Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Levent ÖZÇELİK / HABERTÜRK CUMARTESİ

Bir yıl aradan sonra tekrar Münih sokaklarındayım. Münih aslında başka bir Almanya... Fazlaca Bavyeralı, biraz snop, biraz geleneksel, fazlaca lüks, alabildiğine şık. Unutmadan diğer Alman şehirlerine göre pahalı... Her zaman olduğu gibi şehrin en güzel semtlerinde biri Balde Platz’da, Isar Nehri’nin hemen kıyısında oturan Münihli arkadaşlarım Aysu ve Reto’da kalıyorum. Burada kalmanın en güzel yanı, nehir kenarında sabahları yaptığım uzun yürüyüşler ve evin hemen altında şehrin en sevdiğim mekânlarından Fugazi...

Kimi turistik, birçoğu lüks pek çok mağaza ve restoran şehrin kalbi Maximillian Caddesi’nde... Bu kez gidiş sebebim yurtdışında 6’ncı satış noktasını Münih’te açan Stepevi halı mağazası. İlk mağazalarını Londra’da açmışlardı, ardından, New York, Milano ve diğerleri geldi. Stepevi’nin yeni mağazası şehrin en güzel meydanlarından Maximillian Platz’da. Mekânın konsept ve tasarımı Zeynep Fadıllıoğlu’nun elinden çıkmış. Alışagelmiş halıların üst üste yığıldığı bir sunum yok. Halı mağazasından çok sanat galerisini andırıyor. Açılışta önce mağazada ardından Mandarin Orient otelin barında verilen davet, şehrin en konuşulan etkinliği oldu. Gecenin sürprizi ise İstanbul mekânlarından tanıdığımız DJ Aydın Katırcıoğlu idi.

Isar Nehri’nde sörf

Evet nehirde sörf. Duy da inanma değil mi? Nehrin suyunun en akıntılı yerlerine sörf tahtasını kapan geliyor. Kesinlikle yapması da izlemesi de çok zevkli. Zaten Münih sporsever bir şehir, yürüyen, koşan, bisiklete binen ve hatta örnekteki gibi sörf yapan Münihlilere her yerde rastlıyorsunuz.

Haus der Kunts

Şehrin en önemli sanat mekânlarından Haus der Kunst’da çok önemli bir sergi var. Yakın dönemde Paris’te sergilenen “A History: Contemporary Art from the Centre Pompidou”. 1980’lerden bu yana 100 sanatçının 160 eseri sergileniyor. Özellikle Thomas Hirschhorn’un, Outgrowth ‘2005’, Huan Zhang’ın , Family Tree ‘2000’, Gabriel Orozco’nun Citroen’i dönüştürdüğü eser kışkırtıcı ve ilgi çekici.

Schumann’s

Burası Münih’in klasiklerinden... Sahibi Charles Schumann’ı aslında tanıyor olabilirsiniz. Schumann uzun yıllar ünlü marka Baldesarini, Boss, Wagner ve Campari markalarının yüzüydü. Yıllarca Fransa ve Almanya’da barmenlik yaptıktan sonra 1982’de artık Münih’te efsane olarak bilinen Schumann’s barı açtı. O günden bugüne hâlâ popüler. Ve uğradığınızda Charles Schumann’ı da görebilirsiniz. Ayrıca Charles Schumann’ın kokteyl kitapları da ünlüdür. Almanya’da pek çok kitapçıda bulabilirsiniz. Gittiğinizde mekânın şefi Yunanlı bar-şefi Kostas İgnatiadis’e selamımı iletin.

Fugazi...

Bu mekânı oldum olası severim. Kahvaltıları şahanedir. Pizzaları da öyle. Yüksek tavanlı geniş bir mekân. Çevrede oturanların gelip uzun saatler geçirdiği bir yer, hem kafe, hem restoran, hem bar, hele hava güzel olursa önündeki masalar dolup taşar. Mesela Alman Milli Takımı kalecisi Neuer’in en çok takıldığı yerlerden biri.