Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        31.12.2009 gününe kadar 2822 sayılı yasada bir değişiklik yapılmazsa 1 Ocak 2010 gününden itibaren ülkede yetkili sendikayı mum ve büyüteçle arayacağız ama ne hikmetse yetkililerde ve sendikalarda bir hareket görülmüyor. Çalışanların işten çıkış bildirgelerinin sadece SGK'ya verilmesini içeren kanun değişikliğinin etkileri sebebiyle, 31.12.2009 gününe kadar 2822 sayılı yasa değişmezse, ocak ayından itibaren ülkede yetkili sendika kalmayacak

        5838 Sayılı Kanun 28 Şubat günü Resmi Gazete'de yayınlandı. Böylece ağustos ayından sonra sendikalara yetki verebilmek için Çalışma Bakanlığı'nın yanlış istatistikleri yerine Sosyal Güvenlik Kurumu'nun istatistikleri geçerli olacak. Bu da sendikaları yetkisiz, işyerlerini toplu sözleşmesiz bırakacak. İşverenlerin, muhasebecilerin, insan kaynakları elemanlarının en çok şikâyetçi oldukları konu, bir işçi (çalışan) işe alındığında veya işten ayrıldığında 4 yere birden bildirmek zorunda kalmalarıydı. Uygulamalara göre işten çıkışlarda; 1- SGK'ya internet üzerinden 10 gün içinde, 2- SGK'ya aylık prim hizmet belgesi ile takip eden ayın 23'üne kadar, 3- İŞKUR'a 15 gün içinde, 4- Çalışma Bakanlığı'na takip eden ayın 15'ine kadar, bildirmek-bildirge vermek gerekmekteydi. Artık 01.08.2009 gününden itibaren bildirim ikiye düşürüldü.

        1- SGK'ya yapılan bildirimler yeterli sayılıyor 28 Şubat 2008 günü Resmi Gazete'de yayınlanan 5838 Sayılı Kanun'un 01.08.2009 günü yürürlüğe girecek olan 5'inci maddesi ile 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na aşağıdaki ek madde eklenmiştir: "Kuruma yapılan bazı bildirimlerin yeterli sayılması EK MADDE 1- İşverenler tarafından 8'inci, 9'uncu ve 11'inci maddelere göre kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimler; 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 3'üncü maddesi, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 62'nci maddesi, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48'inci maddesi ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 3'üncü maddesi hükümleri uyarınca bakanlık ile ilgili bölge müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumu'na yapılması gereken bildirimlerin yerine geçer. Ticaret sicili memurluklarınca işyeri tesciline ilişkin kuruma yapılan bildirimlerin dışında, ayrıca bakanlık ilgili bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulmaz. Geçici 20'nci maddede belirtilen sandıklar, kuruma devir tarihine kadar iştirakçilerinin sandıkla ilgilerinin başlama ve sona ermesine ilişkin bildirimlerini en geç on gün içinde kuruma yaparlar. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." Buna göre, SGK'ya yapılan işe giriş ve işten ayrılış bildirimlerinin İŞKUR ve Çalışma Bakanlığı'na yapılan bildirimler yerine geçmesi kanunlaştırılmıştır. Bu duruma en çok yukarıda şikâyetçi olarak gösterilen muhasebeciler-mali müşavirler sevinecek ama sendikalar hayli üzülecektir.

        2- Sendikalar yetki almakta güçlük çekecekler 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun "Yetki" başlıklı 12'nci maddesine göre, "Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunun (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) üyesi bulunduğu işçi sendikası..." yetki alabilir ve bu yetkinin belirlenmesinde de aynı madde gereğince, "Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde onunun tespitinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanacak istatistikler esas alınır"... Yani bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için o işkolundaki işçi sayısının en az yüzde 10'unu üye yapmış olması gerekir. Mesela, bir işkolunda 3 milyon işçi varsa sendikanın 300 bin üyesi olmalı ki TİS yani toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi alabilsin.

        A- Çalışma Bakanlığı'na göre 5 milyon işçi varmış ve yüzde 60'ı sendikalıymış SGK'ya göre 15 milyon işçi varken, Çalışma Bakanlığı istatistiklerine göre sadece 5 milyon işçi var; daha doğrusu bakanlık, sendikalardan dilediğine yetki vermek için işçi sayılarını işkollarına göre düşük göstermektedir. Bunun için de işverenlerce kendisine göre işçi giriş (ek-1) ve işçi çıkış (ek-2) formlarından dilediği kadarını rakamlara yansıtmaktadır. Çalışma Bakanlığı, sırf işçi sendikaları yetki alabilsin diye işçi sayılarını düşük tutmakta ve buna uygun istatistikler yayınlamaktadır. Mesela, 2009 yılı ocak ayına ait Çalışma Bakanlığı'nın yanlış istatistiklerine göre ülkedeki toplam işçi sayısı 5.434.433 olup bu işçilerin de yüzde 58.98 yani 3.205.662 kadarı sendikalıymış.

        Çalışma Bakanlığı'na göre 2009 yılı ocak istatistik raporuna göre toplam işçi sayısı ve sendikalı olanlar

        AKTİF SİGORTALILAR

        Sayıları

        1- Zorunlu 13.169.130 2- Çırak 249.292 3- Topluluk (Av.-Noter) 31.819 4- Tarım SSK 202.000 5- Tarım Bağ-Kur 1.130.483 6- Muhtar 14.091 7- İsteğe Bağlı 496.969 8- Özel Banka-Borsa 320.000 Toplam 15.613.784

        3- 2009 sonuna kadar 2822'deki yetki maddesi yeniden düzenlenmeli Artık 5838 Sayılı Kanun'un 01.08.2009 günü yürürlüğe girmesiyle birlikte Çalışma Bakanlığı'nın yalan-yanlış istatistikleri yerine SGK'nın istatistikleri geçerli olacak. O zaman da hemen hemen hiçbir sendika (demiryolu, havayolu vs.) hariç işkolu bazında yüzde 10'luk işçi sayısı barajını aşamayacakları için ülke yetkisiz sendikalarla dolacaktır. İşverenler için dikensiz gül bahçesi demek olan bu düzenlemeye karşın mutlaka ve mutlaka 2009 yılı sonuna kadar 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nda bir düzenleme yapılmalı, en hafif ifadeyle yüzde 10 barajı yüzde 2 veya 3'e düşürülmelidir.

        HER TARAF FIRSAT KOLLUYOR

        Öte yandan, hükümet bunu fırsat bilerek hem 2821 hem de 2822'de kapsamlı değişiklikleri içeren bir düzenleme yapmayı da amaçlıyor. Tasarı taslağında sendikaları en çok kızdıran ise check-off sisteminin sona erdirilmesinin düşünülmesi. Çünkü check-off sistemi kaldırılıyor, sendikaların üyelerinden gelecek aidatları artık işverenler, işçilerin ücretlerinden kesip sendikaya göndermeyecek, sendikalar üye aidatlarını kendileri toplayacak. Bu arada işverenler de fırsat bu fırsat deyip her zaman istedikleri "kıdem tazminatı"nın kaldırılması talebiyle masaya oturdular.

        BAKANLIĞIN TASARISINDAKİ BAŞLIKLAR

        Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 Sayılı TİSGL Kanunu hakkındaki düzenlemelerde yenileme hazırlıklarını hızlandırdı. Bakanlıkça hazırlanan taslakta sendikaların iç işleyişi ile grev ve toplu sözleşme düzenine ilişkin önemli değişiklikler bulunuyor. Taslağa göre; - Halen 28 olan işkolu sayısı 17'ye indirilecek. - Sendika aidatı işçinin ücretinden otomatik olarak (check-off sistemiyle) kesilmeyecek, işçi sendikaya kendisi ödeyecek. - Tüm işkollarında grev serbest olacak ama o grevin sakıncalı olup olmadığına mahkeme karar verecek. - Bir sendikanın toplu sözleşme yapabilmesi için o işkolunun yüzde 2'sinde örgütlü olması gerekecek. Halen Meclis'te bulunan teklifte bu oran sıfıra indirilmişti. - Sendika yöneticilerinin ücretleri, en yüksek devlet memuru maaşının iki katını geçemeyecek. - Meslek sendikalarının kurulmasının önü açılacak ama bu sendikaların toplu sözleşme yetkisi olmayacak. - Sendikaların genel kurulları 4 yerine 3 yılda bir yapılacak. Bu arada değişiklikler konusunda TİSK, "Bunlar olacaksa kıdem tazminatı da kaldırılsın" diyerek her bulduğu fırsatta kıdem tazminatlarını ortadan kaldırmaya çalışacaktır.

        Diğer Yazılar