Memura açılım yok mu?
Demokratikleşme deyince mangalda kül bırakmayanlar, açılım deyince demokratik hak ve özgürlükler için bu işin peşindeyiz diyenler... Dağdan inen çetelere insan hakları var diye selam duranlar, alkışlayanlar, ayaklarına hâkimi, savcıyı gönderenler... Sıra memura, işçiye, emekliye gelince demokrasi lafını unutuyor, insan haklarını ise ağızlarına bile alamıyorlar. Üstelik bu konuda AİHM'den ceza aldıklarını, 2004 yılında Anayasa'yı değiştirdiklerini de unutabiliyorlar.
YAZI/
Dün, hükümet yanlısı Memur-Sen hariç bütün memur sendikaları iş bırakma, iş yavaşlatma ve grev denilebilecek eylemler yaptılar ve esasen, toplu görüşme yerine gerçek hakları olan grevli, toplu sözleşmeli sendika hakları için çaba sarf ettiler.
MEMUR GREVİ TAMAMEN YASAL
Memurların bu eylemleri için Başbakan Erdoğan'ın "Yasal değil" sözü doğruyu içermiyor. Bunun da dayanağı 2004 yılında yapılan Anayasa değişikliğidir. Bu değişiklikle Anayasa'nın 90'ıncı maddesine eklenen, "(Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7. md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır" ibaresiyle memurların iş bırakma veya grevleri yasaldır.
Yasal olmayan, bu grevin nasıl yapılacağı konusunda TBMM'nin bir düzenleme yapmamasıdır. Ülkemizin de imza koyduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11'inci maddesine göre sendika kurmak, örgütlenmek ve bunun sonucu olarak da grev veya benzeri eylemlerle amaca ulaşmak için çaba göstermek temel insan haklarındandır.
SENDİKAYA DA YASAL DEĞİL DEMİŞLERDİ
"Hak verilmez alınır" genel kuralı çerçevesinden bakarsak daha doğru hareket etmiş oluruz. Şimdi, "Grev yasal değil" diyen siyasiler gibi ilk memur sendikası kurulduğunda da bazı siyasiler, "Memur sendikaları yasal değil" diye bağırıyorlardı. Fakat, sonunda önce yasal olmasa da sendikalar kuruldu, ardından memur sendikaları konusunda TBMM kanun çıkarmak zorunda kaldı. Şayet, memurlar kendilerine sendika kurma hakkı verecek kanunu bekleselerdi halen bekliyor olurlardı.
Ancak beklemediler ve önce sendikaların kurup ardından da yasalarını çıkarttılar. Şimdi de öyle olacak; önce grevlerini yaparlar, sonra grevle ilgili yasal düzenlemeyi hükümet seve seve TBMM'ye getirir.
AİHM'DE ÇOK DAVA KAYBETTİK
Bu memurların ilk eylemi değil ve gerek siyasiler gerekse valilerin memurlar konusunda açtığı, açacağı ilk soruşturmalar da değil. Bundan önce de memurlara eyleme katıldıkları, sendika kurdukları ve iş yavaşlattıkları için cezalar verildi.
Mesela, KESK 2002 Eylül ayında iş yavaşlatma/bırakma kararı almış ve o zamanın İstanbul Valisi Erol Çakır, tüm kamu kurumlarına yazı göndererek eylemin engellenmesi için her tür önlemin alınmasını, katılanların belirlenmesini ve haklarında yasal işlem yapılmasını istemişti.
Sendika yöneticisi mühendis Erhan Karaçay ile bazı memurlardan eyleme katıldığı iddiasıyla savunma istenir. Karaçay, eyleme katılmadığını ama bırakabilecek işi olsaydı katılmayı istediğini, bunun da yasadışı olmadığını belirten bir savunma yazısı yazar, ama kendisine uyarma cezası verilir.
Sonunda iş AİHM'ye kadar gider ve AİHS'nin ihlal edildiğine karar verilir. Kararda da, "...Sendikal bir karar nedeniyle yapılan eylem için cezalandırmanın demokratik bir toplumda gerekli olmayan bir müdahale olduğu" gerekçe olarak belirtilir.
Yine, 1998 ve 1999 yıllarında Boğaziçi Köprüsü'nde gişe memurları tarafından iş bırakma/yavaşlatma eylemleri yapılmış ve araçlara köprüden "ücretsiz" geçiş yaptırmaları sonrasında bu memurlara, devlet borç çıkarmıştı. Bu olay da mahkeme ve Yargıtay aşamalarından sonra AİHM'ye gitti ve AİHM 17.07.2007 tarihinde verdiği kararla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "toplanma ve örgütlenme hakkına dair sözleşme hükmünün ihlal edildiğine, sendika/örgütlenme hakkına yapılan müdahalenin demokratik bir toplum için gerekli olmadığına" karar verip memurların borçlu olmadığını, çalışma koşullarını savunmak amacıyla üyesi oldukları sendika tarafından düzenlenen toplu eyleme katılma hakkını kullanan gişe memurlarının tazminatla sorumlu tutulmasının, sözleşmenin ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir. Ayrıca Türkiye'ye de bu konuda gerekli yasal düzenlemeyi yapması gerektiğini şu sözlerle hatırlatmıştır:
"...Sözleşme ile korunan toplanma ve örgütlenme hakkı, sendika üyelerine çıkarlarını koruyabilme amacıyla seslerini duyurma özgürlüğünü verirken, aynı zamanda, bu haklardan etkili bir şekilde faydalanılmasını teminen gerekli düzenlemeleri yapmak üzere devlete pozitif yükümlülük getirmektedir. Ayrıca, sözleşme kapsamında, sendika üyeleri tarafından gerçekleştirilecek toplu eylemlere sözleşmeci devlet tarafından izin verilmesi gerekmektedir."
EMEK MÜCADELESİNE SAYGI
Dün birçok memur eylem yaptığı için bazı kamu işleri aksadı. İşlerimize, evlerimize gidemedik, hastanelerde acil dışında sağlık yardımı alamadık vs. Ancak unutmayınız, tüm dünyada olduğu gibi emeğiyle geçinen insanlar çoğunlukta. Kendi emeğimizin de değerli olması adına bu emek eylemine saygı göstermeliyiz. Zira, onların emeği değerli hale gelirse bizim emeğimiz de değerli hale gelir. Onlar biraz da bizim için eylem yapıyorlar...