Hikaye değil gerçek
Bir aşk ve ideal hikayesi.
Kazakistan’da geçiyor.
Balkan göçmeni olduğumdan mıdır, çekimlerin büyük kısmı Bulgaristan’da çekildiğinden midir nedir..
Film başlar başlamaz gözlerim yaşardı.
Babamın 1967’de Bulgaristan’da inşa ettiği mescidin tavanına oymalı bir hilal yapması ve sonrasında kardeşleriyle birlikte gördükleri zulümleri hatırlattı bana.
Aslında sıradan görüntülerle başladı film, ama ilk bölümde tempo müthişti.
Cennet ile Niyaz’ın 2. Dünya Savaşı sıralarında başlayan destansı aşkı ve 1990’lı yıllarda dünyanın değişik yerlerine okul açmak için giden Türk öğretmenlerin öyküsünde Fikret Hakan ve Sema Çeyrekbaşı ustalıklarını konuşturmuş.
Niyaz ve Cennet’in gençliğini oynayan Serkan Şenalp ve Hande Soral’ı da çok beğendim.
Atılgan Gümüş ve Yağmur Kaşifoğlu öğretmen ve eşi performanslarıyla filme değer katmışlar.
Aslında filmin beğenilmesindeki ana unsur, gerçek hikayelerden oluşması.
İzmirli varlıklı bir ailenin öğretmen kızının, babasına rağmen kendisi gibi öğretmen eşiyle Kazakistan’a gitmesiyle başlıyor her şey..
Ustaca olduğu kadar amatör hatalar da var filmde.
Tutsaklık günlerinde bebeğin hiç ağlamaması veya nasıl saklanabildiği iyi anlatılamamış.
Yine de bu hatalar bile ‘Birleşen Gönüller’ isimli filmdeki duyguyu öldürmemiş, aksine tüm salonu içine çekmişti.
Sizin de izlemenizi tavsiye ederim.
Erkekler ağlamaz diyorsanız eğer, alın size kendinizi test etme fırsatı.
İdeolojik nedenlerle izin verilmeyen Suudi Arabistan ve İran dışındaki hemen her ülkede her dereceden okul ve üniversite açıldı son 20 yılda.
Hepsinde bayrağımız dalgalanıyor, hem İslam, hem Türk kültürü öğretiliyor; her yıl Türkçe Olimpiyatları düzenleniyor.
Ve “her okulun girişinde” Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün posteri ve “Atatürk Köşesi” karşılıyor ziyaretçileri.