Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİLİMSELLİK ve doğru bir sistem oluşturulma isteği dünyada her konunun içerisine girmiş durumda. Özellikle spor alanında da bilimin tüm imkanları kullanılmaya çalışılıyor. Bu iş doğru uygulayabilen kulüpler ve ülkeler de çok başarılı sonuçlar elde ediyorlar. Geçenlerde yaşadığım bir olayı bu vesileyle paylaşmak istedim...

        Bir doktor arkadaşım bilimsel bir konu üzerinde bir çalışma yaptığını söyledi, bu konuda benden de yardım talep etti, kan vermemi istedi. Bu çalışmayı Beşiktaş'ın altyapısındaki sporcularla yürüttüğünü ama yerine oturtabilmesi için de başarılı olmuş sporcularla da böyle bir çalışma yaparak teorisini güçlendirmek istediğini belirtti. Ve kan örneğimi alarak testler yaptı. Sonucun da 'üst düzey olimpik seviyedeki sporculara eşdeğer' olduğunu söyledi. Ama işin ilginç tarafı daha sonrasındaki sohbetimizdi. Bu çalışmayı Beşiktaş'ın altyapısında da yaptığını bir tane bu kriterlere uygun üst seviyede bir oyuncu ve ona yakın bir kaç oyuncu daha tespit ettiklerini söyledi. Ancak onu şaşırtan ve etkileyen bölüm ise bu oyuncuların tespit edilmesinden öte doğru eğitilebilmeleri, beslenebilmeleri etkili antrenman metotlarıyla çalışabilmeleriydi. Doktor arkadaş altyapıdaki oyuncuların soyunma odalarının olmadığını, antrenman yapacak çim sahalarının bulunmadığını, hocalarının maaşlarını zar zor ödendiğini veya ödenemediği, oyuncuların beslenme konusundaki sıkıntılarını duyunca hayal kırıklığına uğramış. İşin aslı yıllardan beri bu gerçeğin içinde yaşayan benim açımdansa elbette sürpriz olmadı.

        Aslında bu Türkiye'deki altyapı gerçeğini çok güzel anlatan fotoğraf. Bu örneği bugün Beşiktaşla ilgili yazıyor gibi görünsem de aslında Türkiye'deki diğer kulüplerin de düşünsel anlamda bundan çok büyük bir farkı yok. Ayrıca bu yalnızca futbolla ilgili küçük bir kısmı. Milyonlarca gencimiz ve çocuğumuz yetenekleriyle ortaya çıkmadan kayboluyorlar. Bilimselliği yalnızca bilgisayar kullanmak zannediyoruz. Atletinden jimnastikçisine, yüzücüsünden tenisçisine, güreşçisinden basketbolcusuna kadar sayamayacağımız bir çok branşta bir çok yeteneği doğmadan, olmayan spor sistemimiz dolayısıyla öldürüyoruz.

        Almanya'nın altyapıdaki futbol başarısını, Çin'in olimpik branşlardaki ezici farkını, Rusya'nın salon sporlarındaki üstünlüğünün altında olan gerçekleri görüp, bilip uygulamamak da bir Türkiye gerçeği olarak her zamanki gibi önümüzde duruyor...

        BAŞARISIZLIĞIN altyapısını yapmak

        Altyapıya girdik altyapıdan devam edelim... Devam ederken de milli takımımızın mazeret ölçeği olan altyapımıza da dokunmadan geçmek olmaz. Yapılan U-20 Dünya Şampiyonası ve Akdeniz Oyunları'ndan sonra bu görevlerin başında bulunan Feyyaz Uçar ve Gökhan Keskin'in görevlerine federasyon tarafından (resmi olarak açıklanmasa da) son verildi. Veriliş sebebini gerçekten merak ediyorum... Ama görünen fotoğrafa bakınca ortaya çıkan A Milli Takım'daki başarısızlığın sebebi, altyapılardaki oyuncu yetişmiyor mazeretine yapıştırılarak servis edilmeye çalışılıyor gibi görünüyor. Altyapı konusu çok önemli ama konuşulmasının dışında hiçbir şeyin de yapılmadığı bir konu. Bu işi Türkiye'de gerçekleştirecek ve radikal kararlar alabilecek iki tane kurum var. Birisi Spor Bakanlığı diğeri Futbol Federasyonu. Aslında çözümleri çok basit. Ama bizdeki sıkıntı karar alabilmekten ve uygulamaktan geçiyor. Sporun her branşının okullara sokulması, milyonlarca çocuğumuzun sporla buluşturulup yetenekli olduğu branşlarda eğitilmesini sağlamak. Ama daha da önemlisi yaygınlaştırmak. Tüm spor branşlarını Türkiye'nin her tarafında her bölgesinde yapılır hale getirmek. Bir diğer önemli konu da resmi müsabaka ve maç oynama sıklığını artırmak. Çocukları çok fazla maç oynar hale getirmek. Ve işin uygulayıcı kısmında da bu gençleri eğitecek olan hocaları doğru eğitip sağlıklı bir eğitim sistemine kavuşmak. Bugün Türkiye'nin geldiği imkanlarla bunları yapabilmesi çok zor değil. Aslında devlet doğru kanunlar, doğru kurallar ve yönetmelikler çıkarıp uygulayabilse, uygulatabilse 5 yıl sonra müthiş bir spor ülkesi haline geliriz. Ama maalesef gördüğümüz üzre çok sağlıklı bir spor politikamız yok. Milyonlarca konut izni verdiğimiz yerlerin içerisnde bu insanların bu çocukların nefes alacakları bir tane halka açık spor alanı göremiyoruz. İşe baştan yanlış bakıyoruz. Yanlış bakınca da elde ettiğimiz başarılar günlük olmaktan öteye gidemiyor. O yüzden de "Almanya'dan bu kadar çok oyuncu çıkıyor biz yapamıyoruz" masalını da kendi kendimize okuyoruz.

        Bunlar işin altyapı kısmının genel fotoğrafları olsa da üst tarafta iş başka. Bugün A Milli Takım'ın başarısızlığını kalkıp U-20 ve A2 Milli Takımı'nın hocalarına kesmek kendine günlük mazeret üretmekten başka bir şey değil. U-19'un başında Avrupa Şampiyonası'na gidecek olan Feyyaz Uçar'ın yerine göreve getirilen Okan Buruk'la alınan neticeler de ortada. Merak ediyorum bu şampiyona sonrasında Abdullah Avcı'nın yardımcısı Okan Buruk'un da görevine başarısızlık dolayısıyla son verilecek mi?

        Diğer Yazılar