Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Haftanın gündemini Başkanı Yıldırım Demirören’in Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olarak yaptığı açıklamalar oluşturdu. Açıklamaların geneline baktığımızda ortada yine temel sorunlar var. Kulüplerin genel yapısı ve statüsü büyük bir problem. Federasyonun seçim şekli ciddi bir sıkıntı. Güç sahibi görünen merkez olarak, TFF aslında güçlü değil. Özerk gibi görünmesine rağmen ciddi şekilde kulüplere bağımlı. Özellikle Süper Lig kulüplerinin ağırlıkta olduğu seçim sistemi, TFF’nin özerk olmasının önündeki en büyük engel.

        Yalnızca Süper Lig kulüpleri imza toplasa, bugün TFF’yi seçime götürebiliyorlar! Dünyanın hiçbir yerinde yalnızca Süper Lig kulüplerine böylesine bağlı özerk bir federasyon göremeyiz. O yüzden bu yapı sürekli tehdit altında.

        Tehdit altında olduğu için de, kulüp başkanları gündemi hakemler üzerinden, federasyon üzerinden, istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar. Federasyonun yaptırım gücü yok. Sadece maça gelmemek gibi bir cezayla bu işin artık yönetilemez bir noktaya geldiğinin herkes farkında. O yüzden federasyon başkanı da devleti göreve çağırıyor.

        Fakat bu çağrı eksik.

        Türkiye’de bu sistemi yeniden dizayn edebilecek kurum siyaset kurumu. Federasyonun seçim kanununun yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Seçim yapısı değiştirilerek kulüplerin tehdit boyunduruğundan kulüpleri çıkarıp gerçek anlamla bir özerkliğe kavuşmak gerekiyor.

        İkinci nokta da kulüpler kanunu. Doğru şekilde dizayn edilmiş, yönetenleri hesap verebilir ve kontrol edilebilir hale getirebilmek önemli. Ciddi hukuksuzluğa gidenleri, “Kulüplerin menfaati adına davranıyorum” diye her türlü ‘derebeyliğini’ yapma eğiliminde olanları, spor adamlığı çizgisine çekmek gerekiyor.

        TFF Başkanı tarafından devlete yapılan çağrı, bu şekilde yapılsa yerine oturur. Fakat yalnızca güncel anlamdaki bir olayı önlemek adına yapıldığında çok da ikna edici olmuyor. Bu yapı yerinde olduğu sürece problem üretmeye devam edecek. Ne bugünkü federasyonun ne de bundan sonrakilerin bu işi bu şekilde yönetebilme şansı yok. Çünkü kağıt üzerinde yetkisi var gibi görünen sistemin icra anlamında gücü yok. Olmadığı için de aynı fotoğraf sürekli tekrar ederek karşımıza geliyor.

        Siyasetçilerimiz de olmak üzere herkes bir konuda hemfikir. Futbolun yönetimine siyaset karışmamalı. Buraya kadar sorun yok. Fakat birilerinin bu yapıyı yeniden dizayn etmesi gerekiyor. Kulüplerin, medyanın, futbol adamlarının ve TFF’nin tek başına bu işi yapabilme gücü yok. Bunu hep beraber, siyasetçilerimizi de doğru şekilde ikna ederek gerçekleştirme mecburiyetimiz var. Ondan sonra devleti göreve çağırdığımızda sonuç alabiliriz. Çünkü devletin sistemi kontrol etmek gibi bir yükümlülüğü var.

        Bu noktaya geldiğimizde TFF Başkanı’nın da, futbolun içerisindeki her kesimin de yaptığı çağrı, yerine oturur. Yoksa bu yolda ilerledikçe ‘havanda su dövmeye’ devam ederiz.

        Diğer Yazılar