomik baskıyı daha ne kadar ileri götürebilir?
1- Çin’in “Çaydanlıkları” Trump’ın Ateşine Konabilir
Washington’ın önündeki ilk seçenek, İran petrolünün en önemli müşterisi Çin’deki bağımsız rafineriler. Çin’de “teapot”, yani “çaydanlık” olarak adlandırılan bağımsız petrol rafinerileri, ülkenin toplam rafineri kapasitesinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Bu işletmelerin önemli bölümü oldukça düşük kâr marjlarıyla çalışıyor; bazı dönemlerde ise marjların negatife kadar gerilediği belirtiliyor.
Kpler’in 2025 verilerine göre Çin, İran’ın petrol ihracatının yüzde 80’den fazlasını satın alıyor. Bu ticaretin önemli bir bölümü de söz konusu bağımsız rafineriler üzerinden yürütülüyor. Tam da bu nedenle Washington’ın hesabında “çaydanlıklar” önemli bir yer tutuyor. ABD, İran’a doğrudan uyguladığı yaptırımların yanı sıra yaptırım altındaki bir ülkenin ticaretini kolaylaştıran üçüncü taraf şirketleri cezalandırmak amacıyla “ikincil yaptırımları” devreye sokabiliyor.
Daha önceki Amerikan yaptırımları, Çin’deki daha büyük bağımsız rafinerilerin bir bölümünün İran petrolü satın almaktan uzaklaşmasına yol açmıştı. Habertürk’e bilgi veren uzmanlarına göre daha küçük bağımsız rafineriler, ABD finans sistemiyle bağlantılarının sınırlı olması nedeniyle Washington’ın baskısına karşı görece daha korunaklı durumda.
Başka bir ifadeyle Trump yönetiminin önünde ironik bir sorun bulunuyor: İran petrolünün musluğunu kısmak istiyorsa önce Çin’in “çaydanlıklarının” altındaki ateşi söndürmesi gerekiyor.
2- Sırada Çin Bankaları mı Var?
İkinci ve çok daha riskli seçenek, doğrudan Çin finans sistemine uzanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran’la yapılan işlemlere aracılık ettiği düşünülen Çin bankalarına karşı yeni yaptırımlar uygulayabilir. OFAC daha önce Çin ve Hong Kong merkezli bazı küçük kuruluşları, İran petrolüyle bağlantılı milyarlarca dolarlık işlemleri gerçekleştirmek ve Tahran’ın silah alımlarının finansmanına yardımcı olmakla suçlayarak ikincil yaptırımlar kapsamına almıştı.
Ancak Washington’ın şimdi çok daha büyük oyunculara yönelme ihtimali bulunuyor. ABD Hazine Bakanlığı, iki büyük Çin bankasını, sistemlerinden İran’a ait fonların geçirildiğinin tespit edilmesi halinde ikincil yaptırımlarla karşılaşabilecekleri konusunda daha önce uyardı. Buna rağmen Washington şimdiye kadar söz konusu iki bankayı doğrudan yaptırım listesine almadı. Amerikalı yetkililer bankaların isimlerini de açıklamadı.
Yaptırım uzmanlarına göre bu iki büyük bankanın hedef alınması ya da büyük Çin finans kuruluşlarına yönelik başka yaptırımların devreye sokulması, piyasalar ve diğer finans kuruluşları üzerinde oldukça güçlü bir caydırıcı etki yaratabilir.
Fakat bu seçenek Washington açısından bedelsiz değil. Çin’in büyük finans kuruluşlarına yönelik Amerikan yaptırımları, İran dosyasını bir anda Washington-Pekin geriliminin merkezine taşıyabilir. Uzmanlar, Pekin’in böylesi bir adıma karşılık verebileceği uyarısında bulunuyor. Dolayısıyla Trump’ın İran ekonomisini sıkıştırmak için Çin bankalarının kapısını çalması mümkün; ancak kapının diğer tarafından Pekin’in çıkma ihtimali de oldukça yüksek.
3- Yaptırımların “Köstebek Vurma” Oyunu
Üçüncü seçenek, Washington’ın yıllardır sürdürdüğü yaptırım politikasını daha agresif biçimde devam ettirmesi. ABD, İran’ın yaptırımları aşmasına yardımcı olan İranlı kişi ve kuruluşları hedef almaya devam edebileceği gibi Çin’de veya başka ülkelerde bulunan aracılara karşı da yeni önlemler uygulayabilir. Washington açısından amaç, İran’ın yaptırımları delerek gelir elde etmesini ve bu kaynakları savaş faaliyetlerinin finansmanında kullanmasını mümkün olduğunca zorlaştırmak.
Habertürk’e konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD’li diplomatik kaynaklara göre, Bessent’in açıklamalarının işaret ettiği muhtemel alanlardan biri de mevcut yaptırımların uygulanmasının daha fazla sıkılaştırılması. Bunun özellikle İran petrolünün taşınmasında görev alan nakliye şirketlerini, petrol alıcılarını ve İran’ın ithalatının ödemelerinde kullanılan para transferlerini gerçekleştiren aracıları hedef alabileceği değerlendiriliyor.
İran’ın hava taşımacılığı sektörüne yönelik yeni yaptırımlar uygulanması da seçenekler arasında. ABD’nin Hürmüz üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığına abluka uygulamasının ardından havacılık sektörünün daha fazla hedef alınması, İran’ın dış ticaretini alternatif yollar üzerinden sürdürme kapasitesinin zayıflatılmasını amaçlayabilir.
ABD Hazine Bakanlığı kısa süre önce İran’ın petrol gelirlerini ithalatla takas etmesine yardımcı olmak amacıyla kurulduğu belirtilen bazı şirketlere yaptırım uygulamıştı. Fakat Habertürk’e değerlendirme yapan ABD Maliye Bakanlığı kaynaklarına göre, burada temel bir problem var: Washington bir şirketi kapatıyor, Tahran onun yerine yenisini kuruyor.
Kaynaklar bu süreci ünlü “Whac-A-Mole”, yani “köstebek vurma” oyununa benzetiyor. Oyunda köstebek figürleri farklı deliklerden rastgele çıkar ve oyuncunun, yeniden kaybolmadan önce onları hızla çekiçle vurması gerekir.
İran yaptırımlarında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. ABD bir şirketi, finansal kanalı ya da aracıyı yaptırım listesine aldığında Tahran yeni şirketler ve yeni mekanizmalar oluşturarak boşluğu doldurmaya çalışıyor. Kaynaklara göre bu yöntem İran’ın davranışında esaslı bir değişiklik yaratmıyor. Washington çekici kaldırıyor, Tahran ise başka bir delikten çıkıyor.
4- Deniz Yetmedi, Masada Bir de Kara Ablukası Var
Trump yönetiminin önündeki en radikal ve uygulanması en zor seçeneklerden biri ise İran’a yönelik kara ablukası. Bazı Amerikalı yetkililer ve ABD bürokrasisi üzerinde baskın rol oynayan İsrailli yetkililer, İran’ın kara sınırları üzerinden gerçekleştirdiği ticareti de hedef alan bir abluka ihtimalini gündeme getirdi.
Ancak haritaya bakıldığında bu seçeneğin neden son derece karmaşık olduğu ortaya çıkıyor. İran; Irak, Türkiye, Pakistan, Afganistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve Ermenistan ile kara sınırına sahip. Dolayısıyla etkili bir kara ablukasının uygulanabilmesi için bu ülkelerin farklı seviyelerde desteğine veya işbirliğine ihtiyaç duyulacak.
Trump yönetiminin Afganistan dışında söz konusu ülkelerin tamamıyla değişen seviyelerde yakın ilişkileri bulunuyor. Ancak diplomatik ilişkiler tek başına yeterli değil. İran’ın özellikle bazı sınır bölgelerinin dağlık yapısı, sınır hareketliliğinin tam anlamıyla kontrol edilmesini son derece zorlaştırıyor.
Washington’ın bazı ülkeler üzerinde kullanabileceği pazarlık kozları da bulunuyor. Bunlardan biri Pakistan. İslamabad yönetimi yakın zamanda ABD Hazine Bakanlığı’ndan 10 milyar dolarlık bir para takası hattı elde etmeye çalıştı. Washington’ın bu ekonomik talebi Pakistan üzerinde baskı aracı olarak kullanıp kullanamayacağı tartışılıyor.
5- Bir diğer kritik ülke ise Türkiye
Ankara’nın Amerikan F-35 savaş uçağı programına yeniden dönme isteği, Washington’ın Türkiye ile yapacağı olası pazarlıklarda kullanabileceği başlıklardan biri olarak karşımıza çıkabileceği konuşuluyor. Türkiye’nin, İran ile ticareti genel itibari ile zaten sınırlı. Türkiye ve Irak’ın sınır kapılarını ticarete kapatması ABD hazine bakanlığı yetkilileri tarafından da beklenmiyor. Ama ABD’nin bu koşulları da zorlaması bekleniyor.
Ancak kara ablukasının sonuçları yalnızca İran yönetimini etkilemeyecek. İran’ın gıda, enerji ve tekstil ithalatının kesilmesi veya ciddi biçimde sınırlandırılması doğrudan İran halkının günlük yaşamı üzerinde çok ağır sonuçlar yaratabilir. Üstelik uzmanlar, böylesine ağır bir ekonomik baskının otomatik olarak İran içerisinde kitlesel protestolara yol açacağının ya da yönetim üzerinde istenen siyasi baskıyı oluşturacağının garanti olmadığını düşünüyor.
Kısacası kara ablukası kâğıt üzerinde İran’ın ekonomik nefes borularından birini daha kapatabilir; fakat binlerce kilometrelik sınırı mühürlemek, Washington’ın yaptırım listesine birkaç isim daha eklemesinden çok daha karmaşık bir operasyon anlamına geliyor.
6- Trump’ın Eski Silahı: “İran’la Ticaret Yaparsan Vergiyi Ödersin”
Beşinci seçenek ise Donald Trump’ın ekonomi politikasında sık sık başvurduğu gümrük vergilerini İran dosyasına taşımak. Washington, İran’la ticaret yapan ülkelerden ABD’ye gelen mallara “ikincil gümrük vergileri” uygulamayı değerlendirebilir. Bu durumda yaptırımın mantığı yalnızca İranlı şirketleri cezalandırmak olmaktan çıkacak. İran’la ticaret yapan üçüncü ülkelerin şirketleri ve ihracatçıları da Amerikan pazarına girerken ek maliyetlerle karşı karşıya bırakılabilecek.
Trump daha önce birçok kez bu tür ikincil gümrük vergileri uygulamakla tehdit etmişti. Ancak bu seçeneğin önünde ciddi bir hukuki engel bulunuyor. ABD Yüksek Mahkemesi, söz konusu tarifelerin uygulanmasında kullanılan hukuki dayanağı geçersiz kılmıştı.
Washington’da şimdi bu engeli aşabilecek yeni bir gelişme yaşandı. ABD Senatosu birkaç gün önce Rusya’ya yönelik geniş kapsamlı bir yaptırım tasarısını kabul etti. Tasarı içerisinde İran’a yönelik yeni yaptırımlar da yer alıyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde Trump’a gümrük vergileri konusunda yeni yetkiler verilmesi ve Başkan’ın bu yetkileri İran’ın ticaretine veya silah satın alma operasyonlarına yardımcı olan ülkeleri hedef almak amacıyla kullanabilmesi mümkün olacak.
Ancak süreç henüz tamamlanmış değil. Tasarı, yasalaşabilmek için ABD Temsilciler Meclisi’nin de onayını almak zorunda. Burada ise Trump yönetiminin işi kolay olmayabilir. Demokratların yanı sıra bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri arasında da geniş gümrük vergisi yetkilerinin nasıl kullanılacağı konusunda ciddi kaygılar bulunuyor.
Washington’ın Sorusu: İran’ı mı Boğacak, Dünyayı mı Gerilime Sokacak?
Trump yönetiminin önündeki beş seçeneğin ortak noktası, İran ekonomisinin dış dünyayla kalan bağlantılarını mümkün olduğunca daraltmak. Ancak seçenekler sertleştikçe yaptırımların İran sınırları içerisinde tutulması da zorlaşıyor.
Çin’in bağımsız rafinerilerini hedef almak Pekin’le enerji gerilimini büyütebilir. Büyük Çin bankalarına yaptırım uygulamak iki büyük ekonomi arasında finansal misilleme riskini doğurabilir. İran’ın yaptırımları aşmak için oluşturduğu şirketleri tek tek hedef almak Washington’ı sonu gelmeyen bir “köstebek vurma” oyununa sürükleyebilir. Kara ablukası Irak’tan Türkiye’ye, Pakistan’dan Kafkasya’ya kadar İran’ın bütün komşularını denklemin içine sokabilir. İkincil gümrük vergileri ise İran’la ticaret yapan ülkeler üzerinden çok daha geniş bir ticaret savaşının kapısını aralayabilir.
Üstelik Washington’ın İran’a karşı halihazırda uyguladığı deniz ablukası, enerji ve finans yaptırımları, gölge filoya yönelik operasyonları ve binden fazla kişi, gemi ve uçağı kapsayan yaptırım ağı düşünüldüğünde, Trump yönetiminin önündeki mesele artık yalnızca “İran’a yeni bir yaptırım uygulanabilir mi?” sorusu değil. Asıl soru, İran’a ekonomik olarak daha fazla zarar vermek için Washington’ın Çin’le, İran’ın komşularıyla ve hatta kendi ticaret ortaklarıyla ne ölçüde karşı karşıya gelmeyi göze alacağı.
Bessent’in yarın açıklayacağı paketin bu nedenle yalnızca Tahran’da değil Pekin’den Ankara’ya, İslamabad’dan Bağdat’a kadar geniş bir coğrafyada dikkatle izlenmesi bekleniyor. Çünkü Trump’ın masasında “çaydanlıklar”, bankalar, köstebekler, kara ablukası ve gümrük vergileri var. Fakat bu kez asıl mesele, çekicin İran’a nasıl ineceğinden çok, vurulduğunda masanın ne kadarının sallanacağı