TV dizileri
Türk dizilerinin geneli, bildiğimiz hayatları tekrarlayarak anlatmak anlayışı üzerine kurulmuş gibi...
Serdar TURGUT/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR
Diziler, global düzeyde TV yayıncılığının en masraflı yapımları olmasına rağmen en fazla para ve marka olma imkânı getiren bir fenomen olmayı sürdürüyorlar.
Dizilerin global bir piyasası da var.
Amerikan dizileri bu piyasada hayli önemli yer tutuyor, ağırlık onlarda.
Türk dizileri de son yıllarda konuları ve kendilerine özgü anlatımlarıyla ciddi bir başarı kazanmış durumda.
Global dizi piyasasında hayli önemli yer tutan Latin Amerika ülkelerinde ve Ortadoğu’da, Türk dizilerinin çok güçlü bir pazarı bulunuyor.
Ben New York’ta bile Muhteşem Yüzyıl’ın İspanyolca yayınlanan versiyonunun büyük ilgiyle izlendiğini gördüm.
Bu başarıyı sürdürmek, hem Türk televizyonculuğunun marka gücünü artırmak hem de döviz kazanmak açısından çok önemli.
Ancak bir gelişme daha var ki, bu durumun dizicilik anlayışımıza zarar verme ihtimali hayli yüksek.
Bunu da bilip tedbirler almamız gerekiyor.
Dizi trendlerinin ne olduğunu anlamak için global piyasada güçlü yer tutan ve ülkemizde de gösterilen Amerikan dizilerinin nasıl olduklarına bir bakmak gerekiyor.
Türk dizilerinin geneli, bildiğimiz hayatları tekrarlayarak anlatmak anlayışı üzerine kurulmuş gibi.
Oysa son zamanlarda global düzeyde ses getiren tüm Amerikan dizilerinde, bilinenin ve alışılmışın dışındaki hayat ve öyküleri anlatan diziler muhteşem başarılar kazanıyorlar.
Ne demek istediğimi anlatmak için öyle fazla örneğe boğmayacağım sizleri.
Sadece 3 diziden bahsederek argümanımı sağlamlaştırabileceğimi düşünüyorum.
“House of Cards”, “True Detective” ve “Fargo”.
Bu 3 dizi de ele aldıkları konularda son derece ilginç ve alışılmışın dışında sinematik deneyler, yeni anlatım biçimleri deniyorlar.
Bizdeki diziler, bilindik ve alışıldık anlatım biçimlerinin dışına çıkmaktan korkar gibiler.
Bahsettiğim 3 dizi de Türk televizyonlarından bulunup izlenebilir.
Bu nedenle söylediklerimi siz de izleyerek değerlendirme imkânına sahipsiniz.
Özellikle Fargo dizisine dikkat çekmeliyim ki, aynı adı taşıyan filmindeki başarıyı dizide de tekrarlıyorlar.
Tabii bu başarının arkasında filmin direktör ve yapımcısı olan Coen Kardeşler’in dizide de yapımcı olmaları yatıyor.
Belki bizde de eksik olan budur.
Bizde yaratıcı, farklı anlatımlarda bulunabilecek sanatçıların dizilerde yeni deneyler yapmasına fazla izin verilmiyor.
Dizilerde hızlı başarı ve gelir beklentisi var; oysa bazı başarılar, biraz sabredince ve işin arkasında durunca geliyor.
Tabii ki ekonomik gerçekleri reddetmiyorum, ama buna rağmen bazı televizyon kanalları yeni bir anlayışı yerleştirmezlerse Türk dizilerinin kalite sorunu artarak sürecek ve sonuçta bizleri global düzeydeki yerimizden edebilecek duruma gelecektir.
Bence seyirci de yeni anlatımları, yeni deneyleri kabul eder ve beğenir.
Bu tür dizi anlayışı dünyada bence Davis Lynch’in “Twin Peaks” adlı dizisiyle değişti. Bizde de TRT’de gösterildiğinde büyük başarı kazanan bu dizi, yayıncılıkta yeni akımların doğmasına yol açtı.
Bugün global düzeyde büyük başarı kazanan tüm yeni diziler başarılarını biraz da David Lynch’e borçlular.
Bizlerin de yeni dizi trendlerinin dışında kalmamamız gerekiyor. “
Talep böyle” diyerek alıştığımızla yetinirsek büyük darbeler alabiliriz, ama vizyon sahibi yayıncılar bu sarmalı aşmalılılar.