Torba yasayla insan emeği artık alınıp satılabilecek
ALİ TEZEL ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI DOSYASINI AÇTI ( 1 )
atezel@htgazete.com.tr
Faks: 212 313 74 77
İnsanlar emeklerini işveren ile karşılıklı kendileri pazarlık ederek satıyorlarsa bir tarafa işçi, diğer tarafa da işveren diyoruz. Araya bir başkası giriyor ve insan emeğini pazarlıyorsa ona da kölelik diyoruz.İşte şimdi, TBMM alelacele bir kölelik yasası kabul etti. Kanun numarası 5920 ve "Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi" hakkındaki kanun aynen uygulanmaya başlanırsa insan emeği bir meta olarak alınıp satılabilecek. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, sigorta primi gibi konularda hizmet verdiğiniz kişiler sorumlu olmayacak, emeğinizi satan "Özel İstihdam Büroları" muhatap olacak. Tıpkı kapıdaki bekçisine, odacısına şirket kurdurup, borçlarından ve işçilerine karşı ödemelerinden sıyrılanlar, artık hem de yasal çerçevede bunu yapabilecekler.
KÖLELİĞİN KISA HİKÂYESİ
19'uncu yüzyılın sonlarına, Osmanlı'da ise Gülhane Hattı Hümayunu'na kadar var olan kölelik gereğince, bir insanı bir diğeri satabiliyor, hatta kiralayabiliyordu. Osmanlı kölelik uygulamaları gereğince;
■ Kölelere günde iki öğün yemek verilmesi,
■ Yatacak yer verilmesi,
■ Normal çalışanlara verilen ücretlerin yarısının verilmesi
■ Belli bir süre sonra da kölenin azat edilmesi, gerekiyordu.
Hatta köle, biriktirdiği parayla azatlığını yani özgürlüğünü daha erken de satın alabiliyordu. Cumhuriyet rejimiyle birlikte kölelik kaldırıldı.
Ülkemizde 1850'li yıllarda Batı Anadolu bölgemizde sanayi tarzı üretim ve sanayi için tarımsal üretim (pamuk-incir-üzüm-şarap vs.) yani kapitalist ilişkilerin yoğunlaşmasıyla birlikte, kölelik ve kölecilik İstanbul dışına da taşınmıştır. Plantasyon yatırımcıları, işgücünün büyük bir kısmını Afrika'dan getirilen "zenci" kölelerle karşılamışlardır. Benim de doğduğum topraklar olan İzmir'in Torbalı, Ödemiş, Tire; Aydın'ın Söke, Çine; Manisa'nın Akhisar gibi ilçelerinde gördüğümüz siyahlar da o günlerden kalmadır. Şimdi atalarının köle olarak çalıştıkları tarlalarda kendileri özgürce üretim yapıyorlar.
Yine memleketim İzmir'e aynı yıllarda Afrika'dan çok sayıda köle getirilmiş ve esir pazarları yoluyla da kentlilere satılmışlardır. Ancak, 1890 yılında hattı humayun ile birlikte kölelik bitirilmiş ve 1890'larda azatlı köle erkekleri ilkokula, Bahriye'nin sanayi alaylarına ve askeri bandolara da yerleştirilmişledir. Azatlı köle kadınlar Müslüman evlerine hizmetçi olarak yerleştirilmiş ve maaşlı işçi haline getirilmişlerdir.Velhasıl, 19'uncu yüzyılda işleri kölelere yaptırıyorlardı ama köleye günde iki öğün yemek ver, yatacak yer ver, sonra da yarım aylık ver gibi uygulamalar kapitalizmin iyice azgınlaştığı dönemlerde değişti. Dediler ki:
■ Neden yatacak yer veriyoruz?
■ Neden iki öğün yemek veriyoruz?
■ Ücretini yarım değil tam verelim, yemekten ve yataktan kurtulalım, bunu da öyle bir pazarlayalım ki anlayamasınlar.
Bunun için de "Size özgürlük verdik ama yatacak yer ile yiyeceği kaldırdık" dediler.
AMELE PAZARLARI
Yatacak yeri, yiyecek yemeği olmayan "özgür" insanlar, şehrin çevresinde düzmece evler-barakalar yaptılar, yani şimdinin gecekonduları oluştu. Aynı insanlar bu sefer aç kalmamak adına şehre iş aramaya indiler ve amele pazarları başladı.
İşte şimdi, TBMM alelacele bir kölelik yasası kabul etti. Kanun numarası 5920 ve "Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi" hakkındaki kanun aynen uygulanmaya başlanırsa insan emeği bir meta olarak alınıp satılabilecek.
26 Haziran 2009 günü TBMM tarafından, "5920 SAYILI İŞ KANUNU, İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU VE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN" kabul edildi.